Cumhuriyet'in ilk yıllarında, 1916 senesinde Diyarbakır'ın Çermik ilçesinde doğan Bedri Gürsoy, eğitim hayatını ülkenin farklı coğrafyalarında sürdürmüştür. Babası İsmail Hakkı Gürsoy'un hakimlik mesleği dolayısıyla yurdun farklı yerlerine atanması nedeniyle, ilk ve ortaöğrenim süreçlerini Doğu ile Güneydoğu Anadolu dahilindeki değişik kentlerde sürdürerek tamamlamak durumunda kalmıştır. Bu hareketli dönemin ardından Afyon Lisesini bitiren Gürsoy, yükseköğrenim için başkente yönelmiştir. Ankara Siyasal Bilgiler Okulunun Maliye Bölümüne kaydolan başarılı öğrenci, buradaki derslerini 1937 yılında başarıyla tamamlayarak mezun olmuştur. Yüksekokuldan aldığı diploma, genç yaşta devlet hizmetinin kapılarını aralamıştır. Gürsoy, hem akademik camiada hem de devlet kademelerinde yürüttüğü kritik görevlerle adından sıkça söz ettiren bir isim haline gelmiştir.
Akademik Yükseliş ve İlk Profesörlük Unvanı
Mezuniyetinin hemen sonrasında Maliye Bakanlığı bünyesinde göreve başlayan Bedri Gürsoy, 1937 ile 1943 yılları arasında memuriyet hayatını sürdürmüştür. Bu dönemde akademik kariyer hedefini de canlı tutarak Fransa'ya gitmiştir. Paris Sorbonne Üniversitesinde doktora çalışmalarına başlamıştır. Fakat İkinci Dünya Savaşı'nın en şiddetli günlerinde gerçekleşen Fransa Muharebesi, eğitim planlarını altüst etmiştir. Paris'in 1940 yılında düşmesi üzerine genç akademisyen adayı, mecburi olarak Türkiye'ye dönüş yapmıştır. Paris'teki çalışmaları kesintiye uğrayınca yurda dönen akademisyen, bilime olan katkılarına hiç ara vermeden 1942 yılında eski okuluna yönelmiş ve burada mali ilimler alanında asistan olarak göreve başlamıştır. Üç yıl boyunca bu kadroda çalışan Gürsoy, 1945 senesinin son aylarında doçentlik unvanını elde etmiştir. Doçentlik unvanını aldıktan sonra kurumda Zirai İktisat ve Kamu Maliyesi derslerini vermiştir. Bu dersler aracılığıyla yeni nesil iktisatçıların yetişmesine katkı sağlamıştır.
Kurumsal Yöneticilik ve Enstitü Kuruculuğu
Siyasal Bilgiler Okulunun 1950 yılında fakülte statüsü kazanması, Bedri Gürsoy'un hayatında da önemli bir dönüm noktası olmuştur. Bu dönüşümün ardından profesörlük kadrosuna yükseltilmeyi başaran ilk öğretim üyesi unvanını almıştır. Akademik birikimini uluslararası alana taşımak isteyen profesör, 1950-1952 yılları arasında Amerika Birleşik Devletleri'ne gitmiştir. Burada bulunan Güney Kalifornia Üniversitesinde ziyaretçi profesör statüsüyle görev yaparken yerel yönetimler konusuna odaklanmıştır. Amerika'daki araştırmalarının ardından ülkeye dönen Gürsoy, 1954 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi dekanı seçilmiştir. Kurumsal yöneticilik becerileri sayesinde 1958 yılında Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsünün kurucu ekibinde yer almıştır. Bu saygın enstitüde iki yıl boyunca genel müdürlük vazifesini üstlenmiştir. Akademisyen, 1961 yılında bir kez daha dekanlık makamına getirilmiş ve bu görevini 1962 yılına kadar sürdürmüştür. Böylece fakültenin idari yapılanmasında ve gelişiminde çift dönem boyunca belirleyici bir rol oynamıştır.
Gürsoy'un kariyeri boyunca üstlendiği önemli idari ve siyasi sorumluluklardan bazıları şunlardır:
- Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dekanlığı
- Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü Kurucu Genel Müdürlüğü
- 38. Hükümet bünyesindeki Maliye Bakanlığı
Siyaset Sahnesi ve Kişisel Uğraşları
Akademik kariyerinin ötesinde devletin en üst kademelerinde de rol alan Bedri Gürsoy, 1974 yılında siyasete adım atmıştır. 38. Türkiye Hükumetinde 17 Kasım 1974 tarihinden itibaren Maliye Bakanı olarak yürüttüğü görevini 31 Mart 1975 tarihine kadar sürdürmüştür. Bu süreçte, ülke ekonomisinin yönetiminde etkin rol almıştır. Bakanlık görevinin sonlanmasıyla birlikte akademik ve entelektüel uğraşlarına geri dönmüştür. Bakanlık dönemindeki resmi icraatlarında, maliye teorisi alanındaki uzun yıllara dayanan birikiminden yararlanmıştır.
Çok yönlü kişiliğiyle bilinen yazar ve siyasetçi, Ferihan Gürsoy ile evli olup yaşamı boyunca edebiyata yoğun ilgi göstermiştir. Özellikle Divan Edebiyatı ile Folk Edebiyatına olan düşkünlüğüyle tanınan Gürsoy, rubai tarzında kaleme aldığı şiirlerle de sanat dünyasında iz bırakmıştır. Entelektüel birikimini dış dünyayla paylaşabilmek adına İngilizce ve Fransızca dillerine ileri derecede hâkimiyet sağlamıştır. Hem Siyasal Bilgiler Fakültesi bünyesindeki dekanlık görevleriyle hem de yürüttüğü Maliye Bakanlığı vazifesiyle ülkesine hizmet sunan yazar ve devlet adamı, 15 Nisan 1991 tarihinde Ankara'da yaşamını yitirmiştir. Vefat eden akademisyenin geride bıraktığı çalışmaları günümüzde de değerini korumaktadır.