Hayatı
Hallâc-ı Mansûr ya da Mansûr el-Hallâc, Ağustos 858'de Tûr köyünde doğdu ve 26 Mart 922'de Bağdat'ta idam edildi. Zındıklıkla suçlanması ve uzun süren bir soruşturma sonunda Abbâsî Halifesi Muktedir'in emriyle idam edilmesiyle meşhur olan yazar, şair ve mutasavvıftır. Asıl adı Ebû'l-Muğît Huseyn bin Mansûr bin Mahamma Beyzâvî'dir; babasının mesleğinden dolayı "Hallâc" lakabını aldı. Tahirîler döneminde İran'ın bugünkü Güney Horasan Eyaleti'ne bağlı Nehbendan şehristanının Meyghan kırsalındaki Tûr köyünde doğdu. Dedesi Zerdüştçü idi. Babası ailesiyle Dicle yakınlarındaki Vasıt'a taşındı. Hallâc, 12 yaşından önce Kur'an'ı ezberledi ve Sehl et-Tüsterî okulunda diğer tasavvufçularla birlikte ilim öğrendi. Bu dönemde Farsça konuşma yeteneğini kaybetti ve sonrasında yalnızca Arapça eser yazdı. Sünni bir Müslümandı.
Eğitimi
Önce Sehl et-Tustarî'nin müridi oldu. Yirmi yaşında Basra'ya geldi, oradan Bağdat'a giderek tanınmış sufilerin sohbetlerine katıldı; Emr el-Mekkî ve Cüneyd-i Bağdâdî'nin öğrencisi oldu. 896'da ilk haccını yapmak üzere Hicaz'a gitti. Bağdat'a dönüp Cüneyd'in sohbetlerine devam etti, ancak hocalarıyla fikir ayrılığına düşerek Tüster'e döndü.
Yolculukları
Beş yıl sürecek bir yolculuğa çıkarak Horasan, Mâverâünnehir, Sicistan ve Kirman bölgelerini dolaştı. Fars'ta halka vaazlar verdi ve onlar için eserler yazdı. Ahvaz'a geçip ailesini de buraya getirtti; burada meclis kurup vaaz verdi, halkın ve aydınların büyük ilgisini kazandı ve "Hallâc-ı Esrâr" diye tanındı. Ardından 400 müridiyle ikinci haccını yapmak üzere Basra üzerinden Mekke'ye gitti. Dönüşte ailesini ve Ahvaz'ın ileri gelenlerinden bir grubu alıp Bağdat'a geçti ve orada bir yıl kaldı. Sonra, küfür ve şirk beldelerini Allah'ın dinine davet etmek için manevi bir işaret aldığını söyleyerek deniz yoluyla Hindistan'a gitti. Horasan, Mâverâünnehir, Türkistan, Maçin, Turfan ve Keşmir'i dolaştı. Gezdiği yerlerde halk için eserler yazdı ve onun etkisiyle Müslüman olanlara "Mansûrî" denildi. Bu durum onu büyük bir üne kavuşturdu.
Soruşturma ve idamı
Bu seyahatten dönünce aleyhindeki faaliyetler yeniden başladı. 903'te üçüncü kez hacca gitti ve orada iki yıl kaldı. Bazen ibadet ediyor, bazen halk arasına karışarak hacda kesilen kurbanlar gibi Allah yolunda kendini feda etmeye hazır olduğunu haykırıyordu. Bir ara Arafat'ta kendisine hakaret ve işkence edilmesini istedi. Bağdat'a dönüp bir ev satın aldı. Hakkında anlatılan bir hikâyeye göre Bağdat'ta Hak yolunda canını feda etmek istediğini, kanının dökülmesinin halk için helal olduğunu ilan etti.
Karmatilerin Abbâsî Devleti'ni tehdit ettiği ve Zenc İsyanı'nın izlerinin henüz silinmediği istikrarsız bir dönemde Hallâc'ın söz ve davranışları halk ve ulema arasında yeni bir huzursuzluk yarattı. Davûd ez-Zâhirî öncülüğündeki bir grup âlim aleyhine faaliyet başlattı; kimileri onun sihirbaz, şarlatan veya deli olduğunu ileri sürerken kimileri keramet sahibi bir veli olduğunu savundu. Uzun süren soruşturmanın ardından Halife Muktedir'in emriyle 922'de idam edildi.
Benzer kişiler
- Roald Dahl (Şair)
- İsmail Safa (Şair)
- Jorge Luis Borges (Şair)
- Ahmet Yesevi (Mutasavvıf)
- Aleksey Nikolayeviç Tolstoy (Şair)
- Andre Breton (Şair)
Kaynakça: Bu biyografi, Vikipedi'deki Hallacı Mansur maddesinden yararlanılarak hazırlanmıştır. Metin CC BY-SA 4.0 lisansı altındadır.
