Cumhuriyet dönemi modern mimarisinin en önemli temsilcilerinden biri olan Türk mimar Hayati Tabanlıoğlu, 1927 yılında Ankara'da dünyaya gelmiş ve ülkenin çehresini değiştiren devasa anıtsal projelere imza atmıştır. İstanbul Teknik Üniversitesi'nde aldığı nitelikli eğitimi, Avrupa'daki asistanlık ve doktora çalışmalarıyla taçlandıran usta tasarımcı, kazandığı bu birikimi Türkiye'nin en kritik kültürel ve altyapı projelerine aktarmıştır. Bayındırlık Bakanlığı bünyesinde üstlendiği üst düzey yöneticilik görevleriyle kamu yapılarına yön veren Tabanlıoğlu, 1994 yılında İstanbul'da hayata gözlerini yumana dek çağdaş mimarlık anlayışının öncülerinden biri olmuştur. Mimarın en çok tanınan ve sembol haline gelen eseri ise Taksim Meydanı'na kimliğini kazandıran Atatürk Kültür Merkezi binasıdır.
Seçkin Bir Eğitim ve Avrupa Yılları
Gençlik yıllarında mimarlık eğitimini İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi'nde sürdüren Hayati Tabanlıoğlu, dönemin en saygın isimlerinin öğrencisi olma şansını yakaladı. Emin Onat, Paul Bonatz ve Clemenz Holzmeister gibi efsanevi akademisyenlerin 25-30 kişilik butik sınıflarda verdiği derslerle yoğrulan genç yetenek, 1950 yılında bu okuldan başarıyla mezun oldu. Yolculuğu burada bitmedi. Mezuniyetinin ardından rotasını Avrupa'ya çevirerek 1955 yılına kadar İsviçre ve Almanya'da mesleki çalışmalar yürüttü. Bu süreçte Zürih E.T.H bünyesinde asistanlık yaparak akademik yönünü güçlendirdi. Buradaki deneyimleri ufuk açıcıydı.
Avrupa'da bulunduğu dönemde opera ve tiyatro salonlarının tasarımı üzerine yoğunlaşan mimar, 1954 yılında Hannover Teknik Üniversitesi'nde önemli bir adım attı. Dönemin ünlü Alman mimarlarından Profesör Gerhard Graubner'in yanında opera ve tiyatro konularını ele alan kapsamlı bir doktora çalışması hazırladı. İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki yıkım bağlamında modernist opera binalarının inşasında Graubner ile çalışmak, usta mimarın vizyonunu genişleten en temel unsurlardan biri oldu. Modernist sahne sanatları yapıları üzerine yaptığı bu derinlemesine araştırmalar, onun gelecekteki kariyerinin de en büyük referansı haline gelecekti.
Cumhuriyet Mimarisinin İmzası: Atatürk Kültür Merkezi
Doktora derecesini alarak ülkesine dönen Hayati Tabanlıoğlu, 1956 ile 1980 yılları arasında Bayındırlık Bakanlığı bünyesinde büyük yapılar projeleri İstanbul Bölge Müdürü olarak görev yaptı. Bu esnada ilk büyük mesleki başarısını 1957 yılında elde etti. E. Tokay, A. Tayman ve B. Çinici ile ortaklaşa hazırladıkları Erzurum Üniversitesi Uluslararası Mimarlık Projesi ile birincilik ödülüne layık görüldü. Bu başarı büyük ses getirdi. Bu ödül, usta mimarın ulusal düzeyde adını duyurduğu ilk büyük viraj oldu.
Ancak onun adını Türk mimarlık tarihine altın harflerle yazdıracak olan süreç, İstanbul Opera Binası projesiyle başladı. Temelleri 1946 yılında atılan fakat Bayındırlık Bakanlığı'nın karşılaştığı teknik ve idari sorunlar nedeniyle bir türlü ilerlemeyen inşaatın sorumluluğu Tabanlıoğlu'na devredildi. Usta mimarın Almanya'da savaş sonrasındaki modern opera binalarının inşasında edindiği tecrübeler ve Gerhard Graubner ile yaptığı ortak çalışmalar, bu zorlu göreve getirilmesindeki en büyük etkendi. Görevi kararlılıkla üstlendi. 1956'da üçüncü kez revize edilen proje, yoğun çalışmalar neticesinde 1969 yılında Atatürk Kültür Merkezi adıyla tamamlanarak açıldı.
Ne var ki bu görkemli yapının kaderinde büyük bir acı saklıydı. Açılışından yaklaşık bir buçuk yıl sonra, Kasım 1970'te çıkan büyük bir yangınla bina tamamen kullanılmaz hale geldi. Bu olay tüm ülkeyi sarstı. Cumhuriyet mimarisinin en nadide eserinin yok olması üzerine devlet yetkilileri, yapının küllerinden yeniden doğması için yine Hayati Tabanlıoğlu'nun kapısını çaldı. Yapıyı tekrar inşa etmesi için davet edilen usta mimar, büyük bir özveriyle çalışarak AKM'yi yeniden tasarladı. Tasarım süreci hızla tamamlandı. Binanın ikinci açılışı 1977 yılında gerçekleştirildi.
Havacılıkta Modernleşme Adımı: Yeşilköy Havalimanı
Atatürk Kültür Merkezi'nin başarıyla tamamlanmasının ardından Hayati Tabanlıoğlu, ülkenin dış dünyaya açılan kapısını tasarlamak üzere yeni bir büyük projeye odaklandı. 1983 yılında Türkiye'nin ilk modern ve çağdaş terminal yapısı unvanını taşıyan Yeşilköy Havalimanı düzenlemesi projesini üstlendi. Bu kapsamda havalimanının dış hatlar terminal binası projesine imza atarak, Türkiye'deki modern ulaşım mimarisinin de temellerini atmış oldu. Eser büyük beğeni topladı. Tasarladığı bu devasa ulaşım kompleksi, ülkenin havacılık alanındaki modern vizyonunu simgeleyen en kritik yapılardan biri olarak tarihe geçti. Son büyük eseri bu oldu. Usta mimar, 1994 yılında hayata gözlerini yumdu. Miras bıraktığı yapılar hâlâ yaşıyor.
Usta mimarın mesleki kariyeri boyunca imza attığı en önemli projeler şunlardır:
- Erzurum Üniversitesi Uluslararası Mimarlık Projesi (1957)
- Atatürk Kültür Merkezi Tasarımı ve Yeniden İnşası (1969 / 1977)
- Yeşilköy Havalimanı Dış Hatlar Terminali (1983)
