Türk entelektüel dünyasının tanınan isimlerinden Cengiz Aktar, 2 Haziran 1955 tarihinde İstanbul'da dünyaya gelmiş bir gazeteci, yazar ve akademisyendir. Sorbonne Üniversitesi'nde tamamladığı iktisat doktorasının ardından uluslararası alanda ve akademik camiada önemli çalışmalara imza atan Aktar, özellikle Türkiye ile Avrupa Birliği ilişkileri üzerine ürettiği derinlikli eserleriyle tanınmaktadır.
Uluslararası Diplomasi ve Akademi Yılları
Eğitim hayatına Galatasaray Lisesi'nde başlayan Aktar, buradaki mezuniyetinin ardından Sorbonne Üniversitesi'nde yükseköğrenimini sürdürdü. Fransa'daki başarılı eğitim sürecinin ardından iktisat alanında doktora derecesi almaya hak kazandı. Akademik birikimini uluslararası alana taşıyan yazar, 1989 ve 1994 yılları arasında Birleşmiş Milletler bünyesinde önemli görevler üstlendi. Bu süreçte Avrupa Birliği'nin göç ve iltica politikaları çerçevesinde şekillenen hükümetlerarası danışma kurulunda ikinci başkan olarak sorumluluk aldı. Diplomatik çalışmalarını sürdüren tecrübeli isim, 1994-1999 yılları arasında ise Birleşmiş Milletler'in Slovenya Temsilciliği vazifesini başarıyla yürüttü.
Küreseldeki bu tecrübelerinin akabinde Türkiye'ye dönerek akademik kariyerine yoğunlaştı. Kısa bir dönem Galatasaray Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü bünyesinde dersler verdi. Günümüzde ise Bahçeşehir Üniversitesi bünyesinde öğretim üyesi olarak çalışmalarını devam ettirmektedir.
Yazarın akademik ve profesyonel kariyerindeki önemli kilometre taşları şu şekildedir:
- Sorbonne Üniversitesi iktisat doktorası derecesi
- Birleşmiş Milletler Slovenya Temsilciliği görevi
- Bahçeşehir Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi öğretim üyeliği
Gazetecilik Faaliyetleri ve Toplumsal Duruşu
Kendisi ayrıca Taraf gazetesinde de köşe yazarlığı yapmıştır. Gazetecilik serüveninde 1999 yılında tanıştığı Hrant Dink ile yakın bir dostluk kurarak Agos gazetesinin yazar kadrosunda da aktif bir rol üstlendi. Aktar evli ve iki kız çocuk babasıdır. Toplumsal meselelere duyarlılığıyla bilinen yazar, İstanbul'daki bir eşcinsel derneğinin kapatılmasını sert bir dille eleştirmesiyle dikkat çekmiştir. Bu durumu Türkiye'deki ahlak anlayışının uzantısı olarak görmüştür.
