Türk edebiyat tarihinin en gizemli simalarından biri olan yazar ve şair Ferhan Oğuzkan, 11 Temmuz 1921 tarihinde İstanbul'un tarihi semtlerinden Saraçhane'de dünyaya gelmiş ve Cumhuriyet döneminin en üretken kalemleri arasına adını yazdırmıştır. Genç yaşta adım attığı edebiyat ve basın dünyasında fırtınalar estiren yazar, kalemiyle geniş kitleleri etkilemeyi başarmıştır. Henüz okul sıralarındayken başlayan yazarlık tutkusu, onu ülkenin en çok okunan başyazarlarından biri haline getirmiştir. Siyasi mücadeleleri, mahkumiyet yılları ve ardından gelen derin sessizliğiyle edebiyatımızda derin izler bırakmıştır. Yaşamının son dönemini tamamen toplumdan izole şekilde geçirerek "Görünmez Şair" unvanını almıştır. Bu gizemli şair, ardında binlerce eşsiz şiir bırakarak 1999 yılında aramızdan ayrılmıştır.
İlk Yazın Yılları ve Gazetecilik Kariyeri
Ferhan Oğuzkan, temel eğitimini 1936 yılında tamamladı. Eğitim hayatına ara vermeden devam eden genç yetenek, 1937 senesinde İstanbul Mehmet Akif Anadolu Lisesi'ne adım atmıştır. Yazın hayatının ilk tohumlarını bu lisenin sıralarında atan Oğuzkan, üretken bir kalem olacağını o yıllarda kanıtlamıştır. Çok genç yaşta yoğun çalıştı. Yıl 1940'ı gösterdiğinde kaleme aldığı ilk eseri "Atatürk ve Ben" isimli romanı yayımlanmıştır. Bu ilk roman çalışması, okurlar ve edebiyat çevreleri tarafından büyük bir ilgiyle karşılanmıştır. Bu başarı basın dünyasının dikkatini çekti. Nitekim 1941 yılında, Türkiye'nin en köklü gazetelerinden Hürriyet bünyesinde başyazar olarak göreve başlamıştır. Köşesinde cesur fikirlerini paylaştı.
Mahkumiyet Günleri ve Siyaset Sahnesi
Genç gazetecinin meslek hayatındaki bu hızlı yükselişi, fırtınalı günlerin de habercisi olmuştur. Yazar, 1942 yılında yayımlanan "Neden Türkiye?" başlıklı köşe yazısı sebebiyle yargılanmıştır. Mahkeme neticesinde, o dönem büyük yankı uyandıran köşe yazısı yüzünden tam dört yıl on bir ay hapis cezasına çarptırılmış ve buna ek olarak iki ay boyunca da gözaltında tutulmasına karar verilmiştir. Bu ağır karar, onun özgürlüğünü elinden alsa da yazma azmini asla kıramamıştır. 1943 yılında başlayarak 1947 yılında kadar süren bu zorlu mahpusluk dönemini çok verimli değerlendirmiştir. Cezaevinde geçirdiği her anı, çektiği sıkıntıları ve gözlemlerini büyük bir titizlikle kağıda dökmüştür. Yaşadığı bu derin tecrübeleri daha sonra "Ben Mahkum" adlı anı kitabında okurlarla buluşturmuştur. Parmaklıklar ardındaki yaşamın zorluklarını, oradaki insanların dramını ve kendi iç hesaplaşmalarını anlatan bu benzersiz eser, onun edebi olgunluğa ve derinliğe eriştiği en önemli başyapıtlardan biri olarak kabul görmektedir.
Hapishane günlerinin ardından Ferhan Oğuzkan, hayatında tamamen yeni bir sayfa açarak siyaset arenasına adım atmıştır. Siyasi kariyerine 1946 yılında, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) çatısı altında milletvekili olarak başlamıştır. Oldukça aktif bir profil çizdi. Bu dört senelik iktidar döneminde, halkın refahı ve ülkenin geleceği adına sayısız başarıya imza atmıştır. Ancak meclisteki son hitabında dile getirdiği laiklik ilkesine aykırı fikirleri, siyasi sonunu hazırlamıştır. Yaptığı bu konuşma sebebiyle yargılanmış ve dört ay süreyle yeniden hapis cezasına çarptırılmıştır.
Görünmez Şairin Yalnızlığı ve Mirası
Bu son mahkumiyet kararından sonra Ferhan Oğuzkan, toplumsal hayattan tamamen elini eteğini çekme kararı almıştır. Yaşamının geri kalanında tamamen yalnız kaldı. Toplumdan uzak, sessiz ve sakin bir yaşam süren şair, bu yalnızlığını şiirlerine yansıtmıştır. Kalemini yalnızlığın tercümanı kılmıştır. Odasında tek başına geçirdiği onlarca yıl boyunca, tam 10.000'i aşkın şiir üretmeyi başarmıştır. Bu muazzam üretimini 100'den fazla şiir kitabında toplayarak edebiyat tarihine adını yazdırmıştır. Yaşadığı bu sıradışı inziva ve gözlerden uzak hayat tarzı sebebiyle sanat dünyasında "Görünmez Şair" olarak anılmaya başlanmıştır. Nitekim 1957 yılında kazandığı prestijli bir şiir ödülünün törenine dahi kendisi katılmamıştır. Ödülü törende eşi teslim aldı. Yapıtlarında her zaman yalnızlık temasını ilmek ilmek işleyen bu sessiz çınar, hayatı boyunca bu çizgisini korumuştur. Hayatının son kırk yılında toplum arasına karşımayı kesinlikle reddeden ve kendi iç dünyasında adeta bir münzevi gibi yaşayan Ferhan Oğuzkan, 12 Ekim 1999 sabahı geçirdiği ani bir kalp krizi sonucu hayata gözlerini yummuştur.
Şairin yaşamının önemli eserleri ve unvanı şu şekildedir:
- Atatürk ve Ben - 1940 yılında büyük ilgi gören ilk romanı.
- Ben Mahkum - Hapishane anılarını topladığı değerli eseri.
- Görünmez Şair - On bini aşkın şiiriyle kazandığı haklı unvanı.