Türkiye'nin yakın siyasi ve askeri tarihinde derin izler bırakmış olan isimler arasında hem askeri kimliğiyle hem de sivil siyaset alanındaki çalışmalarıyla öne çıkan şahsiyetler bulunmaktadır. Türk askeri ve siyasi tarihinin önemli figürlerinden biri olan Ubıh kökenli Fuat Uluç, 1910 yılında Çavuşköy'de dünyaya gözlerini açtı. Askerlik mesleğine adım attıktan sonra, ülkenin en çalkantılı ve kritik dönemlerinde oldukça önemli devlet görevlerini üstlendi. Uluç, 24 Eylül 1968 tarihinde Ankara'da hayata veda etti. Bu vefatın arkasındaki sebep ise yaşadığı kalp rahatsızlığıydı. Hem askeri kimliği hem de siyasi duruşuyla tanınan Uluç, geride derin izler bırakan bir ömür sürdü. Vefatı, milletvekilliği görevini yürüttüğü dönemde gerçekleşti.
Askeri Kariyeri ve DPT Yılları
Fuat Uluç, gençlik yıllarında askerlik mesleğini seçerek bu alanda eğitim almaya karar verdi. Bu doğrultuda eğitim aldığı prestijli kurum olan Harp Okulu'ndan 1931 senesinde mezuniyet derecesini aldı. Genç bir subay olarak orduya katıldıktan sonra vatanına hizmet etmek amacıyla çeşitli askeri görevlerde bulundu. Cumhuriyetin ilk dönemlerinde yetişen subaylardan biri olarak askeri disiplin ve planlama yeteneğiyle takdir topladı. Mezuniyetinin ardından Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde farklı kademelerde görev alarak tecrübe kazandı. 1960 yılındaki 27 Mayıs Darbesi, onun kariyerinde yeni bir sayfa açılmasına neden oldu. Bu büyük askeri müdahalenin ardından, başbakanlık müsteşarı olarak yeni yönetimde görev üstlenen Alparslan Türkeş'in yanında yer alarak onunla son derece yakın bir çalışma ortaklığı kurdu. Türkeş'in yanında yer alarak, yeni kurulan Devlet Planlama Teşkilatı bünyesinde aktif görev üstlendi. Uluç, bu önemli kurumun tarihindeki ilk Sosyal Planlama Daire Başkanı olarak göreve başladı. Bu görevi üstlendiği esnada, Türkiye'nin o yıllardaki sosyal planlama politikalarının ve stratejilerinin şekillenmesinde doğrudan rol oynadı.
Sürgün Günleri ve Siyaset Sahnesi
27 Mayıs askeri müdahalesinden sonraki süreçte yeni yönetim kadroları arasında ortaya çıkan fikir ayrılıkları ve siyasi çatışmaların tam merkezinde kendisini/üçündü üye, zor bir dönemece girdi. Askeri yönetim kadrosunda meydana gelen görüş ayrılıkları neticesinde tasfiye sürecine giren ve kamuoyunda bu isimle anılan ondört subaydan birisiydi. Ondörtler olarak adlandırılan grubun üyelerinden biri haline geldi. Bu grup, yaşanan siyasi gelişmeler neticesinde ülkeden uzaklaştırılarak farklı dış görevlere gönderildi. Uluç'un payına düşen sürgün yeri ise Hindistan oldu. Hindistan'da geçirdiği bu sürgün dönemi, onun askeri kariyerinin de zorunlu olarak noktalanmasına yol açtı. Yurt dışındaki bu zorunlu görevin tamamlanmasının ardından askeri kariyerine son vererek emekliye ayrıldı. Türkiye'ye döndükten sonra sivil alanda hizmet etmek amacıyla siyaset dünyasına adım attı. Yurt dışındaki zorunlu ikametinin bitmesinden sonra Türkiye'ye geri dönen Uluç, Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi bünyesinde aktif bir siyasetçi olarak görev yaptı ve partinin genel sekreterlik koltuğuna oturdu. CKMP bünyesinde yürüttüğü başarılı çalışmalar, onu genel seçimlerde Mardin milletvekili adayı yaptı. Yapılan seçimlerin sonucunda, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne 13. Dönem Mardin Milletvekili olarak girdi.
Vefatı ve Ailesi
Fuat Uluç, parlamentodaki bu yasama dönemini hedeflendiği gibi tamamlamaya fırsat bulamadan genç denebilecek bir yaşta hayata gözlerini yumdu. Mardin Milletvekili olarak görevini sürdürürken, kalp rahatsızlığı sebebiyle 24 Eylül 1968 günü Ankara'da yaşama veda etti. Onun ani ölümü, hem siyaset camiasında hem de ailesinde büyük bir üzüntü yarattı. Siyasetçi kimliğinin yanı sıra aile babası olarak da sevilen bir isim olan Uluç, arkasında derin bir boşluk bıraktı. Uluç'un bu dünyada geride bıraktığı en değerli ve en önemli miraslardan birisi de topluma kazandırdığı çocuklarıdır. Kendisi, Türk kamuoyunun yakından tanıdığı isimlerin de yer aldığı dört çocuk babasıydı. Uluç'un geride bıraktığı evlatları ise şu şekilde sıralanmaktadır:
- Öcal Uluç
- Hıncal Uluç
- Serpil Gogen
- Hüseyin Kemal Uluç
