Türkiye'nin dini ve sosyal yapısında iz bırakan Hayrettin Karaman, ilahiyatçı, yazar ve gazeteci kimliğiyle tanınan önemli bir isimdir. Yazar, 1934 yılında Çorum'da doğmuştur. Akademik birikimiyle İslam hukuku alanında öne çıkan Karaman, uzun yıllar boyunca fikirlerini geniş kitlelere ulaştırmayı başarmıştır. Özellikle katılım bankalarındaki danışmanlık görevleri ve kamuoyunda yankı uyandıran fetvalarıyla toplumsal tartışmaların merkezinde yer almıştır.
Eğitim Hayatı ve Akademik Yükselişi
Gençlik yıllarında çeşitli dini eğitimler alan Karaman, 1959 senesinde Konya İmam-Hatip Lisesi'nden başarıyla mezun oldu. Eğitim hayatına devam ederek 1963 senesinde İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü'ndeki lisans çalışmalarını tamamladı. Mezun olduğu bu yükseköğretim kurumuna 1965 yılında asistan unvanıyla dönerek akademik kariyerine resmi olarak başlamış oldu. Akademisyenin fıkıh öğretmenliği serüveni, “Başlangıçtan Dördüncü Asra Kadar İslam Hukukunda İçtihad” başlıklı çalışmasını enstitüye sunmasıyla yeni bir aşamaya ulaştı. Öğretmenlik görevine adım atan Karaman, takvimler 1980 yılını gösterdiğinde enstitünün İlahiyat Fakültesi'ne dönüştürülmesiyle birlikte önce doçentlik unvanını elde etti, ardından profesörlük kadrosuna atanarak akademik yükselişini sürdürdü. Enstitüde uzun yıllar boyunca dersler veren akademisyen, 2001 yılının hemen başında resmi olarak emekliye ayrıldı.
Hayrettin Karaman'ın kariyerindeki ve akademik hayatındaki önemli dönüm noktaları şunlardır:
- 1959 senesinde Konya İmam-Hatip Lisesi bünyesindeki dini eğitimini başarıyla tamamlayarak okuldan mezuniyeti.
- 1963 senesinde İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü bünyesindeki lisans düzeyindeki yükseköğrenim çalışmalarını tamamlaması.
- 1965 yılında mezun olduğu İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü bünyesinde asistan olarak akademik göreve başlaması.
- 1980 yılında İlahiyat Fakültesi'ne dönüşen okulda doçentlik ve profesörlük unvanlarını elde etmesi.
- 2001 yılının hemen başı itibarıyla yükseköğretim enstitüsündeki tüm resmi görevlerinden emekliye ayrılması.
Medya Çalışmaları ve Danışmanlık Görevleri
Resmi akademik hayatının sona ermesinden sonra Karaman, birikimini medya organları üzerinden toplumla paylaşmayı kararlılıkla sürdürdü. Bu doğrultuda günlük olarak yayınlanan Yeni Şafak Gazetesi bünyesinde 2019 yılına kadar aralıksız köşe yazarlığı yaptı. Fikirlerini sadece gazete köşesiyle sınırlı tutmayarak Gerçek Hayat Dergisi ve Eğitim-Bilim Dergisi gibi yayınlarda da makaleler yayınladı. Ayrıca fetvalarının ve çeşitli yazılarının yer aldığı kişisel bir internet sitesi kurarak okurlarına dijital ortamda da ulaştı. Uzun yıllar boyunca büyük bir ilgiyle takip edilen köşe yazarlığı serüveni, Aralık 2019 tarihinde yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle resmi olarak son buldu. Yazı hayatından çekilmesine karşın iktisadi alandaki etkinliğini koruyan Karaman, Türkiye Finans ve Vakıf Katılım bankalarının danışmanlık komitelerinde aktif olarak üyelik yapmaktadır.
Toplumsal Gelişmeler ve Tartışılan Fetvalar
Karaman'ın uzun kariyeri çeşitli gelişmelerle kesişmiştir. Bunun en belirgin örneklerinden biri, 2013 yılında toplumsal uzlaşı amacıyla kurulan Akil İnsanlar Heyeti bünyesinde heyet temsilcisi olarak görevlendirilmesidir. İlahiyatçının yakın aile üyelerinin kamu kurumlarındaki üst düzey görevlere getirilmesi ise kamuoyunda çeşitli iddiaları beraberinde getirdi. Karaman'ın oğlu İhsan Karaman'ın Medeniyet Üniversitesi rektörü olarak atanması süreci, yazarın köşe yazılarında hükûmete yönelik ilahi adalet vurguları yapması ve TÜRGEV'e gönülsüz verilen bağışlar için helal fetvası yayımlamasıyla ilişkilendirildi. Oğlu üniversitedeki görevinden Nisan 2019'da alındı. Bu atama tartışmasının hemen ardından, yazarın damadı Prof. Dr. Ahmet Saim Kılavuz Bursa Uludağ Üniversitesi Rektörlüğü makamına getirildi.
Karaman'ın fıkhi yorumları sert tartışmalara yol açtı. Yazarın kaleme aldığı “Polemik değil, diyalog” adlı kitap, bu teolojik tartışmaların en belirgin odak noktalarından biri oldu. Kitabında günümüz Yahudi ve Hristiyan inancına mensup kişilerin de Cennet'e girebileceğini savunması üzerine, kamuoyunda Cübbeli Ahmet Hoca olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü tarafından fasık ilan edilerek sert biçimde eleştirildi. Yazar, sarf ettiği bu ifadeler nedeniyle geleneksel dini çevrelerde fasık olarak itham edilmiştir. Baldız ile evlilik fetvası da tartışılan konulardandır. Ayrıca, evlilik amacıyla kız istemeye giden bir erkeğin abladan vazgeçerek küçük kız kardeşe de talip olabileceği yönündeki fıkhi yorumu kamuoyunda geniş bir şekilde tartışılmış ve eleştirilere hedef olmuştur. Bu fetvalar kamuoyunda büyük bir eleştiri konusudur.