Türk tiyatro tarihinin en saygın isimleri arasında yer alan yönetmen, oyuncu, yazar ve çevirmen Haldun Dormen, 5 Nisan 1928 tarihinde Mersin'de dünyaya gözlerini açtı. Hayatı boyunca sahne sanatlarına yön veren ve bu alanda çığır açan usta sanatçı, 21 Ocak 2026'da İstanbul'da hayata veda etti. Eğitime ve yeniliğe adanmış ömrü boyunca güldürü ile vodvil türlerinde uzmanlaşarak Türk tiyatrosuna batılı müzikal anlayışını getirdi. Genç yaşta adım attığı sahnelerde ulaştığı başarılar, onu yalnızca bir tiyatro insanı değil, aynı zamanda gelecek nesilleri eğiten eşsiz bir okul haline getirdi.
Amerika'dan Türkiye'ye Ulaşan Sahne Tutkusu
Sanatçının kökleri, Kıbrıslı tanınmış iş insanı Sait Ömer Bey ile İstanbullu bir paşa kızı olan Nimet Rüştü Hanım'a dayanmaktadır. Aile başlangıçta Önder soyadını taşırken, babasının bu ismi fazla iddialı bulup yerine hiçbir anlamı olmayan Dormen soyadını seçmesiyle yeni bir kimlik kazandılar. Henüz bir yaşına dahi basmamışken ailesiyle birlikte İstanbul'un Şişli semtine yerleşen Haldun Dormen, yirmi yaşına kadar Atatürk Evi'nin tam karşısında yer alan Ömer Bey Apartmanı'nda yaşadı. Çocukluk yıllarında, henüz sekiz yaşındayken geçirdiği talihsiz bir kaza neticesinde sol ayağında kalıcı bir sakatlık oluştu. Bu durum onu yıldırmadı. Sahneye olan tutkusu her şeyin üzerindeydi.
Sahnelerin büyülü dünyasıyla ilk kez Galatasaray Lisesi'nde ortaokul öğrencisiyken tanıştı. Okul tiyatrosunda sahnelenen "Demirbank" isimli eserde üstlendiği yirmibeş kuruş rolüyle ilk oyunculuk deneyimini kazandı. Sahne heyecanı onu büyülemişti. Lise eğitimini prestijli Robert Kolej bünyesinde tamamladıktan sonra tiyatro alanında derinleşmek üzere Amerika Birleşik Devletleri'ne gitti. Dünyaca ünlü Yale Üniversitesi'nde tiyatro üzerine yüksek lisans derecesini alarak akademik başarısını taçlandırdı. Amerika Birleşik Devletleri'nde geçirdiği iki yıllık süreçte çeşitli tiyatro topluluklarında hem oyunculuk yaptı hem de oyunlar yönetti. Hatta Hollywood sınırları içerisindeki Pasadena Playhouse'ta dört farklı oyunda sahne alarak adını duyurmayı başardı. Türkiye'ye döndüğünde ise tiyatro efsanesi Muhsin Ertuğrul'un yönetimindeki Küçük Sahne bünyesine katıldı. Buradaki ilk performansını "Cinayet Var" isimli oyunda canlandırdığı dedektif karakteriyle sergileyerek Türk seyircisinin karşısına çıktı. İlk adım başarıyla atılmıştı.
Dormen Tiyatrosu ve Türk Tiyatrosunun Altın Çağı
Genç ve hevesli amatörlerle el ele veren sanatçı, Beyoğlu Parmakkapı Sokak'ta altmış kişi kapasiteli küçük bir cep tiyatrosu kurdu. Hemen ardından 22 Ağustos 1955 gecesi Süreyya Sineması sahnesinde Dormen Tiyatrosu adını taşıyan ilk oyununu izleyicilerle buluşturdu. 1957 yılının Eylül ayında kendisine sunulan teklifle oyunlarını tekrar Küçük Sahne çatısı altında sergilemeye başladı. Aynı yıl sahneye koyduğu "Papaz Kaçtı" komedisiyle kurumsal anlamda Dormen Tiyatrosu'nun temellerini attı. Burası sadece bir sahne değildi. Kısa sürede Türk tiyatrosuna yön veren isimlerin yetiştiği devasa bir akademiye dönüştü. Bu okulda yetişen önemli isimlerden bazıları şunlardır:
- Erol Günaydın
- Altan Erbulak
- Metin Serezli
- Nisa Serezli
- Erol Keskin
- İzzet Günay
- Yılmaz Köksal
- Ayfer Feray
Tiyatro topluluğu, en parlak ve verimli dönemini 1957 ile 1972 yılları arasında yaşadı. Tarihler 1961 yılını gösterdiğinde Türkiye'nin batılı formdaki ilk müzikali olan "Sokak Kızı Irma"'yı sahneye koyarak büyük bir devrim gerçekleştirdi. Bu eserde başrolde oynayan Gülriz Sururi, sergilediği muazzam performans sayesinde tüm Türkiye'de tanınan bir yıldıza dönüştü. Topluluk 1962 yılında Beyoğlu'nun tarihi mekanlarından Ses Tiyatrosu'na taşındı. On yıl boyunca sanatsal faaliyetlerini bu çatı altında aralıksız sürdürdü. Dönemin unutulmaz oyunları arasında "Bit Yeniği", "Şahane Züğürtler" ve Erol Günaydın ile Cemal Reşit Rey ortaklığının ürünü olan "Yaygara 70" gibi eserler başı çekti.
Beyaz Perde, Televizyon Ekranı ve Unutulmaz Müzikaller
Sahne sanatlarının yanı sıra sinemaya da adım atan Haldun Dormen, "Bozuk Düzen" ve "Güzel Bir Gün İçin" adlarında iki uzun metrajlı film yönetti. Bu filmlerin oyuncu kadrosunda kendi tiyatro ekibinin yanı sıra Belgin Doruk, Ekrem Bora, Nurhan Nur, Müşfik Kenter ve Nedret Güvenç gibi dev isimler rol aldı. Yönettiği bu yapımlar, 1966 ve 1967 yıllarında düzenlenen Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde toplamda yedi ödüle layık görüldü. Ne var ki, sanatsal başarısına rağmen gişede hedeflediği ticari başarıya ulaşamadı. Ancak bu durum onu yıldırmadı. Yıllar sonra, 1987 yılında yapımcılığını ve başrolünü Müjdat Gezen'in üstlendiği "Felekten Bir Gün" adlı video filminin yönetmen koltuğuna da oturdu.
Özel hayatında ise 1959 yılında halkla ilişkiler sektörünün öncü isimlerinden Betül Mardin ile dünya evine girdi. Sekiz yıl süren bu evlilikten çiftin Ömer adını verdikleri bir oğulları dünyaya geldi. Ancak 1972 yılına gelindiğinde biriken borçlar sebebiyle çok sevdiği tiyatrosunu kapatmak zorunda kaldı. Bu zorunlu aranın ardından yönünü televizyona, yazarlığa ve eğitmenliğe çevirdi. İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Müzikal Bölümü bünyesinde uzun yđllar genç yeteneklere sahne dersleri verdi. Televizyonda ise geniş kitlelere ulaşan onlarca popüler programa imza attı. Öne çıkan bazı programlar şunlardır:
- "Unutulanlar"
- "Anılarla Söyleşi"
- "Kamera Arkası"
- "Popstar Türkiye"
Aynı dönemde Milliyet gazetesinde "Çeşitlemeler" adlı köşesinde sekiz yıl boyunca köşe yazarlığı yaptı.
Sahnelere Dönüş ve Lüküs Hayat Mucizesi
Sanatçı 1981 yılında organizatör Egemen Bostancı ile yollarını birleştirdi. Birlikte Türk müzikal tarihine damga vuracak olan "Hisseli Harikalar Kumpanyası" ve "Şen Sazın Bülbülleri" gibi başyapıtları yazıp yönetti. 1984 yılına gelindiğinde ise Bostancı'nın yoğun ısrarları sonucunda Feriköy'deki 637 koltuklu İdil Sineması'nı devraldı. Burayı "Komedi Tiyatrosu" adıyla yeniden canlandıran Dormen, tam on yedi yıl sürecek yeni bir dönemi başlattı. Tiyatronun resmi adı Komedi Tiyatrosu olsa da sanatseverler burayı hep Dormen Tiyatrosu olarak andı. 1985 yılında ise Şehir Tiyatroları bünyesinde sahneye koyduğu efsanevi "Lüküs Hayat" opereti, tam otuz yıl boyunca aralıksız olarak ve kapalı gişe oynayarak kırılması güç bir rekor elde etti. Elde edilen başarı muazzam oldu. 2002 yılında yaşanan ekonomik sıkıntılar nedeniyle tiyatrosunu tamamen kapatmak zorunda kalsa da farklı sahnelerde oyunculuk yapmaya ve yönetmenlik üstlenmeye ölene dek devam etti.
