Osmanlı askeri tarihinin önemli isimlerinden biri olan Hasan İzzet Paşa, 1871 yılında İstanbul'un Aksaray semtinde dünyaya gözlerini açmıştır. Ali Muhsin Paşa ile Süreyya Hanım'ın oğlu olarak doğan ve 3 Mart 1931 tarihinde Halep'te hayatını kaybeden bu seçkin komutan, ömrünü cephelerde geçirerek Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönem askeri başarılarında kritik roller üstlenmiştir. Kara Harp Okulu ve Kara Harp Akademisi'nde aldığı üstün eğitim, onu genç yaştan itibaren imparatorluğun en zorlu görevlerine hazırlamıştır. Sultan II. Abdülhamid'in bizzat takdirini kazanarak Genelkurmay bünyesinde göreve başlayan subay, Osmanlı-Yunan Savaşı'ndan Balkan Savaşları'na kadar pek çok önemli mücadelede ordunun sevk ve idaresini başarıyla yürütmüştür.
Askeri Eğitimi ve Genelkurmay Yılları
Hasan İzzet Paşa'nın parlak askeri serüveni, o zamanki adıyla Mekteb-i Füsûn-u Harbiyye-i Şâhâne olan Kara Harp Okulu'nda şekillenmiştir. Okuldan 1890 yılında teğmen rütbesiyle mezun olmuştur. Genç subay, eğitim aşkıyla yoluna devam ederek Mekteb-i Erkân-ı Harbiye-i Şâhâne yani Kara Harp Akademisi'ne girmiştir. Akademiden 23 Mart 1893 tarihinde kurmay yüzbaşı rütbesi ile mezun olmayı başarmıştır. Bu üstün başarısı, devletin zirvesinin de gözünden kaçmamıştır. Sultan II. Abdülhamid'in şahsi iradesi ve emri doğrultusunda 26 Nisan 1893 tarihinde Genelkurmay 4. Şube bünyesinde ilk ciddi görevine atanmıştır. Burada üstün gayretle gerçekleştirdiği başarılı çalışmalarının neticesinde 7 Mayıs 1895 tarihinde kolağası rütbesine terfi ettirilmiş, ardından da Üsküp Askerî İdadisi bünyesine öğretmen olarak atanmıştır. Bu önemli tayin, genç subayın askeri hocalık ve eğitimcilik yönünün ilk somut adımı olmuştur.
Cephelerde, Diplomasi Sahnesinde ve Hocalıkta Bir Ömür
Tarihler 21 Nisan 1897'yi gösterdiğinde, kurmay binbaşılığa yükselerek 1897 Osmanlı-Yunan Savaşı'nın ateş hattına gönderilmiştir. Alasonya Ordusu bünyesindeki birliklerde sorumluluk üstlenmiştir. Dömeke Savaşı sırasında sergilediği cesaret, onun askeri dehasını kanıtlar niteliktedir. Cephedeki başarısından sonra 17 Temmuz 1897'de payitahta çağrılmış ve hemen ardından Yunan Sınır Komiserliği makamına getirilmiştir. 30 Kasım 1897'de Edirne Askerî İdadisi Müfettişliği görevine atanarak askeri okullardaki denetim faaliyetlerini sürdürmüştür. Akademideki başarılı yıllarının ardından 21 Mart 1898 tarihinde Kara Harp Akademisi bünyesinde Topçu, Süvari ve Piyade Taktik Öğretmenliği yapmaya başlamış ve tecrübelerini geleceğin kurmaylarına aktarmıştır. Ayrıca Paşa, eğitim alanındaki birikimini daha sonra tayin edildiği Şam Askerî İdadisi Müfettişliği göreviyle de pekiştirmiştir.
Subay, 2 Ekim 1900'de kaymakam rütbesine yükselmiştir. Ardından 23 Nisan 1905 tarihinde miralay rütbesini alarak Osmanlı ordusunda albaylık makamına resmen ulaşmıştır. Subay, 26 Mart 1906'da eski görev yerine dönmüştür. Böylece Genelkurmay 4. Şube'nin yöneticisi olarak kritik bir idari göreve tayin edilmiştir. Aynı zamanda uluslararası askeri platformlarda da boy göstermiştir. Bu kapsamda komşu ülkede düzenlenen askeri tatbikatı yerinde izlemek amacıyla Romanya topraklarına seyahat etmiştir. Bu gözlemleri neticesinde, 4 Ağustos 1907 tarihinde Romanya hükümeti tarafından ikinci sınıf bir madalya ile ödüllendirilmiştir. Yurda dönüşünde ise 25 Haziran 1908 tarihinde Askerî Mahkeme üyeliğine getirilerek adli mekanizmada görev yapmıştır.
Balkan Savaşları ve Son Görevleri
İmparatorluğun son derece hareketli ve çalkantılı dönemlerinde sahaya inen deneyimli komutan, Serez bölgesinde konuşlu olan 17. Piyade Tümeni komutanlığı vazifesine tayin edilerek bölgede stratejik çalışmalar yürütmüştür. 31 Mart Vakası sürecinde, 20 Nisan 1909'da meşhur Hareket Ordusu bünyesindeki Mürettep Fürka'ya başarıyla liderlik etmiştir. Balkan Savaşları patlak verdiğinde ise Doğu Ordusu emrinde, Babaeski mevkiinde konuşlu olan 9. Piyade Tümeni'nin idaresini ele almıştır. Bu kanlı savaşta Petra, Taştabya, Vize ve Çatalca Muharebeleri'nde en ön saflarda çarpışmıştır. Cephedeki üstün performansı ona 19 Aralık 1912'de mirliva rütbesini getirerek tuğgeneralliğe yükselmesini sağlamıştır. Savaşın son safhalarında, 21 Ocak 1913 tarihinde Çatalca Ordusu'na bağlı 1. Kolordu komutanlığı görevine getirilmiştir. Bu ağır vazifeyi nihayete erdirdikten sonra, 6 Mart 1913 tarihinde 18. Piyade Tümeni komutanlığına atanarak askeri dehasını ve tecrübelerini son ana kadar vatan hizmetine sunmuştur.
Deneyimli komutanın cephelerde bizzat yer alarak sevk ve idare ettiği başlıca çatışmalar şunlardır:
- Dömeke Savaşı (1897 Osmanlı-Yunan Harbi)
- Balkan Savaşları kapsamındaki Petra Muharebesi
- Savunma hatlarında kritik öneme sahip Taştabya Muharebesi
- Stratejik geri çekilme ve ilerlemelerin yaşandığı Vize Muharebesi
- Payitahtın kapısı sayılan Çatalca Muharebeleri
