Filipinler'in kuzeyindeki Sarrat kasabasında 11 Eylül 1917 tarihinde dünyaya gelen Ferdinand Emmanuel Edralín Marcos, ülkesini 1965 ile 1986 yılları arasında otoriter bir rejimle yöneten 10. Filipinler Devlet Başkanı'dır. Asıl mesleği avukatlık olan Marcos, siyasi gücü elinde toplamak amacıyla 1972 yılında ilan ettiği sıkıyönetim ve kurduğu baskıcı yönetim tarzıyla ülke tarihinde derin izler bırakmıştır. Dönemindeki geniş çaplı yolsuzluk iddiaları, insan hakları ihlalleri ve muhalif liderlere yönelik baskılar sebebiyle halkın büyük tepkisini çeken lider, 1986'da gerçekleşen halk ayaklanmasıyla iktidardan indirilerek sürgüne gönderilmiştir.
Hukuk Yıllarından İktidara Uzanan Yol
Ferdinand Marcos, ortaöğrenimini başkent Manila'da tamamladıktan sonra Filipinler Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun oldu ve gençlik yıllarında babasının rakiplerinden Julio Nalundasan'ı 20 Eylül 1935'te öldürdüğü iddiasıyla suçlanarak Kasım 1939'da mahkûm edildi. Yüksek Mahkeme'ye başvurarak kararı bozduran Marcos, ertesi yıl aklanıp Manila'da avukatlığa başladı. II. Dünya Savaşı patlak verdiğinde Filipinler ordusunda subay olarak görev aldı. 10 Nisan 1942'de başlayan ve 161 kilometrelik zorlu bir yolculuk olan Bataan Ölüm Yürüyüşü'nden sağ kurtulup kaçan Marcos, sonrasında direniş kahramanı olduğunu iddia etse de resmi ABD arşivleri bu mücadelede neredeyse hiçbir rolünün olmadığını ortaya koydu.
Savaştan sonra 1946-1947 yıllarında ilk bağımsız devlet başkanı Manuel Roxas'ın teknik danışmanlığını yaptı. Aynı zamanda 1954 yılında, 1949'un eski güzellik kraliçesi Imelda Romualdez ile dünya evine girdi. Çiftin bu evlilikten doğan çocukları şu şekildedir:
- Imee Marcos (d. 1955)
- Ferdinand Jr. (Bongbong Marcos) (d. 1957)
- Irene Marcos (d. 1960)
- Aimee Marcos
Sıkıyönetim Dönemi ve Otoriter Rejim
İktidarının ilk yıllarında tarım, eğitim ve sanayide bazı ilerlemeler sağlasa da, zamanla artan öğrenci eylemleri ve gerilla hareketleriyle karşılaştı. Karşılaştığı muhalefeti bastırmak amacıyla 21 Eylül 1972'de komünist tehditleri öne sürerek sıkıyönetim ilan etti. Hızla hareket eden Marcos, muhalif siyasetçileri hapse gönderdi ve orduyu yönetiminin bir baskı aygıtına dönüştürdü. Sıkıyönetim altında habeas corpus güvencesini kaldırarak olağanüstü yetkiler edindi. 1973 yılındaki yeni anayasa ile yetkilerini genişletip başbakanlık makamını da kendi kontrolüne aldı. Sıkıyönetimi 17 Ocak 1981'de resmi olarak sonlandırsa da otoriter tutumunu gevşetmedi. Nitekim 16 Haziran 1981'deki göstermelik seçimleri kazanarak devlet başkanlığını altı yıl daha uzattı.
Bu süreçte Marcos ve eşi Imelda Marcos, ülke yönetimini ve sanayiyi yakın akrabalarıyla doldurarak büyük tepki çektiler. Manila Valisi ve Bakanlık gibi üst düzey görevleri üstlenen Imelda Marcos da yönetimin en nüfuzlu isimlerinden biri haline geldi. Rejimin en büyük karşıtlarından biri, eski Tarlac Valisi Senatör Benigno Aquino Jr. idi. Aquino, yedi yıl hücrede tutulduktan sonra geçirdiği kalp krizi sonrası tedavi için ABD'ye gönderildi. Ancak 21 Ağustos 1983'te ülkeye dönüşünde Manila Uluslararası Havalimanı'nda suikasta kurban gitti. Bu suikast, rejim karşıtı öfkeyi kontrol edilemez bir boyuta ulaştırdı.
İktidarın Sonu, Sürgün ve Mirası
Aquino'nun katledilmesinin ardından eşi Maria Corazon Aquino, UNIDO partisinin çatısı altında muhalefetin liderliğini üstlendi. 7 Şubat 1986'da düzenlenen devlet başkanlığı seçimlerinde Marcos hileli yollarla galibiyet ilan etti. Halk bu sonuca inanmayarak kitlesel bir ayaklanma başlattı ve ordu ikiye bölündü. ABD desteğini çekince Marcos, 25 Şubat 1986'da ülkeyi terk ederek Hawaii'ye kaçtı. Daha sonra gün yüzüne çıkan kanıtlar, Marcos ailesinin Filipinler ekonomisini milyarlarca dolar zarara uğrattığını kanıtladı. 28 Eylül 1989'da 72 yaşındayken Honolulu'da hayata gözlerini yuman Marcos, arkasında tartışmalı bir miras bıraktı.
Marcos ve eşi hakkında ABD mahkemelerinde haraççılık davası açılsa da, eşi Imelda Marcos ölümünden sonra, 1990 yılında beraat etti. 1991'de Filipinler'e dönüşüne izin verilen Imelda Marcos, 1993'te Manila mahkemesince yolsuzluktan suçlu bulunsa da bu karar 1998'de bozuldu. Ferdinand Marcos'un naaşı ise uzun süre tartışma konusu oldu. En nihayetinde 2016 yılında, dönemin Devlet Başkanı Rodrigo Duterte'nin desteğiyle gizli bir törenle Manila'daki Kahramanlar Mezarlığı'na defnedildi. Ailenin siyasi gücü ise sönmedi. Nitekim çiftin oğlu Bongbong Marcos, 9 Mayıs 2022'de yapılan başkanlık seçimlerini yüzde 58,92 oy oranıyla kazanarak Filipinler'in yeni devlet başkanı seçildi.
