Fikret Kızılok, tam adıyla Münir Fikret Kızılok, 10 Kasım 1946'da İstanbul'da dünyaya geldi. Besteci, söz yazarı ve popüler müzik sanatçısı olarak Türk müzik tarihinde özgün bir yer edinen Kızılok, Anadolu halk geleneğini çağdaş müzik anlayışıyla harmanlayan çalışmalarıyla tanınır. 22 Eylül 2001'de kalp rahatsızlığı nedeniyle, 55 yaşında hayatını kaybetti.
Müziğe İlk Adımlar
Kızılok'un müzikle tanışması 1954 yılına, Galatasaray Lisesi'nin ilkokul sıralarına dayanır. Doğum günü hediyesi olarak aldığı kırmızı bir akordeon, bu serüvenin başlangıç noktasıdır. İlk müzik derslerini sınıf arkadaşının klarnetçi babası verdi. İlk sahne deneyimini ise bir 23 Nisan kutlamasında, Taksim Belediye Gazinosu'nda gerçekleştirilen okul müsameresinde yaşadı; o gün çaldığı "Tamzara" türküsü seyirciden büyük ilgi gördü.
Ortaokul ve lise yıllarında konserler devam etti, grup farklı okullara davet edilmeye başladı. Zamanla adını da değiştiren topluluk, Fikret Kızılok ve Veliahtları kimliğiyle okul müsamerelerinin ötesine taştı. 1960'ta lise bölümüne geçen Kızılok, aynı yıl gitara yöneldi. Bu dönemde üst sınıflardaki Barış Manço ve Timur Selçuk, ona en güçlü destek veren isimler arasındaydı.
Liseden mezuniyetin ardından Kadıköy'de yaşayan Kızılok, konserlerini ağırlıklı olarak Anadolu yakasında sürdürdü. 1964'te eski arkadaşı Cahit Oben ile gruplarını birleştirmeye ve profesyonel müzisyenliğe adım atmaya karar verdiler. Beatles etkisinin belirgin olduğu bu yeni grup, Çatı gece kulübünde sahne almaya başladı.
Dönüm Noktaları ve İlk Başarılar
Kızılok, müzik çalışmalarını dişçilik yüksekokulundaki eğitimiyle paralel sürdürdü. İlk solo plağı dönemin müzik ortamında yankı uyandırmadı; bu sonuç karşısında okula odaklanmayı seçti. Ancak müzikten tamamen kopamaması uzun sürmedi. Yüksekokul son sınıftayken mahalleden arkadaşı Arda Uskan ile çıktığı bir yolculuk, kariyerini kökten değiştirecek bir dönüşümün fitilini ateşledi.
Stüdyoya giren Kızılok, Âşık Veysel'in "Uzun İnce Bir Yoldayım" türküsünü kendine özgü bir düzenlemeyle kaydetti ve ikinci solo 45'liği olarak yayımladı. Kasım 1969'da Veysel'i Sivrialan'da ziyaret etti; kar nedeniyle kapanan yollar, onu üç ay boyunca ustasının yanında kalmaya bıraktı. Dönüşün ardından 1970'te çıkardığı "Yumma Gözün Kör Gibi" ve "Yağmur Olsam" plağı, sözleri Âşık Veysel'e, besteleri kendisine ait iki şarkıyı bir araya getiriyordu. Gitar ve saza ek olarak tahta ile taş gibi alışılmadık malzemelerin kullanıldığı bu plak büyük ilgi gördü; Kızılok ilk altın plağını kazandı.
Aynı yıl yayımladığı "Söyle Sazım" single'ı müzik listelerinde Barış Manço'nun "Dağlar Dağlar"ını birinci sıradan indirerek zirveye oturdu. 1972'de "Vurulmuşum" şarkısıyla Bulgaristan Altın Orfe Festivali'ne katıldı. 1973'te yayımladığı plak serisi ise kendi kaleme aldığı "Bir Ali Var" adlı oyunun şarkılarından oluşuyordu:
- "Gün Ola Devran Döne"
- "Leylim Leylim (Kara Tren)"
- "Tutamadım Ellerini"
- "Anadolu'yum"
21 Mart 1973'te Âşık Veysel'in ölümü Kızılok'u derinden sarstı; bir süre müziği bırakıp Kadıköy'de dişçi muayenehanesi açtı. 1975'te "Tehlikeli Madde" grubuyla uzun bir Anadolu turnesine çıktı, ardından İstanbul'da konser serisi verdi.
Sonraki Yıllar ve Mirası
1977'de "Not Defterimden" adıyla piyasaya sürdüğü albüm, atonal altyapı üzerine Nâzım Hikmet şiirlerini yerleştiren deneysel bir yapıt olarak öne çıktı. Varşova'da iki ödül kazanan bu albüm, dönemin siyasi iklimiyle çatıştığı için toplatıldı ve ancak 1993'te yeniden yayımlanabildi. Kızılok bu gelişmenin ardından profesyonel müzik yaşamından çekildiğini kamuoyuna duyurdu. O noktaya kadar 13 altın plak ve çeşitli ödüller biriktirmişti.
1980'lerde Batılı müzikal-vodvil tarzına yönelen Kızılok, 1983 sonrasında müzik yaşamından kopmuş olan Bülent Ortaçgil ile birlikte Çekirdek Sanat Merkezi'ni kurdu. Bu ortaklık uzun sürmese de her iki sanatçının da popüler piyasaya kendi koşullarıyla dönmesinin yolunu açtı. 1993'te Ferhan Şensoy'un "Köhne Bizans Operası"nın, 1999'da ise yine Şensoy'un yazdığı "Şu An Mutfaktayım" oyununun müziklerini hazırladı. 1998'deki "Mustafa Kemal — Devrimcinin Güncesi" albümüyle destansı ve lirik bir dil benimsedi. 2001'de Sertab Erener'e "Oysa" ve "Kumsalda" şarkılarını verdi.
Kızılok, son yıllarında kendini "Marksist'in de ötesinde bir komünist" olarak tanımlıyordu. Uzun süre kalp rahatsızlığıyla mücadele eden sanatçı, 22 Eylül 2001'de hastanede hayatını kaybetti. Ölümünün ardından Ankara'da bir parka onun adı verildi. Kişisel yaşamında 1973'te Şeyda Kızılok ile evlenen, 1978'de oğlu Yağmur'a kavuşan Kızılok, 1993'te Dicle Kızılok ile ikinci evliliğini yaptı.
