Ekrem Reşit Rey, 20. yüzyıl Türk tiyatro ve edebiyat dünyasının en verimli kalemlerinden biridir. 1900 yılında imparatorluğun payitahtı İstanbul'da hayata gözlerini açan sanatçı, ömrünü kelimelere ve sahne sanatlarına adamıştır. Osmanlı'nın son döneminin saygın devlet adamlarından Ahmet Reşit Rey'in büyük oğlu ve dahi besteci Cemal Reşit Rey'in ağabeyi olan sanatçı, Türk tiyatrosunda çığır açan pek çok ölümsüz sahne eseriyle tanınmaktadır. Çocukluğundan itibaren resim dersleriyle sanatla iç içe büyüyen ve ardından vatanına dönerek geniş kitlelere ulaşan eserler üreten edebiyatçı, eğitim hayatını Galatasaray Sultanîsi ile Paris Buffon Lisesi gibi Avrupa'nın önemli kültür merkezlerinde sürdürmüştür. Kardeşiyle kurduğu sanatsal ortaklık sayesinde, Lüküs Hayat gibi bugün bile dillerden düşmeyen operetlere imza atarak adını altın harflerle tarihe kazımıştır. 13 Temmuz 1959'da İstanbul'da hayata veda eden Rey, geride muazzam bir radyo tiyatrosu arşivi, köşe yazıları, eleştiriler ve sahne klasikleri bırakmıştır.
Avrupa'dan İstanbul'a Uzanan Eğitim Yılları
Ekrem Reşit Rey'in çocukluğu, yüksek bürokrasi ve yoğun bir entelektüel çevre içinde şekillenmiştir. Küçük yaşlardayken resim dersleri almaya başlayarak sanatsal duyarlılığını geliştirdi. Orta öğrenimine prestijli Galatasaray Sultanîsi bünyesinde başladı. Ancak 1913 yılı onun için büyük bir dönüm noktası oldu. Ailesi bu dönemde Paris'e göç etme kararı aldı. Bu göçün hemen ardından orta eğitim hayatını Paris'teki ünlü Buffon Lisesinde devam ettirdi. Ancak I. Dünya Savaşı'nın patlak vermesi üzerine ailenin huzurlu günleri ansızın kesintiye uğradı. Savaşın başlamasıyla birlikte genç Ekrem Reşit, kardeşi Cemal Reşit ve annesiyle beraber İsviçre'nin yolunu tuttu. Cenevre'ye sığınan aile, burada yeni bir yaşam kurdu. Başarılı genç, Cenevre Güzel Sanatlar Akademisi'ne girerek eğitimini burada başarıyla tamamladı. Akademiden mezuniyetinin ardından Paris'e geri döndü. Sanatın kalbi olan Paris'in renkli kültür dünyasında kendine saygın bir yer edinmeyi başardı. Genç yaşta kazandığı bu çok kültürlü birikim ve Avrupa'nın öncü sanat çevrelerinde edindiği vizyoner bakış açısı, onun Türkiye'ye döndükten sonra ortaya koyacağı edebi yapıtların estetik kalitesini ve evrensel boyutunu doğrudan belirleyen en temel unsur olmuştur.
Avrupa'daki verimli yıllardan sonra ailesiyle birlikte yeniden İstanbul'a dönen Ekrem Reşit Rey, ülkede Fransızca öğretmeni olarak görev yapmaya başladı. Dönemin önde gelen iki büyük eğitim kurumunda, yani İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesinde ve İstanbul Teknik Üniversitesinde Fransızca okutarak genç dimağları eğitti. Öğretmenlik mesleğini icra ederken edebi ve sanatsal çalışmalarına ara vermeden devam etti. Gazetelerde yazdığı tiyatro eleştirileri ve makalelerle kısa sürede adını duyurmayı başardı.
Radyo Tiyatrosu ve Rey Kardeşler Ortaklığı
1938 yılı yazar için yeni ve oldukça üretken bir dönemin kapısını araladı. Ankara Radyosu bünyesinde temsil şefi olarak göreve getirilen sanatıcı, yayıncılık dünyasına adım attı. Daha sonra İstanbul Radyosu çatısı altında yürüttüğü çalışmalarla radyo tiyatrosunun ülkemizdeki öncülerinden biri haline geldi. Dünya edebiyatının en seçkin klasik romanlarını ve popüler tiyatro yapıtlarını büyük bir titizlikle radyo oyununa uyarladı. Sanatıcının radyolar için kaleme aldığı otuzu aşkın piyes, dinleyiciler tarafından büyük bir ilgiyle takip edilmiştir.
Bu sırada tiyatro sahnelerine olan tutkusunu da canlı tuttu. İstanbul Şehir Tiyatroları için hem telif eserler yazdı hem de yabancı oyunları başarıyla Türkçeye çevirdi. Ekrem Reşit Rey, Fransızca olarak kaleme aldığı romanlarla Fransa'daki yayıncıların da dikkatini çekmiş ve eserleri orada basılmıştır. Özellikle kaleme aldığı La Vie de Khaireddine Barberousse (Barbaros Hayreddin'in Kitabı) adlı biyografik romanı, onun uluslararası arenada büyük saygınlık kazanmasını sağladı. Hem Türkçe hem de Fransızca olarak yayımlanan bu değerli çalışma sayesinde prestijli Fransız Yazarlar Cemiyeti üyeliğine kabul edildi.
Sanatıcının kariyerindeki en verimli ve unutulmaz ortaklık ise kardeşi Cemal Reşit Rey ile kurduğu ortaklık olmuştur. Rey Kardeşler, Türk tiyatro tarihinin yönünü değiştiren muhteşem revü ve operetlere birlikte imza attılar. Ekrem Reşit'in kıvrak zekasıyla yazdığı sahne metinlerini, Cemal Reşit eşsiz melodilerle taçlandırdı. İkilinin ortaklaşa ürettiği popüler müzikal eserler, döneminde büyük gişe başarıları elde ederek efsaneleşti. Kardeşlerin bu örnek teşkil eden iş birliği, sadece o dönemde değil, Cumhuriyet'in modernleşme sürecindeki Türk sahne sanatlarının kurumsallaşmasında ve halkın tiyatroya olan ilgisinin artmasında son derece belirleyici bir misyon üstlenmiştir.
Sanatıcının Eserleri ve Sahne Yapıtları
Rey Kardeşler'in Türk tiyatrosuna miras bıraktığı, sözlerini Ekrem Reşit'in yazdığı ve Cemal Reşit'in bestelediği başlıca yapıtlar şunlardır:
Revü ve Operetler
- Önce Saat (1932)
- Lüküs Hayat (1933)
- Deli-Dolu (1934)
- Saz-Caz (1935)
- Maskara (1936)
- Hava-Cıva (1941)
- Alabanda (1942)
- Aldırma (1943)
Komediler
- Dalga (1938)
- Lafonten Baba (1938)
- Olan Oldu (1949)
Roman
- La Vie de Khaireddine Barberousse (Fransızca yazılmış ve Fransa'da basılmıştır)
