Çağdaş Türk resminin özgün isimlerinden biri olan ressam Gülay Semercioğlu, 1968 yılında İstanbul'da dünyaya gelmiş ve geliştirdiği sıradışı dokuma teknikleriyle uluslararası sanat dünyasında kendine sağlam bir yer edinmiştir. Geleneksel el emeği ile modern endüstriyel malzemeleri harmanlayan sanatçı, ahşap kasnaklar üzerine gümüş kökenli elektrik tellerini gererek ürettiği kompozisyonlarıyla tanınır. Eserleri, İstanbul Modern ve New York Metropolitan Müzesi gibi seçkin kurumsal koleksiyonlarda sergilenmektedir.
Mimar Sinan'dan Başlayan Sanat Yolculuğu
Aslen Gaziantepli bir ailenin çocuğu olarak İstanbul'da büyüyen sanatçı, yükseköğrenimini 1989-1994 yılları arasında Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü'nde tamamladı. Bu süreçte Adnan Çoker'in öğrencisi oldu. Okulun son senesinde farklı malzemelerle çalışmayı deneyerek ahşap yüzeyler üzerine heykelsi resimler yapmaya yöneldi. Bu yenilikçi adımları sayesinde henüz öğrencilik yıllarında ödüller kazandı. 1993'te "İsimsiz" adlı yapıtıyla Siemens Sanat Ödülleri'nde birincilik elde etti. Hemen ardından 1994 yılındaki Günümüz Sanatçıları İstanbul Sergisi'nde Nejat Eczacıbaşı Sanat Müzesi Ödülü'nün sahibi oldu. 1996 yılında Taksim Sanat Galerisi çatısı altında ilk kişisel sergisini açarak profesyonel kariyerine adım attı. Yüksek lisans derecesini 1998'de alırken, aynı yıl metal malzemelerle ilk denemelerini de gerçekleştirdi. Bu dönemde hazırladığı "1950-2000 yılları arasında plastik sanatlarda mekan anlayışı" başlıklı teziyle akademik gelişimini taçlandırdı. Ayşe ve Ercümend Kalmık Müzesi'nde sergilenen "Yansımalar" isimli çalışmasında alüminyum konstrüksiyonlu bir enstalasyon ortaya koydu.
Ev Ortamından Çıkan Tellerle Gelen Yeni Form
İki çocuk dünyaya getirdikten sonra ev ortamında çocuklarıyla ilgilenirken üretime devam edebileceği yeni bir arayışa yönelen sanatçı, tığ işi teknikleriyle işleyebileceği emaye kaplı elektrik tellerini keşfetti. 2000 yılından itibaren tellerle dokuma yapmaya başlayan sanatçı, zamanla telleri vidalara gerdirerek özgün formlar üretti. 2002 sonrasında ise tellerle gererek yaptığı tasarımları ön plana çıkardı. Geliştirdiği bu yenilikçi yöntemi, farklı dönemlerde açtığı kişisel sergi serileriyle sanatseverlerin beğenisine sundu. Bu seriler arasında şunlar yer alır:
- Erotik çizgi
- Kinetik çizgi
- Çizgideki Işık
2000'li yılların başlarına değin klasik tuval resmi yapan Semercioğlu, zaman içinde boyayı ince tellerle, tuvali ise sert ahşap çerçevelerle değiştirdi. Bu radikal değişime rağmen, eserlerinin temelinde resim geleneğinin izleri her zaman canlı kaldı. Sanatçı, ahşap kasnaklara çaktığı çivilere gerdiği teller yardımıyla heykel ile resim, kadın ile erkek, doğu ile batı, sanat ile zanaat ve geleneksel ile yüksek teknoloji arasındaki karşıtlıkları inceler. Semercioğlu, estetik kaygıların ötesine geçerek eserlerinde çocuk yaşta zorla evlendirilen kız çocukları veya kadın cinayetleri gibi toplumsal sorunları da gündeme taşır. Sanat üretimine ek olarak akademik alanda da faaliyet gösteren sanatçı, 1999 ile 2008 yılları arasında Yeditepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi bünyesinde dersler vermiştir. Yaşamını ve sanatsal çalışmalarını halen İstanbul'da sürdüren Semercioğlu, eserlerinde gümüş kökenli endüstriyel telleri farklı malzemelerle birleştirerek üretmeye devam etmektedir.
