Türkiye’de kadın hakları mücadelesinin en cesur ve öncü seslerinden biri olan Duygu Asena, 1946 yılında İstanbul’da dünyaya gelmiş ve yaşamı boyunca edebiyat ile gazeteciliği toplumsal dönüşümün anahtarı olarak kullanmıştır.
Ülkemizde ikinci dalga feminist hareketin temellerini atan yazar, özellikle kadın dergiciliğindeki devrimci duruşu ve tabuları yıkan eserleriyle tanınır.
Toplumun sessiz kaldığı pek çok konuyu korkusuzca gündeme taşıyan aydın kalem, 30 Temmuz 2006 tarihinde yine doğduğu şehirde hayata gözlerini yummuştur.
Gazetecilik kariyerinde çığır açan Asena, yazıları ve toplumsal duruşuyla Türk kadınına kendi sesini keşfetme yolunda rehberlik etmiştir.
Pedagojiden Gazeteciliğe Uzanan Yolculuk
Seçkin bir aile ortamında büyüyen Duygu Asena’nın annesi Nihal Hanım, babası ise susam ticaretiyle iştigal eden Muhtar Bey’dir.
Dedesi Ali Şevket Bey, Gümüşhane milletvekilidir.
Ünlü şair İnci Asena’nın ablası olan yazar, ortaöğrenim hayatını Kadıköy Özel Kız Koleji bünyesinde tamamlamıştır.
Yükseköğrenimini ise İstanbul Üniversitesi Pedagoji Bölümü’nde başarıyla bitirmiştir.
Mezuniyetinin ardından çocuk psikolojisi alanına yönelerek iki yıl boyunca Haseki Hastanesi Çocuk Kliniği ile üniversitenin Çocuklar Evi'nde pedagog olarak görev yapmıştır.
Bu deneyim onun çocuk dünyasını tanımasını sağladı.
Pedagoji alanındaki pratiklerini tamamladıktan sonra, asıl tutkusu olan yazı dünyasına adım atmaya karar vermiştir.
Medya sektörüne ilk adımını 1972 senesinde Hürriyet gazetesinde atan yazar, buradaki ilk makalesini gazetenin popüler eki Kelebek’te yayımlamıştır.
Yazı hayatının bu ilk döneminde "Şirin" müstear adını kullanan Asena, kısa sürede özgün üslubuyla dikkatleri üzerine çekmeyi başarmıştır.
Bu başlangıç, onun ilerleyen yıllarda farklı basın organlarında üstleneceği editörlük ve yöneticilik rollerinin de habercisi olmuştur.
Kadınca Dergisi ve Edebiyatta Deprem Yaratan Eserler
Yıl 1978 olduğunda Gelişim Yayınları bünyesinde genel yayın yönetmenliği görevini üstlenen yazar, Türkiye'de kadın dergiciliğine yön vermeye başlamıştır.
Özellikle Kadınca dergisinin yönetiminde bulunduğu 1978-1992 yılları arasında, Türk medyasında daha önce konuşulmayan pek cok konuyu cesurca tartışmaya açmıştır.
Bu dönemde yazar, Kadınca dergisinin yanı sıra kadın okurlara hitap eden pek çok popüler yayının da yönetim kadrosunda yer almıştır. Bu dergiler şunlardır:
- On yedi
- Ev Kadını
- Bella Bayan
- First
İlk kitabı Kadının Adı Yok 1987'de basıldı.
Eser edebiyat dünyasında deprem etkisi yarattı.
Toplumda tabu olarak kabul edilen cinsellik, kürtaj, aldatma, bekaret ve taciz gibi konuları açık yüreklilikle ele alan yazarın bu ünlü yapıtı, çok kısa sürede büyük bir popülerliğe ulaşarak geniş kitlelerce tartışılmıştır.
Ancak eser, içeriğindeki cesur anlatımlar sebebiyle 1988 yılında müstehcenlik iddiasıyla yasaklanma kararıyla karşı karşıya kaldı.
Verilen hukuk mücadelesinin ardından yasağı kalkan ve yeniden basılan kitap, aynı yıl ünlü yönetmen Atıf Yılmaz tarafından sinemaya da aktarılmıştır.
Büyük gişe rekorları kıran film ve bir yılda 40 baskı yapan roman, Almanya, Hollanda ve Yunanistan gibi ülkelerde de tercüme edilerek yayımlanmıştır.
Başarısını sürdüren yazar, ilk eserinin devamı niteliğindeki Aslında Aşk da Yok ile yine benzer bir ilgiyle karşılaşarak 36. baskıya ulaşmıştır.
Asena sadece yazmakla kalmamış; 1988 ile 1995 yılları arasında Umut Yarında Kaldı, Yarın Cumartesi ve Bay E isimli sinema filmlerinde oyuncu olarak üstlendiği rollerle sanatın farklı dallarında da yeteneğini sergilemiştir.
Sanatçı beyaz perdede de boy göstermiştir.
Ayrıca 1992-1997 yılları arasında TRT 2 ekranlarında yayımlanan "Ondan Sonra" adlı televizyon programını hazırlayıp sunarak geniş kitlelere ulaşmıştır.
Yazın hayatına 1992'de yayımlanan ve 18 baskı yapan 13 öykülük Kahramanlar Hep Erkek kitabıyla devam etmiştir.
Makalelerinden derlediği Değişen Bir Şey Yok ise haftalık 70 bin adetlik satışıyla kırılması güç bir rekor elde etmiştir.
Yazar sonraki süreçte de üretmeye devam etti.
Aynada Aşk Vardı, Aslında Özgürsün ve Aşk Gidiyorum Demez gibi önemli eserler kaleme almıştır.
2004 yılında yayımlanan Paramparça adlı romanında ise eşcinsel erkeklerin dünyasını ve ilişkilerini odağına alarak edebiyattaki cesur çizgisini korumuştur.
Vefatı ve Yaşatılan Sonsuz Mirası
Amansız bir beyin tümörü rahatsızlığı nedeniyle VKV Amerikan Hastanesi’nde tedavi gören değerli yazar, 30 Temmuz 2006’da yaşama veda etmiştir.
Cenazesi İstanbul’daki Zincirlikuyu Mezarlığı’nda toprağa verilmiştir.
Onun anısını ve savunduğu değerleri yaşatmak amacıyla çeşitli kurumlar tarafından saygın ödüller ihdas edilmiştir.
Doğan Kitap, 2007 yılından itibaren her yıl yazarın doğum günü olan 19 Nisan’da Duygu Asena Roman Ödülü vermeye başlamıştır.
İlk kazanan Nur Yazgan olmuştur.
Ayrıca Türkiye P.E.N. Yazarlar Derneği de 2006’da kadın hareketine katkılarından ötürü yazar adına bir ödül oluşturmuştur.
İlk Pen Duygu Asena Ödülü, Latife Hanım biyografisindeki başarısıyla İpek Çalışlar’a takdim edilmiştir.
Söz konusu ödül, Doğan Kitap’ın benzer bir ödül düzenlemesi gerekçe gösterilerek 2013 yılında yürürlükten kaldırılmıştır.
Kardeşi İnci Asena’nın girişimleriyle 2008 yılında sanatçının anısına özel bir anıt mezar projesi hayata geçirilmiştir.
Tasarımı mimar Haydar Karabey tarafından yapılan ve grafiklerini Bülent Erkmen'in hazırladığı anıt mezar projesi, sonsuzluğu simgeleyen möbius eğrisi formuyla sanatçının ebedi mirasını modern bir estetikle taçlandırmaktadır.
Anıt mezar tasarımı, mezarlık yerine Beşiktaş’ta bulunan Etiler Sanatçılar Parkı’na konumlandırılmıştır.
Bu özel yapıt, Türk kadınına seçme ve seçilme hakkı tanınmasının 74. yıl dönümünde törenle ziyarete açılmıştır.
