İçeriğe Atla
Evliya Çelebi fotoğrafı
Anasayfa Varlık

Evliya Çelebi Kimdir?

Evliya Çelebi kimdir? 1611 İstanbul doğumlu ünlü kaşif, 50 yıllık yolculuğunu aktardığı Seyahatname eseriyle Türk edebiyatının en büyük seyyahıdır.

Diğer adlar: Mehmed, Evliya Çelebi

Bu Konuda Neler Var?

💡 Başlıklara tıklayarak sayfa içinde hızlı gezinebilirsiniz.

Evliya Çelebi Hakkında

Türk kültür ve edebiyat tarihinin en büyük seyyahı kabul edilen Evliya Çelebi, takvimler 25 Mart 1611 tarihini gösterdiğinde İstanbul'un Unkapanı semtinde dünyaya gözlerini açtı. Saray kuyumcubaşısı olan babası Derviş Mehmet Zilli'nin evindeki derin sohbetlerle büyüyen bu genç dahi, çocukluk yıllarından itibaren uzak coğrafyaları keşfetme hayalleri kurmaya başladı. Bu sohbetler onu çok etkiledi. Gerçek ismi Mehmed olan yazar, aldığı üstün saray eğitimi ve sanatsal donanım sayesinde, Osmanlı İmparatorluğu'nun sınırlarını aşan elli yıllık bir keşif yolculuğuna çıktı. Bu büyük macerasını ise, bugün dünya çapında bir başyapıt kabul edilen on ciltlik Seyahatname adlı devasa eserinde toplayarak gelecek nesillere eşsiz bir miras bıraktı.

Saray Terbiyesinden Payitahtın Dışına Uzanmak

Genç Mehmed, çocukluğunda ilk olarak özel hocalardan dersler aldı ve ardından medrese sıralarında eğitimine devam etti. Babası Derviş Mehmet Zilli ise ona sadece babalık yapmadı; aynı zamanda kendi elleriyle pirinç levhalar üzerine oyma yapmayı, tezhip, hat ve nakış gibi geleneksel sanatları da öğretti. Babasının Kanuni Sultan Süleyman ile Zigetvar Seferi'ne katılmış olmasından dolayı, aile meclislerinde sürekli gazalar ve uzak beldeler konuşulurdu. Bu serüven dolu hikayeler, küçük yaştan itibaren onda seyahat etme arzusunu tetikleyen en önemli kıvılcım oldu. Yaşamının bu ilk demlerinde aldığı eğitimler, onun ileride kaleme alacağı metinlerin sanatsal gücünü de şekillendirdi. Gençlik yıllarında sarayın prestijli okulu olan Enderun bünyesinde tam dört yıl boyunca yoğun bir eğitim gören Mehmed, burada ufkunu iyice genişletti. Dönemin kudretli sadrazamlarından dayısı Melek Ahmed Paşa vasıtasıyla padişah Sultan IV. Murad'ın maiyetine girme şerefine ulaştı. Sipahi olarak orduya katılan ve padişahın Revan Seferi sonrasında saray hizmetine kabul edilen genç asker, saray hayatının sunduğu imkanlardan kısa süre yararlandıktan sonra içindeki yollara çıkma sesine kulak verdi. Böylece saraydaki konforlu yaşamını geride bırakarak, ömrünün sonuna kadar sürecek olan efsanevi yolculuklarının ilk adımı olan Bursa seyahatine yelken açtı. Bursa onun için sadece bir başlangıçtı.

Yarım Asırlık Bir Rota ve Savaş Meydanları

Bursa yolculuğunun ardından dur durak bilmeyen ünlü kaşif, 1640'lı yıllarda İzmit, Trabzon ve Girit gibi farklı bölgelere seyahatler düzenledi. Gözlemleri son derece gerçekçiydi. 1645 yılında Bahadır Giray'ın refakatinde Kırım'a giden yazar, aynı sene Yanya Kalesi'nin fethiyle sonuçlanan savaşta Yusuf Paşa'nın yanında aktif görev aldı. Ertesi yıl Erzurum Beylerbeyi Defterdarzade Mehmed Paşa'ın yanında danışmanlık vazifesini üstlenerek Doğu Anadolu, Azerbaycan ve Gürcistan coğrafyasını karış karış gezdi. Bu yolculuklar esnasında sadece gözlem yapmakla kalmadı; elçilik görevleri üstlendi, devlet büyüklerine kritik mektuplar taşıdı ve orduların yanında savaşlara katılarak büyük hizmetlerde bulundu.

Gittiği yerlerde resmi görevleri de başarıyla yerine getiren seyyah, Revan Hanı'na ulaklık yaparken Gümüşhane ve Tortum bölgelerini de inceleme fırsatı buldu. 1648 senesinde başkente dönen gezgin, bu kez Mustafa Paşa ile birlikte Şam yolunu tuttu ve tam üç yıl boyunca bu topraklarda derinlemesine araştırmalar yürüttü. 1651 yılından sonra rotasını batıya çevirerek Rumeli coğrafyasını, özellikle de Sofya dolaylarını adımlamaya başladı. Hayatının son dönemlerine doğru ise Avusturya, Arnavutluk, Teselya, Selanik ve Gümülcine gibi topraklarda bulunarak kültürler arası bir köprü kurdu. Elli yıllık bu muazzam seyahat serüveninde adımladığı diğer coğrafyalar ise şunlardır:

  • Mübarek topraklar Hicaz ve gizemli Mısır
  • Kuzey Afrika'nın içlerindeki Sudan ve Habeşistan
  • Kafkasya'nın sarp yamaçlarındaki Dağıstan

Edebi Miras: On Ciltlik İsanlık Ansiklopedisi

Evliya Çelebi'nin elli bir yıl boyunca tuttuğu notlardan süzülen devasa eser, Türk gezi edebiyatının ve kültür tarihinin en kıymetli hazinesidir. Yalınlık onun en büyük gücüydü. Orijinal nüshası Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi'nde korunan ve yaklaşık 4.000 sayfa tutan bu muhteşem külliyat, sadece kuru bir coğrafya rehberi olmanın çok ötesindedir. Yazar, eserinde gözlemlediği olayları son derece duru, samimi ve halkın rahatlıkla anlayabileceği sade bir üslupla kaleme almıştır. Zaman zaman okuyucunun ilgisini canlı tutmak ve metne renk katmak amacıyla hayal gücünü zorlayan şaştırıcı hikayelere de yer vermiştir. Seyahatname, belirli bir disiplinle sınırlı kalmayıp insana dair olan her konuyu bünyesinde barındıran muazzam bir kültür ansiklopedisidir.

Ünlü yazarın kendi anlatımlarından yola çıkarak varlığından haberdar olduğumuz ancak günümüze kadar hiçbir izine rastlayamadığımız Şakaname adında mizahi bir eseri daha bulunmaktadır. Kayıp eser hala aranmaktadır. Hayatını adadığı seyahat defterini Mısır'da yalnızlığa çekildiği yıllarda da doldurmaya devam eden bu büyük usta, 1685 yılından sonra burada hayata gözlerini yumdu. Koç burcu olan ve 74 yaşında vefat ettiği bilinen büyük kaşifin tam olarak nerede ve hangi tarihte defnedildiği konusu ise hala gizemini korumaktadır. Ondan geriye kalan en büyük gerçeklik ise, yazdığı her satırda dünyayı anlama arzusunu yansıtan o büyük ruhudur.