Dursun Karataş, Türkiye'deki yasa dışı sol hareketlerin en bilinen figürlerinden biri olarak 1952 ile 2008 yılları arasında yaşamış, Devrimci Sol ve DHKP-C yapılarının liderliğini üstlenmiş Zaza asıllı komünisttir. Gençlik döneminde sempati duyduğu sol fikirleri üniversite eğitimiyle birlikte fiili eyleme dönüştüren Karataş, Elazığ'da başlayan yaşamını İstanbul'da yasa dışı örgütlenmelerin kurucu kadrosuna taşıyarak sürdürmüştür. Bayrampaşa Cezaevi'nden kaçışından Şam ve Fransa'daki faaliyetlerine kadar uzanan yasa dışı mücadelesini 11 Ağustos 2008 tarihinde Arnhem'de sona erdiren etken ise yakalandığı kanser hastalığı olmuştur. Interpol tarafından 17 ülkede yaklaşık 1500 ayrı suçtan aranan ve 37 devlet yöneticisi ile siyasetçinin ölümünden sorumlu tutulan Karataş, sempatizan çevresinde 'Dayı' lakabıyla bilinir.
Gençlik Yılları ve Devrimci Sol'un Kuruluşu
Dursun Karataş, 25 Mart 1952'de Elazığ ilinin Cevizdere köyünde Zaza kökenli bir ailenin evladı olarak doğdu. Politik düşüncelere henüz 1970 yılına gelmeden sempati duymaya başlayan genç Karataş, aynı yıl İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi'ni kazanarak bu kente taşındı. İstanbul'daki yükseköğrenim yıllarında sol gençlik hareketleriyle bağını güçlendirdi. Dev-Genç örgütü bünyesinde aktif sorumluluk alırken, Devrimci Yol hareketinin de ilk kadroları arasında yer edindi. İlk gözaltı deneyimini ise 1974 yılında memleketi Elazığ'da, Kıbrıs harekâtını protesto etmek gayesiyle duvarlara slogan yazarken yaşadı. Niyazi Aydın ile birlikte 'Bağımsız Kıbrıs' yazısını duvara nakşederken yakalanan Karataş, bu dönemden sonra daha da radikalleşti.
1977 yılında, kendisi gibi politik mücadelenin içinden gelen Nusaybinli Dev-Genç üyesi Sabahat Karataş ile Bakırköy Nikâh Dairesi'nde evlendi. Sabahat Karataş, 17 Nisan 1992'de Bostancı'daki örgüt evine düzenlenen polis operasyonunda çıkan çatışmada hayatını kaybetti. Bu operasyonda Sinan Kukul, Ahmet Fazıl ve Ercüment Özdemir'in de aralarında bulunduğu on bir militan öldürülmüştü. Evliliklerinden kısa süre sonra, 1978 yılında Karataş ve arkadaşları Devrimci Yol hareketinden ayrılma kararı aldılar. Bu ayrılışla birlikte Devrimci Sol hareketi kuruldu. Yapılanmanın kurucu çekirdeğinde öne çıkan isimler şunlardır:
- Bedri Yağan
- Sinan Kukul
- Hüseyin Solgun
- Bülent Uluer
- Paşa Güven
Hapis Yılları, Kaçış ve Örgüt Üci Çatışmalar
Dursun Karataş, 12 Kasım 1981 tarihinden önceki yasa dışı eylemleri gerekçe gösterilerek 26 Kasım 1983'te askeri mahkeme tarafından tutuklandı. Verilen idam cezası sonradan müebbet hapse çevrildi. Turgut Özal'ın cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturduğu günlerde, 25 Ekim 1989 tarihinde Sinan Kukul ve Bedri Yağan ile birlikte Bayrampaşa Cezaevi'nden kaçmayı başardı. Firarın ardından yeraltı faaliyetlerine geri dönen Karataş, örgüt içi iktidar mücadeleleriyle yüzleşmek zorunda kaldı. Devrimci Sol örgütünün bölünmesi neticesinde tüm silahlar, paralar ve mühimmatlar Bedri Yağan'ın kontrolündeki muhalif grubun elinde kalınca, Karataş'ın liderlik ettiği kesim derin bir ekonomik darboğaza sürüklendi. Maddi kaynak yetersizliği sebebiyle yaşanan çöküşü durduramayan Karataş, yurt içinde ve dışında yardım organizasyonları tertip etti. Yağan'ın 1993'te öldürülmesiyle örgütün çöküşü kesinleşti.
DHKP-C Süreci ve Yurt Dışı Dönemi
Bedri Yağan'ın ölümünün ardından Karataş, örgütü partileştirme sürecine sokarak 1994 yılında Devrimci Sol'u DHKP-C'ye dönüştürdü. Mart 1994'te Suriye'nin başkenti Şam'a geçen lider, Mihraç Ural'ın yardımlarıyla burada örgütsel eğitimler için bir kamp alanı tesis etti. Buradaki dört ay boyunca yeni yapılanma tartışıldı. Bu kritik toplantılara iştirak eden kurmay kadro şu isimlerden oluşuyordu:
- Latife Karaman
- Hüseyin Özarslan
- Ali Osman Köse
- Ercan Kartal
- Lütfiye Kaçar
- İsmail Bahçeci
- Zerrin Sarı
- Faruk Ereren
- Nuri Eryüksel
- Aslan Tayfun Özkök
- Mustafa Metin Uğurlu
- Metin Turan
Gerçekleştirilen ilk kongrede Karataş liderliğindeki grup DHKP-C ismini resmen benimsedi. 'Darbeciler' diye adlandırılan muhalif klik ise Devrimci Sol adıyla devam etmeye çalışsa da toplumsal destek bulamayarak zamanla silindi.
Aynı sene Fransa sınırları içinde yakalanan Dursun Karataş, 1995'te tutuksuz yargılanmak üzere salıverildi. Serbest kalışından sonraki dönemi tamamen sınırların ötesinden örgütü yöneterek geçirdi. Yıllarca saklanan ve Interpol listelerinde üst sıralarda yer bulan Karataş, uzun süre mücadele ettiği kanser hastalığına yenik düşerek 11 Ağustos 2008'de Arnhem kentinde yaşamını yitirdi. Cenazesi İstanbul'un Sultangazi ilçesindeki Gazi Mahallesi'ne getirilmiş ve burada yaklaşık 15 bin kişinin katıldığı bir törenle Gazi Mezarlığı'na defnedilmiştir. Karataş, ölümüne dek 37 devlet yöneticisi ve siyasetçinin hayatını kaybettiği saldırıların sorumlusu olarak aranmaktaydı.