Türk mûsikisi tarihine yön veren nazariyatçı ve besteci M. Ekrem Hulûsi Karadeniz, 14 Şubat 1904 tarihinde Rize'de dünyaya gözlerini açtı. Kitapçı ve avukat Mustafa Hulusi Bey ile Zehra Hanım'ın oğlu olan sanatçı, eğitimini İstanbul'da tamamlayarak hukuk eğitimi aldı. Meslek hayatının henüz ilk basamaklarında yaşadığı talihsiz bir iş kazası sonucunda görme yeteneğini tamamen kaybetmiş olmasına karşın, yaşama sevincini yitirmeyerek kendini kitaplara ve mûsiki çalşmalarına adadı. İstanbul'un tarihi Sahaflar Çarşısı'nda kitapçılık yaparak ömrünü tamamlayan Karadeniz, geliştirdiği müzik kuramlarıyla Türk sanat musikisinin unutulmaz isimleri arasına girdi.
Hukuktan Sahaflar Çarşısına Uzanan Bir Yaşam
Karadeniz, eğitim hayatını İstanbul'da şekillendirdi. Genç Ekrem'in akademik kariyerinde yer alan eğitim durakları şunlardır:
- İlk öğrenimini başarıyla tamamladığı Rize okulları,
- Lise tahsilini gerçekleştirdiği İstanbul Erkek Lisesi,
- Hukuk diplomasını aldığı İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi.
Karanlığa bürünen dünyasını kitapların ve müziğin aydınlığıyla dolduran Ekrem Karadeniz, Sahaflar Çarşısı'nda kendine yeni bir hayat kurdu. Sahaflar'daki dükkanında hem kitap satışı yaptı hem de talep eden öğrencilere özel hukuk dersleri verdi. Bu tarihi mekan, onun entelektüel birikimini paylaştığı ve dostlarıyla buluştuğu bir kültür yuvasına dönüştü. Yaşadığı engeller karşısında asla pes etmeyen Karadeniz, çevresine örnek teşkil eden bir azimle yaşamını sürdürdü. Zamanını okuyarak ve yazarak değerlendirdi.
Müzikle Tanışma ve Abdülkadir Töre Dostluğu
Müzik serüveni Sotiri adlı bir öğretmenden aldığı ilk derslerle başlayan sanatçı, keman ve kanun eğitimi alarak sonunda kanun enstrümanında karar kıldı. Müzikal yeteneğini geliştirmek amacıyla Cerrahpaşa semtinde yer alan Gülşen-i Mûsikî okulundaki derslere katıldı. Karadeniz'in hayatındaki asıl dönüm noktası ise 1930 senesinde bestekâr Abdülkadir Töre ile tanşması oldu. Bu tanşma, Türk mûsikisi nazariyatı alanında yıllar boyu sürecek güçlü bir ortaklığın kapılarını araladı.
Töre ile Karadeniz arasındaki hoca-talebe ilişkisi, Töre'nin 1946'daki vefatına değin aralıksız sürdü. İkili, geleneksel müzik teorilerini derinlemesine inceleyerek yeni kuramsal sistemler üzerine çalşmalar yürüttüler. 1941 yılında Şehzadebaşı semtinde bulunan tarihi Letafet binasında kurulan Türk Müzik Kültürünü Koruma Derneği'nin kurucuları arasında yer alan Karadeniz, bu çatı altında mûsikinin gelecek nesillere aktarılması amacıyla önemli faaliyetler gerçekleştirdi. Türk müziği teorisindeki katkılarıyla tanınan Abdülkadir Töre sayesinde büyük saygınlık kazandı.
Teorik Miras ve "Türk Müziği İlkeleri" Eseri
Ekrem Karadeniz, ustası Töre ile birlikte 1965 yılında yazımına başladıkları teorik çalşmayı nihayete erdirmeyi başarıyla tamamladı. "Esâsât-ı Mûsikiyye ve Türk Mûsikisinde Terakkî ve Tekâmül" adını taşıyan bu devasa çalşma, Türk mûsiki nazariyatında çığır açıcı bir niteliğe sahipti. Eser, daha sonra Ankara'da 1983 yılında "Türk Müziği İlkeleri ve Teorisi" başlığıyla yayımlanarak mûsiki dünyasına sunuldu. Kitabın ön sözünde yer alan ithaf yazısında, hazırlanan bu değerli çalşmanın tamamen hocasının tasarısı doğrultusunda şekillendiğini ve içeriğin özünün aslında Töre'ye ait olduğunu açık yüreklilikle beyan etti. Kitabını vefat eden hocasına ithaf etti.
Kitabın temel hususiyeti, o dönemde genel kabul gören Arel-Ezgi sisteminden ayrılan yapısıydı. Karadeniz, yaygın sistemin yerine Abdülkadir Töre'nin geliştirdiği kırk bir aralıklı ses dizgesi sistemini temel aldı. Bu kuramsal duruş, Türk müziğinin ses sisteminin daha doğru anlaşılması adına önemli bir alternatif oluşturdu. Yaşamı boyunca büyük bir titizlikle biriktirdiği geniş nota koleksiyonunun gelecek nesiller tarafından incelenip korunabilmesi amacıyla, ölümünün ardından Süleymaniye Yazma Eser Kütüphanesi'ne bağışlanmasını sağlayarak araştırmacılara muazzam bir kaynak bıraktı. Koleksiyon bugün de araştırmacılara açıktır.
Ekrem Karadeniz, 17 Ekim 1981 tarihinde İstanbul'da geçirdiği beyin kanaması nedeniyle vefat etti. Naaşı, Kozlu Mezarlığı'nda toprağa verildi. Geride bıraktığı kıymetli besteleri ve Türk müziğine kazandırdığı kuramsal eserlerle adı silinmeyecek bir iz bıraktı. Hem hukuk hem de mûsiki dünyasındaki vakur duruşuyla anılan Karadeniz, ömrünü vakfettiği Türk sanat müziğinin en üretken simalarından biriydi.