Baha Gelenbevi, 7 Ocak 1907 tarihinde seçkin bir ailenin ferdi olarak dünyaya gelmiştir. Yönetmenlikten senaristliğe, fotoğraf sanatından görüntü yönetmenliğine uzanan çok yönlü üretkenliğiyle Türk sinema tarihine adını altın harflerle yazdıran sanatçı, aynı zamanda uluslararası birçok başarıya ve onura da imza atmıştır. Onun aile kökleri oldukça derindir. Babası Kazasker Mahmud Kemaleddin Efendi, dedesi ise Şeyhülislam Mehmed Cemaleddin Efendi olan bu değerli şahsiyet, eğitim hayatına ilk olarak Sati Bey İlkokulu'nda başlamış, ardından Galatasaray Lisesi'ne geçiş yapmıştır. Galatasaray Lisesi'nin ardından 1923'te Nice Lisesi'nde öğrenimini sürdürmek üzere Fransa'ya giden sanatçı, 1928 yılında Valabre Yüksek Tarñm Okulu'ndan mezun olmuştur. Tarñm eğitiminin ardından bu alandaki ilk ve tek çalışmasını 1939 yılında yayımladığı Kuru Meyvecilik adlı eseriyle ortaya koymuştur.
Fransa Yılları ve Türkiye'ye Dönüş
Onun sinema tutkusu Paris'te başladı. Nice'teki öğreniminin ardından sinemaya duyduğu büyük merak sebebiyle Paris Joinville Film Stüdyoları'nın kurgu atölyesine çırak olarak girmiştir. Fransa'da geçirdiği 11 yıl boyunca aksesuarcılıktan film ve fotoğraf direktörlüğüne kadar birçok farklı alanda zengin tecrübeler edinmiştir. Bu süreçte Andre Hugon, Pierre Billon ve sinema dünyasının dahi yönetmenlerinden Abel Gance gibi isimlerle birlikte çalışma fırsatı bulmuştur. İkinci Dünya Savaşı'nın başlaması üzere, 1939 yılında 32 yaşındayken Türkiye'ye geri dönmüştür. Vatanına döndükten sonra fotoğraf çalışmalarına ağırlık vermiştir.
Türkiye'deki sinema kariyerine 1943 yılında Faruk Kenç'in yönettiği Dertli Pınar filminde görüntü yönetmeni olarak başlamıştır. O dönemin son derece kısıtlı imkanlarında gerçekleştirilen bu çalışma, eleştirmenlerin büyük takdirini kazanmıştır. Yazarlar bu başarılı çalışmayı yokluktan var edilen bir kahramanlık destanı olarak nitelemeşlerdir. Ünlü sanatçı Abidin Dino da filmin fotoğraf kalitesini açıkça övmüş, özellikle ihtiyar köylü kulübesindeki iç mekan aydınlatmalarını yerli sinemanın en pürüzsüz örneği ve büyük bir başarı adımı olarak nitelendirmiştir. Bu yapıt büyük başarı kazandı.
Yönetmenlik Dönemi ve Talihsiz Yangınlar
Baha Gelenbevi, 1944 yılında senaryosunu kendi yazdığı Deniz Kızı adlı yapıtla ilk kez yönetmenlik koltuğuna oturmuştur. Tepebaşı stüdyolarındaki kurgu çalışmaları sırasında çıkan talihsiz yangın, çekilen tüm ham filmleri küle çevirmiştir. Sanatçı yangından yalnızca üç saat sonra çekimlere yeniden başlayarak olağanüstü bir irade göstermiştir. Ancak bu talihsizlik yıllar sonra da peşini bırakmamış, film 1973 yılındaki Türk Film Arşivi yangınında tekrar yanmıştır. Arşivin kurucusu Sami Şekeroğlu, Deniz Kızı filminin başından beri büyük bir şanssızlık yaşadığını ifade etmiştir. Gelenbevi'nin yönettiği ikinci film olan Yanık Kaval ise Beyoğlu sinemalarında altı hafta vizyonda kalarak dönemin izlenme rekorunu kırmıştır. Sanatçı, 1958'de sinemayı tamamen bıraktı. Günahkârlar Cenneti adlı son filmini yönettikten sonra sinema kariyerini sonlandırmış ve tüm enerjisini fotoğraf sanatına yönlendirmiştir.
Fotoğraf Sanatı ve Kuramsal Mirası
İlk fotoğraf sergisini 1939'da Eminönü Halkevi'nde açtı. Usta sanatçı, bu tarihten sonra 13 kişisel sergi daha açmış ve birçok karma sergiye katılmıştır. Fransız dergilerinde bazı fotoğraflı röportajları yayımlanan Gelenbevi, uluslararası alanda da saygın bir yer edinmiştir. Sanatçının bu alandaki başarıları, 1960 yılında Uluslararası Fotoğraf Sanatı Federasyonu'nun (FIAP) onur üyesi seçilmesiyle tescillenmiştir. FIAP, 1983 yılında kendisine kuruluşun en yüksek derecesi olan Honoraire Excellence payesini vermiştir. Bu ödül onun zirve noktasıydı. Sanatçı ayrıca şu başarılara imza atmıştır:
- 1967 yılında Kanada'da gerçekleştirilen Dünya Diyapozitif yarışmasında altın madalya kazanmıştır,
- Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Fotoğraf Enstitüsü'nden onur plaketi almıştır,
- İFSAK onur üyeliğiyle ödüllendirilmiştir.
Sinema teorisine de önemli katkılar sağlayan sanatçı, çeşitli dergilerde kuramsal yazılar kaleme almıştır. Yıldız Dergisi'ndeki yazılarında görüntünün fiziki oluşumu ile renkli film teknolojisinin çalışma prensiplerini detaylı şekilde açıklamıştır. Gelenbevi, sinemanın kaçınılmaz şekilde renkli döneme geçeceğini ve siyah-beyaz filmlerin gelecekte izlenemez hale geleceğini yıllar öncesinden öngörmüştür. Onun öngörüleri zamanla gerçek oldu. Usta sanatçı, 1983 yılında gençler için Film Reji Asistanı Adayı Kılavuz Kitabı adlı önemli bir rehber eser yayımlamıştır. Baha Gelenbevi, 7 Ağustos 1984 tarihindeki vefatıyla arkasında derin izler bırakan çok yönlü bir sanatsal miras bırakmıştır.