Halit Çelenk, 1922 yılında Hatay'ın Antakya ilçesinde dünyaya gözlerini açan, ömrünü adalet arayışına vakfetmiş ve Türk hukuk tarihine damgasını vurmuş en sembol isimlerin başında gelmektedir. O, Samsun'dan İstanbul'a uzanan mesleki yolculuğunda her zaman ezilenlerin ve haksızlığa uğrayanların sesi olmayı başarmıştır. Özellikle Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu davasındaki tarihi savunmalarıyla adını hafızalara kazımıştır. Ankara'da 5 Mayıs 2011 tarihinde hayata veda eden ünlü hukukçu, geride onurlu bir duruş ve büyük bir adalet mirası bıraktı.
Hukuk Eğitiminden Samsun'daki İlk Adımlara
Halit Çelenk, çocukluk ve ilk gençlik yıllarını Hatay'da geçirdi. İlköğrenimini doğduğu kentte yer alan Mektebi Sultani bünyesinde tamamladı. Ortaokul ve lise eğitimini ise o dönem henüz Fransız mandası altında bulunan Antakya Lisesi'nde bitirdi. Yükseköğrenim için İstanbul'a giden Çelenk, 1944 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden başarıyla mezun oldu. İniversitede okurken tanıştığı sınıf arkadaşı Şekibe Sayar ile hayatını birleştirdi. Aynı sıraları paylaştığı Şekibe Hanım ile gerçekleştirdiği bu evlilik, Çelenk'in hem kişisel yaşamında hem de uzun yıllar sürecek çetin mesleki mücadelesinde en büyük dayanak noktalarından biri haline geldi. Genç avukat, mesleki kariyerine 1948 yılında Samsun'da ilk adımı atarak başladı. Samsun'daki bu başlangıç, onun adalet yolundaki uzun yürüyüşünün ilk habercisiydi. Burada halkla iç içe bir avukatlık pratiği geliştirdi.
Siyasi Kimlik ve Adaletin Savunulması
Çelenk, 1962 yılının ekim ayında eşiyle birlikte Türkiye İşçi Partisi'ne (TİP) üye olarak aktif siyasete girdi. Kısa sürede partinin Genel Yönetim Kurulu üyeliğine seçilerek sol siyasette önemli bir rol üstlendi. Onun avukatlık pratiği, siyasi mücadelesinden asla bağımsız gelişmedi. Kariyerinin ilk anlarından itibaren nerede bir haksızlık varsa oraya koşmayı görev bildi. Meslek hayatının ilk dönemlerinden itibaren işkence gören, haksız yere gözaltına alınan ya da siyasi görüşleri nedeniyle yargılanan kesimlerin davalarını hiçbir karşılık beklemeden üstlendi.
Bu doğrultuda savunmasını üstlendiği bazı kesimler şunlardır:
- Hak arayışındaki işçiler ve sendika yöneticileri
- Siyasi baskılara maruz kalan öğrenciler ve gençler
- Düşünceleri nedeniyle yargılanan yazar, sanatçı ve aydınlar
Dernek ve vakıf temsilcilerinin haklarını da mahkeme salonlarında korkusuzca korudu. Meslek hayatı boyunca yürüttüğü bu çalışmalar nedeniyle kendisi de defalarca yargılandı ve gözaltında tutuldu. Fakat bu baskılar onu inandığı yoldan geri döndüremedi.
Üç Fidan'ın İdam Duruşması ve Büyük Acı
Halit Çelenk'in mesleki yaşamının en zorlu sınavı Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu davası oldu. Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'ın yargılandığı bu tarihi davada savunma makamında yer aldı. Gençlerin haklarını son ana kadar savunan Çelenk, maalesef onların idama mahkûm edilmesini engelleyemedi. Adalet tarihine kara bir leke olarak geçen o karanlık gecede, üç gencin idamı sırasında yanlarında bulundu. Deniz Gezmiş'in son nefesine tanıklık eden ünlü avukat, bu anın ağırlığını hayatı boyunca yüreğinde taşıdı. Yıllar sonra o geceyi anlatırken, bunun seksen yedi yıllık yaşamındaki en kötü zaman dilimi olduğunu dile getirdi. Çaresizliğin en derin halini o dakikalarda hissettiğini her fırsatta aktardı. Bu olay, onun adalet arayışındaki kararlılığını daha da pekiştirdi.
Sivil Toplum Örgütlenmeleri ve İnsan Hakları Mücadelesi
Halit Çelenk, sadece mahkeme salonlarında değil, sivil toplum alanında da çok aktif çalışmalara imza attı. Çağdaş Hukukçular Derneği Genel Başkanlığı görevini yürüterek hukukçuların örgütlenmesine öncülük etti. Ayrıca Türk Tarih Kurumu İkinci Başkanlığı yaparak ülkenin entelektüel birikimine katkı sağladı. İnsan Hakları Vakfı'nın kuruluşunda kurucu üye sıfatıyla yer alarak önemli adımlar attı. Aziz Nesin'in başlattığı tarihi Aydınlar Dilekçesi'nin kaleme alınma sürecine doğrudan katkı sundu. Bununla birlikte Sosyalist Birlik Partisi'nin kuruluş faaliyetlerinde de etkin şekilde görev aldı. Tüm bu yoğun çalışmaların yanı sıra Türkiye İnsan Hakları Kurumu Vakfı kurucu üyeleri arasında yer alarak demokratik hakların ve özgürlüklerin kurumsallaşması yönündeki kararlılığını bir kez daha gözler önüne serdi. Ömrünün sonuna kadar temel hakların korunması yönündeki mücadelesini her platformda devam ettirdi.
Sonsuzluğa Uğurlanış ve Mirası
Ünlü hukukçu, 2002 yılından itibaren kanser ve astım hastalıklarıyla yoğun bir mücadele dönemine girdi. Sağlık sorunlarına rağmen yaşama olan bağlılığını ve adalet inancını hiçbir zaman kaybetmedi. Çelenk, 5 Mayıs 2011 tarihinde Ankara'daki evinde seksen dokuz yaşında hayata veda etti. Vefat ettiği günün, savunduğu üç gencin idam yıl dönümünden hemen bir gün öncesine denk gelmesi hüzünlü bir tesadüftü. Kendi vasiyeti doğrultusunda enternasyonal marşı eşliğinde son yolculuğuna uğurlanan Çelenk, cenaze töreninde de kendisi gibi adalet ve özgürlük mücadelesine inanmış binlerce insan tarafından sevgiyle selamlandı. Bedeni, ömür boyu unutamadığı Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'ın yakınındaki bir mezara defnedildi. Onun yaşamı ve yürüttığı büyük mücadele, bugün hâlâ genç hukukçulara ışık tutmaya devam etmektedir.
