Türk tiyatro ve sinema dünyasının en zarif ve güçlü çehrelerinden biri olan Çolpan İlhan, sanata adadığı ömrü boyunca canlandırdığı sıra dışı karakterler ve kurduğu sanat kurumlarıyla ülkenin kültür hafızasına kazınmıştır. 8 Ağustos 1936 tarihinde İzmir'de dünyaya gelen sanatçı, oyunculuk serüvenine genç yaşlarda adım atarak hem sahnede hem de beyaz perdede unutulmaz izler bırakmış, 25 Temmuz 2014 tarihinde İstanbul'da aramızdan ayrılmıştır. Soylu ve entelektüel bir aileden gelen bu efsanevi isim, geleneksel Türk sinemasındaki kalıpları yıkan öncü kimliğiyle Yeşilçam'ın en üretken figürlerinden birine dönüştü.
Sanatla Yoğrulan Gençlik Yılları ve Akademi Serüveni
Çolpan İlhan, çocukluğunu ve gençliğini memleketin farklı köşelerinde, entelektüel birikimi yüksek bir aile ortamında geçirdi. Babası Muharrem Bedrettin Bey (Bedri İlhan), devlet kademelerinde kaymakamlık, İzmir Vali Yardımcılığı ve Balıkesir Valiliği gibi mühim vazifeler üstlenmiş saygın bir bürokrattı. Annesi ise çevresinde Memnune Perihan Hanım olarak tanınan Emine Perihan Hanım'dı. Ailenin üç evladından en küçüğü ve tek kız çocuğu olan Çolpan'ın ağabeyleri de kendisi gibi toplumda derin izler bırakacaktı; büyük ağabeyı Türk edebiyatının dev şairi Attila İlhan, küçük ağabeyi ise başarılı avukat Cengiz İlhan'dı. Lise hayatına babasının valilik yaptığı Balıkesir Lisesi'nde adım atan genç kız, eğitimini İstanbul'daki yatılı Kandilli Kız Lisesi'nde tamamladı. Tiyatro ile ilk kez lise yıllarında halkevlerinde sahneye çıkarak tanışan sanatçı, bu tutkusunu Devlet Güzel Sanatlar Akademisi resim bölümü ve konservatuvar eğitimiyle taçlandırdı. Akademideki arkadaşlarıyla birlikte kurduğu Akademi Tiyatrosu çatısı altında hazırladıkları oyunlar, onun profesyonel sahne kariyerinin ilk habercisiydi.
Beyaz Perdede Çığır Açan Bir Yıldızın Doğuşu
Akademi ikinci sınıf öğrencisiyken aldığı cazip bir teklif, onun sinema tarihindeki kaderini belirledi. 1957 yılında Alexandre Dumas imzalı klasik eserden uyarlanan Kamelyalı Kadın filminde başrolü üstlendi. Bu ilk büyük sınav, sinema eleştirmenleri tarafından Türk sinemasında o döneme kadar hâkim olan keskin şeytan kadın ve melek kadın ayrımını ortadan kaldıran ilk devrimci oyunculuk performansı şeklinde nitelendirildi. Sahne tozunu yutmaya devam eden sanatçı, okulunun üçüncü sınıfındayken Küçük Sahne'de Münir Özkul ve Uğur Başaran ile birlikte Sevgili Gölge oyununda yer alarak ilk profesyonel tiyatro adımını attı. Üç sezon boyunca bu sahnede rüzgâr gibi esen başarılı aktris, topluluğun dağılmasının ardından durmadı. Oda Tiyatrosu bünyesinde Müfit Ofluoğlu ile ortaklaşa Sabahattin Kudret Aksal'ın Tersine Dönen Şemsiye eserini başarıyla sahneye taşıdı. Ardından Kent Oyuncuları ile Güner Sümer'in Yarın Cumartesi yapımında rol aldı. Kenterler bünyesinde ise Baharın Sesi, Nalınlar ve Aptal Kız gibi seçkin oyunlarda tiyatroseverlerin karşısına çıktı. Eş zamanlı olarak Lütfi Ömer Akad'ın yönettiği Ak Altın ile Halit Refiğ imzalı Yaşamak Hakkımdır filmleriyle beyaz perdedeki yerini sağlamlaştırdı. Ona ülke çapında büyük bir şöhret getiren yapım ise Atıf Yılmaz'ın Aka Gündüz romanından sinemaya aktardığı Bir Şoförün Gizli Defteri oldu. İyi yetişmiş, bağımsızlığına düşkün fakat acımasız bir karakter olan Çiler'e hayat vererek izleyicinin hafızasında silinmez bir yer edindi.
Efsanevi Aşk ve Tiyatroya Adanan Bir Ömür
Kariyer basamaklarını hızla tırmanan aktris; Asi Evlat, Hayatım Sana Feda, Şeytan Mayası ve Zümrüt gibi arka arkaya başarılı filmlere imza attı. Sinema kariyerinin en özel sayfalarından biri ise hayat arkadaşı olacak aktörle yollarının kesişmesiydi. Kalpaklılar ile Zümrüt yapımlarında birlikte çalıştığı, ağabeyi Attila İlhan'ın yazdığı Yalnızlar Rıhtımı filminde ise başrolü paylaştığı ünlü aktör Sadri Alışık ile 20 Ağustos 1959 tarihinde evlendi. Bu birliktelikten oğulları Kerem dünyaya gelirken, ünlü oyuncu çocuğunun doğumu sebebiyle mesleğine bir yıl ara verdi. Avare Mustafa filmiyle setlere dönen aktris, kariyeri boyunca üç yüze yakın sinema filminde rol aldı. Beyaz perdede çoğunlukla aşıkların arasına giren kadın karakterlerini canlandıran İlhan, 1964 yapımı Ahtapotun Kolları filmiyle İzmir Film Festivali'nde En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu ödülünü kucakladı. 1970'li yılların sonuna dek filmlerde sürekli olarak başrollerde boy gösterdi. Halit Refiğ'in yönettiği altı bölümlük efsanevi Aşk-ı Memnu dizisinde Matmazel rolünü üstlendikten sonra oyunculuk kariyerine uzun bir ara verdi. Başlangıçta hobi olarak ilgilendiği modacılığı zamanla profesyonel bir uğraş haline getirerek İstanbul'da bir modaevi açtı. Sanata olan tutkusunu eşinin vefatından sonra da sürdüren başarılı isim, 1997 yılında Sadri Alışık Tiyatrosu'nu kurdu.
Sadri Alışık ile birlikte rol aldığı ve hayatını paylaştığı dönemin önemli sinema eserleri şunlardır:
- Kalpaklılar
- Zümrüt
- Yalnızlar Rıhtımı
