Türk sinema ve tiyatrosunun unutulmaz çınarlarından olan ve sahne adıyla Fikret Hakan olarak tanınan Gaffar Bumin Çıtanak, 23 Nisan 1934 tarihinde Balıkesir'de dünyaya gelerek sanatla dolu uzun bir yaşam sürdü. Sanat hayatına tiyatro ile adım atıp 1950'den sonra 163 film ve dizide görev alan sanatçı, ömrü boyunca iki yüzden fazla sinema yapıtı ile otuza yakın televizyon dizisinde oynadı. 11 Temmuz 2017 tarihinde İstanbul'da hayata gözlerini yuman usta isim, arkasında devasa bir kültürel miras bıraktı. Farklı türlerdeki yapımlarda sergilediği başarılı oyunculuğuyla 1960'lı yıllarda Yeşilçam'ın en önemli aktörlerinden biri haline geldi. Oyunculuk kariyerinin yanı sıra yazdığı senaryolar, yaptığı yapımcılık ve üstlendiği yönetmenlik rolleriyle de çok yönlü bir sanat insanı olduğunu kanıtladı. İzleyicinin kalbinde derin izler bırakan usta isim, yer aldığı toplumsal içerikli filmler ve televizyon dizileriyle geniş kitlelere ulaştı.
Çocukluk Yılları ve Sahneyle İlk Temas
Edebiyat öğretmeni ve çevirmenlik yapan Abdullah Gaffar Çıtanak ile hemşirelik mesleğini icra eden Fatma Belkıs Hanım'ın evladı olan sanatçının çocukluk dönemi, anne ve babasının yollarını ayırması nedeniyle oldukça hareketli geçti. Ebeveynlerinin ayrılığının ardından annesiyle birlikte Anadolu'nun farklı kentlerini dolaşmak durumunda kalan usta isim, eğitim hayatına Bursa 23. İlkokulu'nda başladı. Ortaokul eğitimine ise Eskişehir'de devam eden Gaffar Bumin, orta son sınıftayken ailesiyle birlikte İstanbul'a taşındı. Sahne tozunu ilk kez Güzelce Kasımpaşa Ortaokulu'nda okuduğu sırada yutan genç yetenek, Ses Tiyatrosu bünyesinde sergilenen Üç Güvercin operetinde palyaço rolüyle sahneye çıktı. Tiyatroya olan ilgisi bu rolle sınırlı kalmayıp Leblebici Horhor ve Afrodit isimli müzikli oyunlarda da sahne alarak deneyim kazandı. Taksim Atatürk Lisesi sıralarındayken İstanbul Ekspres Gazetesi için röportajlar hazırladı, şiirler kaleme aldı ve edebi üretimini öykü alanına da taşıdı. Yazdığı hikayeler Seçilmiş Hikâyeler ve Dost gibi dönemin önemli dergilerinde yayımlanırken, Tellak Ali adlı ilk öykü kitabı ise 1954 yılında okurlarla buluştu. Lise birinci sınıfta okulu bırakarak yönünü tamamen oyunculuğa çevirdi.
Yeşilçam'da Zirveye Uzanan Sinema Serüveni
Sinema kariyerine 1952 yılında çekilen Köprüaltı Çocukları filminin başrolünü üstlenerek hızlı bir giriş yaptı. Bu tarihten sonra sinema dünyasında adını hızla duyuran oyuncu, 1958 yılına kadar her sene ortalama üç ya da dört yapımda rol almayı sürdü. Geniş kitlelerce tanınması ise 1955 yapımı Beyaz Mendil filmiyle gerçekleşti. Askerlik görevini 1958 yılında tamamladıktan sonra resmi olarak mahkeme kararı ile Fikret Hakan ismini aldı. Altmışlı yıllara gelindiğinde Türk sinemasının en çok aranan başrol oyuncularından biri haline gelmeyi başarıdı. Toplumsal gerçekçi sinemanın yükseldiği bu dönemde, Türk sinema tarihinin mihenk taşları sayılan Yılanların Öcü ve Karanlıkta Uyananlar gibi filmlerde başroller üstlenerek adını sinema tarihine altın harflerle yazdırdı. Başarıları ödüllerle taçlanan sanatçı, Antalya Film Şenliği bünyesinde En İyi Erkek Oyuncu Ödülü'nü kazandı. Sanatçı bu prestijli ödülü şu filmlerdeki performanslarıyla elde etti:
- 1964 yılında Keşanlı Ali filmindeki unutulmaz rolüyle,
- 1968 senesinde vizyona giren Ölüm Tarlaları filmindeki üstün performansıyla,
- 1971 yapımı Hasret filminde sergilediği başarılı oyunculuğuyla.
Seksenli yıllarla birlikte sinemadaki rolleri değişiklik gösterdi. Bu dönemde daha çok ikinci derece karakterlere veya çift başrollü projelere yönelen aktör, kamera arkasına da geçerek film yönetmenliği yaptı.
Tiyatro Tutkusu ve Televizyon Dönemi
Yoğun sinema temposuna rağmen tiyatrodan kopmayan sanatçı, 1955'te Avni Dilligil'in kurduğu Çığır Sahne - Saat 6 Tiyatrosu'nda çeşitli oyunlarda sahne aldı. Ardından Haldun Dormen'in hayata geçirdiği amatör Cep Tiyatrosu ile profesyonel Dormen Tiyatrosu oyunlarında roller üstlendi. Dormen Tiyatrosu'ndan 1958 yılında ayrılmasının hemen ardından kendi topluluğu olan Sahne 8 tiyatrosunu kurdu ve İtalyan yazar Ugo Betti imzalı Kraliçeler ve Asiler eserini başarıyla sahneye koyarak yönetmenlik becerilerini sergiledi. Altmışlı yıllarda sinema yoğunluğu sebebiyle tiyatroya daha az vakit ayırabildi. Yine de 1960-61 döneminde Oraloğlu Tiyatrosu çatısı altındaki Saat 6 Oyunları Topluluğu'nda Bir Parmak Bal adlı oyunda yer aldı. Sonraki yıllarda GEN-AR Tiyatrosu'nda ve Ankara Sanat Tiyatrosu'nun sahnelediği Durand Bulvarı oyununda oynayarak tiyatro birikimini sürdü. Televizyon dünyasında ise 1990 yılında TRT ekranlarında yayınlanan Hanımın Çiftliği dizisiyle adeta yeni bir döneme başladı. Canlandırdığı Muzaffer Bey karakteriyle yeniden başrollere dönen usta sanatçı, ülke çapındaki popülaritesini güçlendirerek sürdü. Aktörün ömrü boyunca ortaya koyduğu bu zengin sanatsal birikim, Türk kültür tarihinin unutulmaz sayfalarında yerini aldı.
