Kamuoyunda "Adnan Hoca" olarak tanınan Adnan Oktar, 2 Şubat 1956 tarihinde Ankara'da dünyaya geldi. Annesi Mediha, babası ise Yusuf olan Oktar, erken yaşta babasını kaybetmenin zorluğunu yaşadı. Eğitim hayatına bu kentte başlayan figür, ortaokulu Cebeci'de, lise öğrenimini ise Kurtuluş'ta tamamladı. Yükseköğrenim için 1979 yılında İstanbul'a adım atarak Devlet Güzel Sanatlar Akademisi İç Mimari Bölümü'ne kaydoldu. Ancak buradaki eğitimini yarıda bırakarak İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe ve Tarih Bölümü'ne geçiş yaptı. Ne var ki bu bölümü de tamamlamadan akademik serüvenine son verdi.
Kendi cemaatini kurarak dini ve felsefi alanda faaliyet göstermeye başlayan Oktar, Nur ekolüne yakınlığıyla dikkat çekti. Soyunun Hz. Muhammed'e dayandığını ileri süren yazar, kurucusu olduğu Bilim Araştırma Vakfı (BAV) aracılığıyla geniş kitlelere ulaştı. 1993 yılında Eskişehir Hava Hastanesi'nden aldığı askerliğe elverişsiz raporu sayesinde askere gitmedi. Fakat 18 Ağustos 2000'de yürürlüğe giren bedelli askerlik uygulamasından faydalanıp ödemesini gerçekleştirerek terhis belgesini edindi.
Harun Yahya Mahlası ve Tartışmalı Yayıncılık Faaliyetleri
Düşüncelerini geniş çevrelere yaymak amacıyla Harun Yahya takma adını kullandı. Bu ismi, hürmet duyduğu Harun ve Yahya peygamberlerin isimlerinden türetti. Bu mahlas altında ateizm, Darwinizm ve Siyonizm karşıtı görüşlerini savunduğu çok sayıda kitap ve belgesel hazırladı. Oktar'a göre evrim teorisi, doğrudan materyalizm, nazizm, komünizm ve Budizm ile bağlantılı olan şeytani bir ideolojidir. Kendisi, bu teorinin Hıristiyanlığın kökten dinci unsurlarına hizmet ettiğini ve insanları İslami değerlerden uzaklaştırmayı amaçladığını savundu. Bir dönem Milli Gazete ve Akit Gazetesi'nde makaleleri yayımlanan yazar, bu mahlasla tam 300 kitap kaleme aldı. Bu eserler dünya genelinde 70'ten fazla dile çevrildi. Yayımladığı eserler arasında öne çıkanı ise 450 sayfalık eleştirel bir reddiyeye konu olan Yaratılış Atlası'dır. Akademisyenler ve bilim insanları, bu kitaptaki iddialara 'Harun Yahya Safsatası ve Evrim Gerçeği' adlı eserle karşılık verdi.
Yazarın kaleme aldığı diğer önemli eserlerden bazıları şunlardır:
- Yahudilik ve Masonluk
- Âhir Zaman ve Dabbetü'l-Arz
- Evrim Aldatmacası
- Kur'an Bilime Yol Gösterir
- Hücredeki Mucize
- Atom Mucizesi
- Balarısı Mucizesi
- Bitkilerdeki Yaratılış Mucizesi
- Canlılardaki Fedakârlık ve Akılcı Davranışlar
- Dinimizi Öğrenelim
- Örümcekteki Mucize
- Allah Akılla Bilinir
Ekranlardaki Söylemler ve Toplumsal Tepkiler
Adnan Oktar grubu; televizyon, internet siteleri ve çeşitli yayın organları vasıtasıyla mehdilik, ahir zaman, yaratılış ve İsa'nın dönüşü gibi temaları sürekli gündemde tuttu. Özellikle kendisinin kurduğu TV kanalında, estetik görünümleriyle benzerlik gösteren ve 'Kedicikler' olarak adlandırılan kadınlarla yaptığı dini sohbetler büyük tartışmalara yol açtı. Muhafazakar ve dindar kesimler bu programlara yoğun tepki gösterdi. Oktar ise eleştirilere yanıt verirken kendisinin bir alim olmadığını, cahil ve sıradan bir insan olarak bu konuları toplumun gündemine taşımak istediğini dile getirdi. Yazar ayrıca 1986'da yayımladığı Yahudilik ve Masonluk adlı kitabıyla da antisemitizm suçlamalarının hedefi oldu. Bu kitapta, Türkiye'deki Yahudi ve Masonların amacının halkın ahlaki ve dini değerlerini bozmak olduğunu iddia ederek tepkileri üzerine çekti.
Gözaltı Süreci, Tarihi Davalar ve Yargı Kararları
Oktar ve grubunun faaliyetleri, 11 Temmuz 2018'de İstanbul Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen büyük bir operasyonla son buldu. 4 ilde eş zamanlı yürütülen operasyon kapsamında, Oktar İstanbul Çengelköy'deki malikanesinde gözaltına alındı. 18 Temmuz 2018 tarihinde çıkarıldığı nöbetçi mahkemece tutuklanan Oktar; örgüt kurma, çocukların cinsel istismarı, şantaj, tehdit ve hürriyeti tahdit gibi çok sayıda ağır suçlamayla cezaevine gönderildi.
İstanbul'da görülen tarihi davada karar 11 Ocak 2021'de açıklandı. Mahkeme, Oktar'a 24 farklı suçtan ötürü 1075 yıl 3 ay hapis cezası verdi. İlerleyen süreçte örgüt üyelerinin cezalarının da eklenmesiyle bu ceza 9 bin 803 yıl 6 ay hapis ve 400 bin TL para cezasına ulaştı. 15 Mart 2022 tarihinde Yargıtay'ın kararı bozması üzerine Edirne'den Erzurum'a nakledilen Oktar, yeniden yargılandığı davada 17 Kasım 2022'de 8 bin 658 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Son olarak 2 Mayıs 2025'te Anadolu 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmada, nitelikli dolandırıcılık ve kara para aklama suçlamalarından, bu eylemlerin kanunda suç olarak tanımlanmaması nedeniyle beraat kararı verildi.
