Türk edebiyatında 1990'lı yıllardan itibaren filizlenen kadın anlatısının en güçlü temsilcileri arasında kabul edilen yazar Ayla Kutlu, 14 Ağustos 1938 tarihinde Antakya'da dört çocuklu bir ailenin ikinci çocuğu ve tek kızı olarak dünyaya gözlerini açtı. Kalemini toplumsal ve tarihsel dönüşümlerle harmanlayan yazar, eserlerinde bireyin iç dünyasını ve psikolojik çatışmalarını derinlemesine işledi. Birçok prestijli ödüle layık görülen yazarın sinemaya aktarılan yapıtları ise Türk sinema tarihinde derin izler bırakmayı başardı. Yazar, Cumhuriyet ideallerini edebiyatla buluşturdu.
Bürokrasiden Edebiyatın Zirvesine Uzanan Yolculuk
Ayla Kutlu, dört çocuklu bir ailenin ikinci evladıydı. Babası Cumhuriyet döneminin ilk öğretmen kuşağından Selahattin Kutlu, annesi ise Sabriye Kutlu'ydu. İlk ve ortaokulu İskenderun'da okudu. Lise eğitimi için ise Gaziantep'e gitti. Lise eğitimini tamamlamasının ardından İçişleri Bakanlığı bursunu kazanarak başkente giden Kutlu, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesindeki yükseköğrenimini 1960 senesinde başarıyla tamamlayıp mezun oldu. Mezuniyetinin ardından zorunlu hizmet nedeniyle kamuda görev üstlendi. Bakanlık bünyesinde personel eğitimi ile yöntem ve organizasyon gibi farklı uzmanlık alanlarında çalıştı. Kamuda görev yaparken 1964 yılında evlenen yazarın bir yıl sonra oğlu dünyaya gözlerini açtı. Sanatçı, edebiyat dünyasına adım atmak için otuz beş yaşına kadar bekledi. Yazın dünyasına ilk selamını, Özgür İnsan dergisinde Aygen Berel takma adıyla yayımlanan yazıları ve öyküleriyle verdi. Yazar, ilk büyük eseri olan Kaçış adlı romanını 1977 yılında tamamlamayı başardı. 1980 yılında memuriyet hayatı son buldu. Artık tümüyle edebiyata yönelecekti.
Ödüller ve Sinemaya Uyarlanan Eserler
Devlet memurluğundan ayrıldıktan sonra ardı ardına yayımladığı romanlarla edebiyat dünyasında sarsılmaz bir konum edindi. Karakterlerini toplumsal ve tarihi gelişmelerle iç içe anlattığı yapıtları okurlardan yoğun ilgi gördü. 1985 yılında kaleme aldığı Bir Göçmen Kuştu O isimli eseriyle prestijli Madaralı Roman Ödülü'ne layık bulundu. Yazar, eşinden bu dönemde ayrıldı. Hayatını tamamen sanatsal üretime adadı. Bahsi geçen romanda, bir Osmanlı aydınının hayat hikayesini daha çok kadınların penceresinden aktararak edebiyatımızda fark yarattı. Bu başarılı romanın devamı niteliğindeki Emir Bey'in Kızları romanını ise 1999 yılında okurlarla buluşturdu. Yazarlık kariyerinin en verimli dönemlerini yaşayan sanatçı, 1990 yılında büyük bir başarıya daha imza attı. Sen de Gitme Triyandafilis başlıklı yapıtıyla Türk edebiyatının saygın ödüllerinden Sait Faik Hikâye Ödülü'nü kazandı. Bu unutulmaz öykü beyaz perdeye aktarıldı. Sen de Gitme adıyla vizyona giren film, sinema çevrelerinde büyük yankı uyandırdı. 1996 yılındaki film festivallerinde adeta ödülleri silip süpüren bu yapım, yazarın bizzat elde ettiği En İyi Senaryo Altın Koza Ödülü de dahil olmak üzere toplam on dört ödül kazanarak büyük bir başarıya imza attı. Sinema sektörüyle bağını koparmayan Kutlu'nun diğer eserleri de beyaz perdeye taşındı. Ayla Kutlu'nun sinemaya aktarılan diğer önemli yapıtları şunlardır:
- Sen de Gitme
- Hoşçakal Umut
- Solgun Sarı Bir Gül
Çocuk Edebiyatı ve Kadın Odaklı Çalışmalar
Başarılı romancı, 1990'lı yıllardan itibaren çocukların renkli dünyasına da seslenmeye karar verdi. Bu doğrultuda yirmiye yakın çocuk kitabı kaleme alarak geniş bir okur kitlesine ulaştı. Aynı dönemde kadın sorunları üzerine yoğunlaştı. Kadın meselelerini doğrudan ele alan eserler üretti. Bu eserlerin en özgünü olan Kadın Destanı adlı manzumesini, klasik destan yapısını ve koşuk biçimini kullanarak kaleme döktü. Tarihsel bir gönderme niteliği taşıyan bu yapıt, kadim Gılgamış Destanı'na atıfta bulunuyordu. Yazar, mitolojik çağlardaki kadın öykülerini günümüz gerçekliğiyle harmanlayarak zamansız bir bağ kurmayı amaçladı. Edebi üretkenliğinin yanı sıra çeşitli görevlerde bulunan yazar, 1992 senesinde resmi bir vazife dolayısıyla Türkistan'da bulunurken, 1995 yılında ise Kadın Kurultayına üye sıfatıyla katılım gösterdi. Aynı sene yayımlanan Mekruh Kadınlar Mezarlığı isimli eseri saygın edebiyat otoritelerince ödüllendirildi. Bu özel yapıt, Yunus Nadi Roman Armağanı'na değer görülerek yazarın başarı hanesine eklendi.