Baki Duyarlar, 21 Mart 1936'da İzmir'de doğmuş ve yarım asrı aşan sanat hayatı boyunca ürettiği 500'ü aşkın benzersiz eserle Türk sanat müziği repertuarını zenginleştirmiştir. Tophane Sanat Okulu mezunu olan ve çocuk yaşta babasından aldığı ilk eğitimle musiki dünyasına adım atan Duyarlar, cümbüş ve ud gibi enstrümanlardaki ustalığıyla İstanbul radyosu ve Beyoğlu sahnelerinde büyük başarılara imza atmıştir.
İzmir'den İstanbul Sahnelerine Uzanan Sanat Yolculuğu
Baki Duyarlar, gözlerini müzikle dolu bir yuvada açtı. Babası Türk Sanat Müziği sanatçısı Ali Duyarlar, annesi Emine Hanım ve kardeşi ise tanınan kanun sanatçısı Bahattin Duyarlar idi. Çocukluk yıllarında ilk melodilerini babasından öğrenen küçük Baki, müziğin büyüleyici dünyasına erken yaşta adım attı. Tophane Sanat Okulu'nda eğitim gördüğü sırada musiki tutkusunu daha da büyüttü. İlk udunu, dönemin meşhur udi ustası Hrant Emre'den o günün parasıyla altmış liraya satın alarak çalmaya başladı. Profesyonel yolculuk ud ile değil, cümbüşle başladı. Genç Baki, 1949 yılında Beyoğlu gazinolarının ışıltılı sahnelerinde dönemin ünlü bestekarı ve hanendesi Kasım İnaltekin'e cümbüşüyle eşlik etti.
Genç yetenek, henüz on dokuz yaşındayken kalbindeki anne sevgisini notalara dökmeye karar verdi. Takvimler 1955 yılını gösterdiğinde, sevgili annesi Emine Hanım için ilk bestesi olan "Anam" şarkısını hazırladı. Güftesi de kendisine ait olan bu eseri Hicaz makamında ve curcuna usulünde nakşetti. Hazırladığı bu nağmeyi Türk müziğinin efsanevi sesi Müzeyyen Senar'a dinletme fırsatı buldu. Şarkıyı çok beğenen efsane sanatçı, eseri hemen repertuarına alarak Odeon Plak aracılığıyla bir 45'lik plak haline getirdi. Bu başarı, genç müzisyenin önündeki kapıları ardına kadar araladı.
Radyo Yılları ve Unutulmaz Klasiklerin Doğuşu
1956 yılı onun için büyük bir dönüm noktasıydı. İstanbul Radyosu'nun düzenlediği yetenek sınavını üstün bir başarıyla kazanarak udi kadrosuyla göreve başladı. Radyo çatısı altında Selahattin Pınar, Şükrü Tunar, Şerif İçli ve Ahmet Yatman gibi dönemin devleşmiş üstatlarıyla yan yana çalışma olanağı yakaladı. Bu büyük isimlerin engin tecrübelerinden ve musiki birikimlerinden feyzalma imkanı buldu. Sahnelerde hem çalıp hem söyleme serüveni ise tatlı bir tesadüle başladı. 1955 yılında Kazablanka Gazinosu'nda sahne alacak olan assolist gecikince, Selahattin Pınar genç Baki'den sahneye çıkıp zaman kazanmasını istedi. Enstrümanıyla sahnede parıldayan ve etkileyici sesiyle şarkı söyleyen Duyarlar, dinleyicilerden büyük alkış aldı. Bu olaydan sonra sahnelerde zaman zaman hanende olarak da görev yapmaya başladı.
Duyarlar, sanatsal üretiminin zirve noktasına ulaştığı 1957 ve 1958 yıllarında ardı ardına ölümsüz besteler üretti. Türk sanat müziği klasikleri arasına giren "Bilemedim", "Ben küskünüm feleğe", "Garipler meyhanesi", "Hayat kumarı" ve "Kader arzuhal değil" gibi başyapıtları bu verimli dönemde dünyamıza kazandırdı. Ayrıca 1958 yılında sözlerini Mehmet Yurdak'ın kaleme aldığı Hicaz makamındaki "Çok geceler bekledim" isimli eseri de repertuara ekledi. Duyarlar'ın dillerden düşmeyen bu özgün besteleri, dönemin en parlak yıldızları tarafından taş plaklarda ve konserlerde icra edilerek ölümsüzleştirildi:
- Safiye Ayla Targan
- Müzeyyen Senar
- Perihan Altındağ Sözeri
- Mustafa Sağyaşar
- Seçil Heper
Ardında Bıraktığı Zengin Melodi Mirası
Usta besteci, özel hayatında Feriha Hanım ile hayatını birleştirdi. Bu evlilikten Feriha adında bir kızı ve babasının adını taşıyan Baki (d.1967) adında bir oğlu dünyaya geldi. Ailesi onun en büyük güç kaynağıydı. Bu huzurlu yuva, sanatsal üretimindeki yaratıcılığı beslemeye devam etti. Bestekar, 1961 yılında sözleri Gonca Gül'e ait olan ve günümüzde de sevilerek dinlenen meşhur Kürdîlihicazkâr eseri "Seni ben ellerin olsun diye mi sevdim"i besteledi. Aynı verimli yılda sözleri Süheyla Kutbay'a ait "Sen artık elin değil yalnız benimsin" ve Necdet Atılgan'ın "Yaralarım çok derin" şarkılarını Hicaz makamında besteledi. Ayrıca güftesini Bülent Oral'ın yazdığı Uşşak makamındaki "Damlayan göz yaşımsın" şarkısını da müzikseverlerle buluşturdu.
Üretkenliği hız kesmeyen Duyarlar, 1966 yılında Hicaz makamında "Bir kadeh ki bu gönül boşaldıkça doluyor" ve Uşşak makamında "Ağlamak bana yeter" eserlerini besteledi. Bir yıl sonra, 1967'de sözleri Şevket Tığlı'ya ait olan "Garibim gülmez yüzüm" Uşşak şarkısını musiki arşivine kazandırdı. Yarım asrı aşan ömrüne 500'den fazla eser sığdırmayı başaran usta sanatçı, TRT İstanbul Radyosu'nda tam 31 yıl boyunca gururla hizmet verdikten sonra 1987 yılında emekliliğe ayrıldı. Emeklilik yıllarında da müzikle bağını koparmayan usta besteci, 26 Şubat 2003 tarihinde İstanbul Kurtuluş'taki evinde aniden geçirdiği kalp krizi sonucunda hayata gözlerini yumdu. Usta besteci, 67 yaşında aramızdan ayrıldı. Geride bıraktığı asil melodiler, Türk sanat müziğinin eşsiz tınılarında sonsuza dek yaşamaya devam edecektir.
