Modern Türk tıbbının ve ülkemizdeki patoloji biliminin öncü kurucusu olan tabip Prof. Dr. Hamdi Suat Aknar, 1873 yılında Harput'un Tepte (Koru) köyünde dünyaya gelmiştir. Hayatını tıp bilimine adayan ve 1936 yılında İstanbul'da vefat eden Aknar; cephelerde salgın hastalıklarla fedakarca savaşmış, akademik alanda büyük dönüşümlere imza atmış ve kanser araştırmalarıyla adını küresel tıp literatürüne yazdırmayı başarmıştır. Kendisi, tıp eğitimindeki yenilikçi yaklaşımları ve bilimsel keşifleriyle hem ülkemizde hem de uluslararası alanda büyük saygınlık kazanmıştır.
Tıbbiye Yılları ve Akademik Patolojinin Kuruluşu
Yüzbaşı Hasan Efendi'nin oğlu olan Hamdi Suat, çocukluk yıllarında ilk eğitimini Arapgir bölgesinde tamamladıktan sonra eğitim hayatına Harput İdadisi bünyesinde devam etmiştir. Yükseköğrenimini ise 1899 senesinde Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane'den mezun olarak taçlandırmıştır. Mezuniyetinin hemen ardından, 1899 ile 1900 yılları arasında Gülhane Tatbikat Hastanesi bünyesindeki Teşrih-i Marazi Laboratuvarı'nda görev alarak mesleki tecrübe kazanmaya başlamıştır. Tıbbi bilgi ve görgüsünü artırmak amacıyla 1900-1904 yılları arasında Almanya'ya giderek burada doktora eğitimini başarıyla tamamlamıştır.
Yurda 1904 yılında dönmüştür. Yeniden Gülhane bünyesinde çalışmaya başlayan Aknar, 1906 senesinde ise Mülki Tıbbiye Okulu kadrosuna katılmıştır. Tıp eğitiminde tarihi bir dönüm noktası olan 1907 yılında, iki okulun birleştirilmesiyle Haydarpaşa Askeri Tıp Fakültesi kurulduğunda, bu kurum bünyesinde patoloji kürsüsünü hayata geçirmiş ve öğrencilere Anatomi dersleri vermeye başlamıştır. Başarılı akademik kariyerine 1909 yılından itibaren Darülfünun Tıp Fakültesi bünyesinde dersler vererek ve aktif hekimlik yaparak devam etmiştir. Ayrıca Aknar, kürsüsüne ilk kez bir kadın asistan doktor kabul ederek tıp dünyasında kadınların akademik alanda yer almasının önünü açan öncü bir bilim insanıdır.
Cephedeki Hekimlik ve Kanser Araştırmalarındaki Liderlik
Bilimsel çalışmalarının yanı sıra vatan savunmasında da aktif roller üstlenen Hamdi Suat Aknar, 1912 Balkan Savaşı ve 1915 Kafkas Cephesi sırasında Türk Kızılayı ve ordu adına doktor olarak cephede bulunmuştur. Bu zorlu mücadele yıllarında cephedeki askerleri ve halkı kırıp geçiren tifüs salgınına karşı amansız bir mücadele yürütmüştür. Tifüs hastalığının tedavisi ve kontrolü amacıyla geliştirilen aşı çalışmalarında ünlü hekim Tevfik Sağlam ile omuz omuza çalışmıştır. Cephedeki bu başarılı hizmetleri, onun sadece bir laboratuvar bilim insanı değil, aynı zamanda toplum sağlığı için canını dişine takan bir halk sağlığı kahramanı olduğunu kanıtlamıştır.
Savaş sonrasında da bilimsel faaliyetlerine hız kesmeden devam eden Aknar, 1929 yılında düzenlenen 3. Milli Tıp Kongresi'nde sunduğu yenilikçi teklifle tıp dünyasının dikkatini çekmiştir. Teklifinin kongrede kabul görmesiyle birlikte çalışmalarını derinleştiren ünlü hekim, 1933 yılında Kanser Mücadele ve Taharri Cemiyeti'ni kurarak bugünkü Türk Kanser Araştırma ve Savaş Kurumu'nun temellerini atmıştır. Bu dernek çatısı altında kanserle mücadele yöntemleri geliştirilmesine öncülük etmiştir. 1933 ile 1936 yılları arasında ise Vakıf Gureba Hastanesi'nde patolog olarak görev yaparak hastaların teşhis süreçlerine doğrudan katkı sunmuştur.
Ülkemizi uluslararası platformlarda da başarıyla temsil eden Aknar, 1930'da Bakü'de ve 1933'te Madrid'de düzenlenen tıp kongrelerinde Türkiye delegesi olarak yer almıştır. Ancak 1933 Üniversite Reformu sırasında görevinden uzaklaştırılmıştır. O dönemde ülkede sadece 151 öğretim üyesi bulunmaktaydı. Aknar da görevine son verilen 92 hocadan biridir. Bu haksız tasarruf bile onun bilime olan inancını sarsmamış, hekimlik ve araştırma aşkını engelleyememiştir.
Uluslararası Keşifler ve Bilime Adanmış Bir Miras
Prof. Dr. Hamdi Suat Aknar, patoloji dünyasına kazandırdığı buluşlarla dünya çapında ün kazanmış bir isimdir. Hastalardan alınan doku parçalarının bozulmadan muhafaza edilmesi amacıyla geliştirdiği özel kimyasal eriyik, dünya tıp literatürüne 'Hamdi Eriyiği' ismiyle geçerek Türkiye sınırlarını aşan evrensel bir kullanım alanına kavuşmuştur. Hücresel düzeydeki araştırmalarında, limofit dokudaki retikuloendotel kökenli tümörü ilk defa tanımlayarak onkoloji alanında çığır açmıştır. Kanser araştırmaları konusundaki yoğun deneysel ve teorik çalışmalarını şu dillerde kaleme aldığı 44 makale ve 2 değerli kitapla kalıcı hale getirmiştir:
- Türkçe
- Fransızca
- Almanca
Tıp dünyasında Latin harflerinin kullanımında da öncülük eden Aknar, yazdığı iki kitabın 1929 ve 1930 yıllarındaki dördüncü baskılarını yeni Latin harfleriyle bastırarak Türkiye'de ders kitaplarını yeni harflerle yayımlayan ilk üniversite hocası olma unvanını elde etmiştir. Bu üstün çalışmaları sayesinde Alman Patoloji Cemiyeti'nin ilk Türk üyesi olmuş ve saygın tıp yayını 'Acta Cancrologica' dergisinin yayın kurulunda görev yapmıştır. Bilim insanının ölümünden yıllar sonra, 1974 yılında TÜBİTAK tarafından Hizmet Ödülü'ne layık görülmesi, onun tıp bilimine sunduğu katkıların değerini bir kez daha tescillemiştir.
Vefatının onuncu yıldönümünde, uzun yıllar emek verdiği Vakıf Gureba Hastanesi'nde düzenlenen geniş katılımlı bir anma toplantısı gerçekleştirilmiş ve buradaki konuşmalar aynı yıl 'Ölümünün Onuncu Yıldönümünde Hamdi Suad Aknar' başlığı altında kitaplaştırılmıştır. Türk Kanser Araştırma ve Savaş Kurumu ise onun anısını yaşatmak adına 1954 yılından bu yana aralıksız olarak Hamdi Suat Aknar Konferansları düzenlemektedir. Bu köklü serinin 63. oturumu, küresel salgın koşulları sebebiyle 28 Kasım 2020 tarihinde çevrim içi ortamda düzenlenmiştir. Bilimin ışığını nesilden nesle aktaran Aknar'ın tıp sevdası, 2022 yılında iki torununun da hekimlik mesleğini seçip mezun olmasıyla yaşamaya devam etmektedir.
