Füreya Koral, 2 Haziran 1910 tarihinde İstanbul Büyükada'da dünyaya geldi. Türkiye'de çağdaş seramik sanatının en önemli kurucuları arasında yer alan isim, aynı zamanda ülkenin ilk profesyonel kadın seramik sanatçısı unvanını taşımaktadır. Şakir Paşa ailesi gibi köklü ve sanatçı yetiştiren bir aileden gelen Koral, küçük yaşlardan itibaren sanatla iç içe büyüdü. İlk ve orta öğrenimini Notre Dame de Sion Kız Lisesi bünyesinde tamamladıktan sonra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'ne kaydoldu ve bir süre buradaki eğitimine devam etti. Bu dönemde Charles Berger'den özel keman dersleri aldı. Ünlü Macar keman virtüözü, daha sonra sanatçının teyzesi Aliye Berger ile dünya evine girecektir. Hayatının ilk evliliğini Bursalı bir çiftlik sahibiyle gerçekleştirerek Bursa'ya taşınan Koral'ın bu evliliği iki yıl sürdü.
Sanatoryum Yılları ve Seramik Sanatıyla Tanışma
Koral, ikinci evliliğini o dönem milletvekili görevinde bulunan Kılıç Ali ile yaptı. Evlilik vesilesiyle Ankara'ya yerleşen değerli sanatçı, burada kendisine tamamen yeni bir çevre edindi. Ankara'daki yaşamı boyunca siyaset, sanat ve edebiyat dünyasının önde gelen figürleriyle tanışma fırsatı yakaladı. Eşiyle birlikte 1938 senesine kadar Mustafa Kemal Atatürk'ün yakın çevresinde bulunan Koral, onun vefatından sonra, 1939 yılında eşiyle birlikte İstanbul'a taşındı. Sanatçı, 1940 ile 1944 yılları arasında müzik eleştirmenliği yaptı ve çeşitli çeviri faaliyetlerinde bulundu. Hayatının akışını değiştiren verem teşhisi ise kendisine 1945 yılında konuldu.
Sağlığına kavuşabilmek amacıyla 1947 yılında İsviçre'nin Leysen kasabasındaki bir sanatoryuma yatan sanatçı, burada uzun süren bir tedavi sürecine başlarken teyzesi Fahrelnissa Zeid de ona Londra'dan destek verdi. Londra'dan yeğeninin vaktini verimli geçirmesi maksadıyla yolladığı seramik alet ve malzemeleri, Koral'ın bu sanat dalıyla ciddi şekilde tanışmasına vesile oldu. Buradaki çalışmalarını daha sonra Fransa'nın başkenti Paris'te sürdüren sanatçı, ünlü seramikçi Georges Serré'nin desteğiyle özel bir atölyede kendini geliştirdi. Paris'teki M.A.I Sanat Galerisi'nde 1951 yılında açtığı ilk kişisel sergisiyle seramik ve taş baskı eserlerini sanatseverlerin beğenisine sundu.
Yurda Dönüş, Atölye Çalışmaları ve Sanatsal Etkileşimler
Aynı yıl Türkiye'ye dönen Koral, eserlerini Maya Sanat Galerisi'nde sergiledi. Sanatını kendi ülkesinde sürdürmek amacıyla Paris'te özel olarak hazırlattığı fırınını İstanbul'a getirtti. Fakat tam çalışmalarına başlayacakken hastalığının nüksetmesi üzerine yeniden Paris'e giderek riskli ve yeni bir cerrahi operasyon geçirdi. Sağlığına kavuşan Koral, birkaç ay sonra İstanbul'a döndü. Eşinin kendisinden seramik çalışmalarını sonlandırmasını istemesi üzerine, Kılıç Ali ile olan on dokuz yıllık evliliğini sonlandırarak boşandı.
Yoluna profesyonel bir sanatçı olarak devam eden Koral, başlarda seramiklerini Göksu'daki geleneksel fırınlarda ve Eczacıbaşı fabrikasında pişirdi. Daha sonra 1954 yılında Şakir Paşa Apartmanı'nda kendi özel atölyesini kurdu ve yirmi yıl boyunca bu mekanda üretim yaptı. Kurduğu bu atölye, Ayda Arel, Alev Ebuzziya, Leyla Sayar, Bingül Başarır, Candeğer Furtun, Binay Kaya, İlgi Adalan, Jale Yılmabaşar ve Mehmet Tüzüm Kızılcan gibi genç yeteneklerin bir araya geldiği önemli bir buluşma noktası haline geldi. Koral, 1957 yılında kazandığı Rockefeller bursuyla Amerika'ya gitti ve sonrasında Meksika'ya geçerek Aztek ile Maya kültürleri üzerine araştırmalar yaptı. Meksika ziyareti sırasında oradaki yaygın duvar resmi geleneğinden derinden etkilendi.
Sanat hayatında seramiği mimari yapılarla buluşturma kararı alan Koral, bu alanda öncü girişimlerde bulundu. Türkiye'de çağdaş seramik sanatının mimari tasarımlarla entegrasyonu konusundaki ilk adımları bizzat kendisi attı. Ömrünün son dönemlerine kadar sanatla bağını koparmayan değerli sanatçı, 25 Ağustos 1997 tarihinde İstanbul'da hayata gözlerini yumdu.
