Cumhuriyet dönemi siyasetinin ve tıp dünyasının önemli isimlerinden Mehmet Bahattin Baha Akşit, 6 Mart 1914 günü Denizli'nin Yatağan kasabasında hayata gözlerini açtı. Kendisi, Türk siyasal yaşamının en sancılı virajı olan 27 Mayıs Darbesi sonrasındaki Yassıada Yargılamaları sırasında idama mahkûm edilen on beş tarihî şahsiyetten biridir. Ölüm cezası daha sonra müebbet hapse çevrilen Akşit, tıp doktoru kimliğiyle de topluma uzun yıllar hizmet etmiştir. Yaşamını 27 Eylül 1995'te İstanbul'da yitiren siyasetçi, doğduğu topraklarda sonsuzluğa uğurlandı.
Müftüler Ailesi ve Çocukluk Yılları
Baha Akşit'in kökleri, doğduğu Yatağan yöresinde Müftüler namıyla bilinen oldukça saygın ve entelektüel bir aileye dayanmaktadır. Bu lakabın kaynağı, büyük dedelerinin bölgeye yerleşerek bir medrese kurması ve çok sayıda ilim insanı yetiştirmiş olmasıdır. Bahaeddin Nakşibendi'ye atfen ismi konulan küçük Baha, ailenin uzun yıllar hasretle beklediği kıymetli bir evlattı. Bu yüzden hem anne ve babası hem de dedesi tarafından büyük bir özenle büyütüldü. Onun dünyaya gelişi, Ali Vehbi'nin kaleme aldığı tarihî bir kitapta da kendine yer bulmuştur. Babası Arif Efendi, güçlü hafızası ve hitabet yeteneğiyle tanınan bir medrese hocasıydı. Yörede, "İnsan hiç bir kere okuduğunu unutur mu?" sözüyle nam salmıştı. Arif Efendi, 1913 yılında İzmir Vilayeti Meclis-i Umumi azalığına seçilmiştir. Birinci Dünya Savaşı sonrasında başlayan Millî Mücadele'ye aktif destek vererek savunuculardan biri oldu. Ardından vefatına dek Acıpayam'da müftülük görevini sürdürdü. Yatağan Medresesi'nin son müderrisi olan bu saygın din adamı, 1944 yılında Kula'da doktor oğlu Baha'nın yanında hayata gözlerini yumdu.
Hekimlik Mesleğine Adanmış Bir Ömür
Küçük Baha'nın çocukluk yılları, derin bir hüzünle gölgelendi. İlkokulu tamamladığı senenin hemen ertesinde, yani 1928'de annesi Dudu Hanım vefat etti. Annesinin kaybı, genç Baha'nın ruh dünyasında derin izler bıraktı. Bu büyük acı, onun ileride seçeceşi meslek üzerinde de belirleyici oldu. Baha Akşit, şifa dağıtan bir hekim olma kararını bu acı kayıptan sonra verdi. Eğitim hayatına azimle devam ederek 1941 yılında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden mezun oldu. İkinci evlilikten ise herhangi bir kardeşi olmadı. Hekimlik hassasiyetini meclis sıralarında da sürdüren Akşit, tıp alanında önemli sosyal sorumluluk projelerine öncülük etti. Birçok sağlık derneği ve vakfın kuruluşuna öncülük etti. Ayrıca memleketi Denizli'de bir Tıp Fakültesi açılması için yoğun çaba harcadı. Onun vizyonu, bölgedeki modern tıp eğitiminin temellerini oluşturdu.
Siyaset Sahnesi ve Yassıada İmtihanı
Tıp doktorluğunun yanı sıra siyaset sahnesinde de aktif roller üstlenen Baha Akşit, parlamento çatısı altında hem milletvekili hem de senatör olarak görev yapmıştır, aynı zamanda Denizli'deki Tıp Fakültesi'nin açılmasında büyük rol oynamıştır. Ancak Türk demokrasi tarihinin en karanlık dönemlerinden biri olan 27 Mayıs Darbesi, onun hayatını tamamen değiştirdi. Yassıada'da gerçekleştirilen ve Türkiye siyasi tarihine derin izler bırakan o meşhur yargılamalarda idama mahkûm edilen on beş kişiden biri olan Akşit'in bu cezası, daha sonra ömür boyu hapse dönüştürülmüştür. Demokrasi mücadelesinin bedelini ağır şekilde ödeyen Akşit, Türk siyasi tarihinde unutulmaz bir iz bıraktı.
Baha Akşit'in aile hayatı da oldukça hareketli geçti. İlk evliliğini 1941 yılında Nevruze Hanım ile gerçekleştiren Akşit, eşinin vefatından sonra 13 Haziran 1968'de Necla Hanım ile ikinci evliliğini yaptı. Bu evliliklerden dünyaya gelen beş çocuğu bulunmaktadır:
- Dudu Bilge (1943 doğumlu)
- Ayşe Ayşen (1947 doğumlu)
- Mehmet Arif (1949 doğumlu)
- Mehmet (1953 doğumlu)
- Zeynep Arzu (1970 doğumlu)
Akşit, 27 Eylül 1995'te İstanbul'da hayata gözlerini yumduğunda ardında büyük bir aile ve fırtınalı bir geçmiş bıraktı. Naaşı, doğup büyüdüğu Yatağan köyündeki aile kabristanında toprağa verilerek ebedi istirahatgahına tevdi edildi.
