Güven Arsebük, tarih öncesi arkeoloji alanında gerçekleştirdiği öncü çalışmalar ve Yarımburgaz Mağarası kazılarıyla tanınan, Türkiye'nin en seçkin bilim insanlarındandır. 1936 yılında İstanbul'da dünyaya gelen ve 2017'de aynı şehirde hayata veda eden değerli akademisyen, ömrünü insanlığın en eski kültürel izlerini ve evrimsel süreçlerini araştırmaya adamıştır. İstanbul Üniversitesi çatısı altında sürdürdüğü uzun akademik kariyerinde, ülkemizde prehistorya biliminin kurumsallaşmasına büyük katkılar sunmuştur. Yürüttüğü çok uluslu projelerle paleolitik dönem araştırmalarına yön vermiştir.
Köklü Bir Aileden Bilim Yolculuğuna
Değerli bilim insanı Güven Arsebük, 2 Temmuz 1936 tarihinde İstanbul'da gözlerini açmıştır. Annesi Ulviye Hanım, babası ise Emin Bey'dir. Ailesinin kökleri, Osmanlı döneminin önemli hukuk ve devlet insanlarına kadar uzanmaktadır. Kendisi, Osmanlı Devleti'nin eski Adliye nazırlarından olan Ali Haydar Arsebük'ün torunudur. Aynı zamanda, ülkemizin tanınmış hukukçularından Esat Arsebük'ün de yeğeni olarak entelektüel açıdan zengin bir aile ortamında büyümüştür.
Eğitim hayatına İstanbul Amerikan Koleji bünyesinde başlayan Arsebük, buradaki orta ve lise öğrenimini başarıyla tamamlamıştır. 1958 yılında okuldan B.A. derecesi alarak mezun olan genç araştırmacı, aynı yıl İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'ne adım atmıştır. Üniversite yıllarında, arkeoloji dünyasının iki dev ismi olan Arif Müfid Mansel ve Kurt Bittel ile birlikte çeşitli saha çalışmalarında yer almıştır. Bu tecrübeler, onun gelecekteki parlak kariyerinin ilk kıvılcımlarını oluşturmuştur. 1962 yılında mezuniyetini alan Arsebük, prehistorya esas sertifikasının yanı sıra klasik arkeoloji, sosyal antropoloji ve ilkçağ tarihi yardımcı sertifikalarını da başarıyla tamamlamıştır.
Uluslararası Akademik Çalışmaları ve Eğitim Yılları
Arsebük, 1963 ile 1964 yılları arasında yerine getirdiği askerlik görevi esnasında da bilimsel üretimden geri durmamıştır. Askerliği sırasında, ünlü bilim insanı L.S.B. Leakey'in insan evrimini konu alan eserini Türkçe literatüre kazandırmıştır. Bu önemli kitap, "Adem'in Ataları: İnsanın ve Kültürünün Evrimi" başlığıyla dilimize aktarılmıştır. Askerlik vazifesinin ardından antropoloji, genetik, paleolitik dönemler and etnoloji gibi disiplinlerde uzmanlaşmak isteyen Arsebük, kazandığı burs ile Almanya'ya yönelmiştir.
Almanya'da Tübingen Üniversitesi'nde eğitim alan araştırmacı, 1966 yılında ülkesine dönerek İstanbul Üniversitesi Prehistorya Kürsüsü'nde asistanlık görevine başlamıştır. Bilgi dağarcığını daha da genişletmeyi hedefleyen Arsebük, 1967 senesinde prestijli Fulbright bursunu kazanarak Amerika Birleşik Devletleri'ne gitmiştir. Burada Chicago Üniversitesi'nde insan evrimi, prehistorya, pleistosen coğrafyası ve paleolitik çağlar üzerine derinlemesine eğitimler almıştır. Bu yoğun çalışmaların neticesinde 1969 yılında antropoloji alanında M.A. derecesini elde ederek yurda dönmüştür. Akademik basamakları kararlılıkla tırmanan Güven Arsebük, 1974 yılında doktora payesini almış, 1981'de doçentlik makamına yükselmiştir. Ülkemizdeki prehistorya çalışmalarına sunduğu değerli katkılar sayesinde 1988 senesinde profesörlük unvanını almaya hak kazanmıştır.
Anadolu Topraklarında Yürütülen Büyük Keşifler
Akademik kariyeri boyunca yurdumuzun çeşitli bölgelerindeki kazı çalışmalarında aktif görevler üstlenen Arsebük, 1969-1974 yılları arasındaki Keban Baraj Göl Alanı Kurtarma Kazıları projesinde Ufuk Esin ile birlikte çalışmıştır. İkili bu dönemde Elazığ bölgesindeki Tepecik ve Tülintepe kazılarını koordine etmiştir. Bu verimli ortak çalışma, 1978 ve 1981 yılları arasında Malatya'daki Değirmentepe kazıları ile başarıyla sürdürülmüştür. Değirmentepe araştırmalarına 1981 yılında son kez katılan Arsebük, bu tarihten sonra saha faaliyetlerine bir süre ara vermiştir.
1982 yılında Almanya'daki Karlsruhe Üniversitesi'nin davetlisi olarak yurt dışına giden Arsebük, buradaki akademik çevrelerle etkileşimde bulunmuştur. 1986'da yeniden Fulbright Doktora Sonrası Araştırma Bursu'nu kazanarak Amerika yolunu tutmuştur. 1986 ve 1987 yılları arasında Chicago Üniversitesi'nde bilimsel araştırmalarını sürdüren akademisyen, Türkiye'ye büyük bir projeyi başlatmak üzere dönmüştür.
Ülkemizin en eski yerleşim alanlarından biri olan Yarımburgaz Mağarası kazıları, Arsebük'ün kariyerindeki en önemli dönüm noktalarından biridir. 1988 ve 1990 yılları arasında, İstanbul Üniversitesi ile Berkeley California Üniversitesi ortaklığında yürütülen bu çok uluslu projenin başkanlığını üstlenmiştir. Chicago Üniversitesi'nden tanınmış bilim insanı Clark Howell ile yürütülen bu ortak çalışma, bilim dünyasındaki geniş yankı uyandırmıştır. Yapılan titiz araştırmalar sayesinde Orta Pleistosen döneminin doğa şartları, faunası ve o dönemin insanları tarafından avcılıkta kullanılan taş aletler gün yüzüne çıkarılmıştır.
Bilimsel Mirası ve Uluslararası Üyelikleri
Akademik başarılarının yanı sıra çeşitli idari görevlerde de bulunan Arsebük, 1990-1993 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi UNESCO temsilcisi olmuştur. Ayrıca prehistorya dünyası için büyük önem taşıyan TÜBA-AR dergisinin Yayın Danışma Kurulu üyeliğini de yürütmüştür. 1999 yılına gelindiğinde, uzun yıllar emek verdiği İstanbul Üniversitesi'ndeki resmi görevinden emekliye ayrılmıştır.
Yurt içi ve yurt dışındaki bilimsel kuruluşlarla bağını hiç koparmayan profesör, American Research Institute in Turkey (ARIT) bünyesinde 1989'dan itibaren yönetim kurulu üyesi olarak çalışmıştır. 1995 yılından itibaren ise bu kurumun yönetim kurulu başkanlığı görevini üstlenmiştir. Arsebük, bilim dünyasındaki saygın konumu sayesinde birçok seçkin kuruluşa üyelikleriyle de adından söz ettirmiştir. Başlıca üyelikleri şunlardır:
- Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) üyeliği
- American Association of Physical Anthropology (New York) asli üyeliği
- Eski Çağ Bilimleri Derneği Enstitüsü (İstanbul) kurucu üyeliği ve yönetim kurulu üyeliği
- New York Academy of Sciences asli üyeliği
- Alman Arkeoloji Enstitüsü muhabir üyeliği
- Japonya Araştırmaları Derneği asli üyeliği
Değerli bilim insanı Güven Arsebük, geride bıraktığı zengin bilimsel miras, yetiştirdiği öğrenciler ve insanlık tarihine ışık tutan kazılarıyla ülkemizin prehistorya alanındaki en unutulmaz isimlerinden biri olmayı başarıp, silinmez bir iz bırakmıştır.