Çağdaş tiyatro edebiyatının en önemli isimlerinden biri olan Fransız yazar ve yönetmen Bernard Marie Koltes, 9 Nisan 1948 tarihinde Fransa'nın Metz şehrinde, orta sınıf bir ailenin evladı olarak dünyaya gözlerini açtı. Genç yaşta adım attığı sanat dünyasında, kendine has dramatik diliyle kısa sürede küresel bir üne kavuştu. Birçok farklı dile çevrilen ve dünya sahnelerinde en çok sahnelenen oyunların yazarı olan Koltes, trajedi ve umutsuzluk dolu görünen eserlerinin satır aralarında insanlığa olan inancını ve kardeşlik ütopyasını barındırdı. Tiyatro eğitimini tamamladığı Strazburg'dan başlayarak Paris'teki sıra dışı yaşamına ve 15 Nisan 1989'daki erken ölümüne kadar, tiyatro tarihine yön veren sarsıcı yapıtlar bıraktı.
Strazburg'dan Sahnelere Ulaşan İlk Adımlar
Kardeşi François ile birlikte büyüyen Bernard Marie Koltes, akademik ve sanatsal altyapısını 1968 yılında adım attığı saygın bir kurumda şekillendirdi. Hubert Gignoux yönetimindeki Strazburg Ulusal Tiyatrosu bünyesinde eğitimini sürdüren genç yetenek, bu süreçte sadece yazmakla yetinmedi. Kendi kaleminden çıkan oyunları sahnede bizzat yöneterek yönetmenlik becerilerini de erken yaşta kanıtlama şansı buldu.
Sanatçının profesyonel sahne serüveni 1970 yılında, Pont Saint-Martin Tiyatrosu bünyesinde sergilenen Les Amertumes (Acılık) adlı çalışmasıyla resmiyet kazandı. Maksim Gorki'nin ünlü eseri 'Enfance'tan (Çocukluğum) uyarladığı bu yapıt, onun dramatik gücünün ilk habercisiydi. Hemen ertesi yıl, yine aynı tiyatro çatısı altında La Marche oyununu tiyatroseverlerle buluşturdu. Bu verimli dönemde radyo yayıncılıfına da katkı sağlayan yazar, Fransız Kültür Radyosu bünyesindeki Nouveau Repertoire Grammatique bölümü için özel oyunlar kaleme aldı.
Şiddetin ve Umudun Çatışmasından Doğan Eserler
Avrupa'nın önde gelen prestijli yönetmenleri, Koltes imzası taşıyan metinleri sahneye taşımak için adeta sıraya girdiler. Yazarın tiyatro dünyasındaki yeri, genellikle trajedi ve sert bir gerçeklikle harmanlanmış karamsar atmosferiyle tanımlandı. Ancak bu karanlık yapının altında derin bir sır gizliydi. Oyunlarında yþczeyde görünen umutsuzluk ve şiddetin aksine, satır aralarında her zaman insani bir dayanışma arzusu parıldıyordu. Karakterlerinin yalnızlığında bile insanlığa duyduğu sarsılmaz inanç ve kardeşlik ütopyası hissedilirdi. Genç yaşta ulaştığı sanatsal olgunluk sayesinde Avrupa genelinde ses getiren eserler üreten yazar, insan ruhunun en karanlık dehlizlerini incelerken dahi toplumun geleceğine dair beslediği naif umudu satır aralarına nakşetmeyi başardı.
Sanatçının kaleme aldığı başlıca oyunlar şunlardır:
- Miras (L'Héritage) - 1972
- Récits morts - 1973
- Sallinger - 1977
- Sadece Ormanlar önce Gece (La Nuit juste avant les Forets) - 1977
- Köpekler ve zenci Savaşları (Combat de nègre et de chiens) - 1979
- Quay West (Quai Ouest) - 1985
- Pamuk Alanları Yalnızlık içinde (Dans la Solitude des Champs de Coton) - 1985
- Tabataba - 1986
- Çöle dön (Retour au désert) - 1988
Roberto Zucco ve Sıra Dışı Bir Yaşamın Vedası
Büyük başarının getirdiği şöhret, yazarın gündelik yaşamında derin sarsıntılara yol açtı. Koltes, alışılmış toplumsal kalıpların dışında kalmayı tercih ederek hayatını alkol, uyuşturucu maddeler ve eroinin gölgesinde sürdürdü. İlişkilerinde sınır tanımayan tiyatrocu, çok sayıda kadınla birliktelik yaşadıktan sonra yaşamının son evresinde erkeklerle de cinsel ilişkiler kurdu. Bu fırtınalı ve aykırı hayat çizgisi, onun edebiyat dünyasına son bir şaheser bırakmasına engel olamadı.
Ölümünden birkaç ay önce tamamladığı Roberto Zucco (1988), sanatçının adeta edebi vasiyetnamesi niteliğindeydi. Gerçek bir İtalyan seri katilin yaşam öyküsünden ilham alarak yazılan bu trajik yapıt, Koltes'in tiyatro tarihindeki imzasını perçinledi. Oyundaki Zucco karakteri, yirminci yüzyılda yaşamasına rağmen geçmiş tüm çağların ortak yalnızlığını, kaçınılmaz yazgısını ve ölüme doğru giden o kaçınılmaz yürüyüşünü simgeleyen efsanevi bir figüre dönüştü.
Bu başyapıtın ardından sağlığı iyice bozulan Bernard Marie Koltes, sıra dışı yaşantısına paralel şekilde, 15 Nisan 1989 tarihinde Fransa'nın başkenti Paris'te, AIDS hastalığı nedeniyle 41 yaşında hayata gözlerini yumdu. Geriye ölümsüz bir miras kaldı.