Türk futbol tarihinin en fazla takım değiştiren kalecilerinden biri olan eski milli kaleci Hasan Okan Gültang, 29 Ekim 1972 tarihinde Adana'da dünyaya gözlerini açtı. Futbol kariyerine başkent temsilcisi Gençlerbirliği'nin altyapısında adım atan yetenekli eldiven, sergilediği performansla kısa sürede dikkatleri üzerine çekti. Dört büyük kulübün hiçbirinde forma giyme şansı bulamamasına rağmen istikrarlı oyunu ve transfer dönemlerinin aranılan ismi olmasıyla yeşil sahalarda derin bir iz bıraktı. Ülke futbolunun gezgin eldiveni, profesyonel kariyeri boyunca birçok farklı kulübün kalesini koruyarak adını unutulmazlar arasına yazdırmayı başardı. Kırmızı-kara renklerle başladığı bu serüvende kazandığı deneyimler, onu Türk futbolunun en özgün figürlerinden biri haline getirdi.
Milli Takım Başarıları ve Akdeniz Oyunları Altını
Milli formayla tanışması çok gecikmeyen başarılı kaleci, farklı yaş kategorilerinde ay-yıldızlı ekibin kalesini koruma onuruna erişti. Kariyerinin en parlak dönemlerinden birini 1993 yılında düzenlenen Akdeniz Oyunları'nda yaşadı. Turnuvada şampiyonluğa ulaşarak altın madalyayı boynuna takan milli takımın kalesini birinci tercih olarak korudu. Genç yaşta gelen bu büyük başarı, onun kalecilik yeteneklerini tüm ülkeye kanıtladığı bir dönüm noktası oldu. Gültang, ay-yıldızlı formayı şu kategorilerde terletti:
- 5 kez A milli takım forması
- 2 kez Ümit milli takım forması
- 5 kez Olimpik milli takım forması
Bu istatistikler, onun uluslararası arenada ne denli güven veren bir eldiven olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Akdeniz Oyunları'ndaki o muhteşem şampiyonluk, Türk futbolunun genç yeteneklerinin zirveye tırmandığı unutulmaz bir destan olarak tarihe geçti. Milli takımdaki başarısı unutulmazdı.
Efsane Kalecilerin Arkasındaki Güç
Milli takımın alt yaş gruplarından itibaren sürekli kadroda yer alan tecrübeli file bekşisi, Türk futbolunun efsane kalecileriyle de kıyasıya bir rekabet içerisindeydi. Gültang, 1994 yılındaki Avrupa 21 Yaş Altı Futbol Şampiyonası elemeleri boyunca Türk futbolunun simge isimlerinden Rüştü Reçber'in arkasında yedek bekledi. Benzer bir görevi daha sonra da üstlenen başarılı kaleci, 1996 Avrupa Futbol Şampiyonası eleme mücadelelerinde ise bir diğer efsane eldiven Engin İpekoğlu'nun yedeği olarak kadrodaki yerini aldı. Milli takım düzeyinde toplamda birçok kez kadroya çağrılan sporcu, her zaman göreve hazır yapısıyla güven veren bir profil çizdi. Dört büyüklerde oynamamış olmasına rağmen böylesine prestijli kadrolarda kendine yer bulabilmesi, onun kalitesinin en büyük göstergelerinden biridir.