Kürt kökenli Türk halk edebiyatının en özgün seslerinden biri olan Aşık İhsani, yoksullukla yoğrulan yaşam öyküsünü sazıyla duyurmuş muhalif bir sanatçıdır. Asıl adı İhsan Sırlıoğlu olan ünlü ozan, 1932 yılında Diyarbakır topraklarında doğmuştur. Erken yaşta şiir yazmaya yönelen yetenekli sanatçı, zorlu çocukluk yıllarından sonra Anadolu'yu gezerek adaletsizlikleri sazıyla haykırmıştır. Dönemin siyasi ikliminde açık üslubuyla kitleleri etkileyen şair, 21 Nisan 2009 tarihinde doğduğu şehirde hayata veda etmiştir. Yaşamı boyunca ezilenlerin sesi olmayı ilke edinen ozan, kendine has protest tavrıyla müzik dünyasında derin izler bırakmıştır.
Diyarbakır'ın Yoksul Köyünden Sanat Dünyasına İlk Adımlar
Ozanın Diyarbakır'ın yoksul bir köyünde başlayan hayat mücadelesi, henüz iki yaşındayken babası Filit'i kaybetmesiyle zorlaşmıştır. Annesinin yoksul ortamda büyüttüğü genç İhsan, ailesine destek amacıyla erken yaşta gurbete çıkmıştır. Ozan, küçük yaşlarda şiir yazmaya başlamıştır. On yedi yaşında İstanbul'un yolunu tutarak Büyükçekmece Mimarsinan Köyü'ndeki maden ocağında çalışmıştır. Maden kapanınca lastik fabrikalarında işçilik yapmış, ardından Erzurum'da askerliğini tamamlamıştır. Askerlik sonrasında saz çalmayı kendi kendine öğrenmiştir. Enstrümanıyla Anadolu'yu dolaşırken Manisa Tarzanı ile tanışarak bir süre onun yanında kalmıştır.
Güllüşah İle Yollarda Parlayan Halk Şarkıları
Türkülerini hayali sevgilisi Güllüşah'a ithaf eden sanatçı, 1957'de Uşak Şeker Fabrikası'nda çalışırken hayatının dönüm noktasını yaşamıştır. Uşak'taki bir hapishane müdürünün aracılığıyla düşlerindeki kıza benzemeyen bir kadınla evlenen İhsani, eşine saz çalmayı öğretmiştir. Çift, Aşık İhsani ve Güllüşah olarak şehir şehir dolaşarak halkın yoğun ilgisini çekmiştir. Hatta bu süreçte adlarına özel bir kitap da çıkarılmıştır. Bu popülerlik sayesinde 1958 yılında Ankara Radyosu Yurttan Sesler programının şefi Muzaffer Sarısözen tarafından programa davet edilmişlerdir. Her hafta çarşamba günleri radyodan evlere seslenen ikili, kısa sürede tüm ülkenin sevgilisi olmuştur.
Politik Dönüşümler ve Devrimci Duruşun Bedeli
Radyo programlarının getirdiği tanınırlık sayesinde Celal Bayar ve Adnan Menderes ile görüşen İhsani, Demokrat Parti mitinglerinde 'Evvel Allah sonra Demokrat Parti' gibi şarkılar seslendirmiştir. Ancak 27 Mayıs Darbesi sonrasında katıldığı resmi törende sakallı ve saçlı haliyle sahneye çıkarılan sanatçı, söylediği eser beğenilmeyince Başbakan Fahri Özdilek'in 'Atın şu komünisti oradan...' sözleriyle tepkisini çekerek karakola götürülmüştür. Bu olaydan sonra Fransız tanıtım filminde eşi ve oğlu Garip ile yer alan ozan, 1962'de milletvekili maaş zammı tasarısını mecliste protesto etmiştir. Ayrıca Amerikan yapımı Turkey 1964 belgeselinde de ailesiyle oynamıştır. Belçika ziyareti sırasında Kültür Bakanı ile tanışan sanatçı, Avrupa basınında uzun görüşlü bir ozan olarak tanımlanmıştır.
Türkiye İşçi Partisi'nin kuruluşuyla sol düşünceye yönelen İhsani, 'Korkuyorlar, korkacaklar, korksunlar / Geliyoruz, geleceğiz, yakındır' dizeleriyle başlayan ilk devrimci şiiriyle eski siyasi çizgisini geride bırakmıştır. Sonraki dönemde önceki yaşamını bilgisizlik olarak niteleyen şair, Ağalı Dünya kitabını yayımlamış ve eski müttefiki Adalet Partisi ile yollarını tamamen ayırmıştır. 22 Kasım 1967'deki Kıbrıs mitinginde Deniz Gezmiş ile birlikte Amerikan bayrağını yakarak sol eylemlerin simgesi olmuştur. Şiirlerinin edebi gücü nedeniyle Çetin Altan ve sol çevreler, eğitimsiz birinin bunları yazamayacağını savunarak Sovyetler Birliği'nden destek aldığından şüphelenmiştir. Ancak halk bilimci Pertev Naili Boratav'ın tesciliyle tüm şüpheler dağılmış ve sol çevrelerin güveni pekişmiştir.
Uluslararası Başarılar ve Ozanın Vedası
1970'li yıllarda açık anlatımıyla devrimci çevrelerin en popüler ozanı konumuna yükselmiştir. Devlet arşivlerinde hakkında geniş dosyalar oluşturulmuştur. İstihbarat arşivlerinde kendi ifadesiyle iki el arabası dolusu dosyası bulunan şair, 1977'de Almanya ve Belçika'ya giderek televizyon programlarına katılmış ve ödüller almıştır. 1979'da ise Avustralya'ya geçerek müzikal çalışmalarını sürdürmüştür. Ozanın yaşamındaki başlıca mihenk taşları şunlardır:
- Eşiyle kurduğu sanatsal ortaklığı simgeleyen Aşık İhsani ve Güllüşah ile Ağalı Dünya kitaplarının basılması, Fransız ve Amerikan kültür belgesellerinde ailesiyle birlikte Türkiye'yi temsil etmesi,Belçika, Almanya ve Avustralya seyahatleriyle sanatını sınırlarının ötesine taşıyarak ödüllendirilmesi.
Dünyada Bob Dylan ve Joan Baez gibi isimlerin temsil ettiği protest müzik akınının Türkiye'deki en keskin seslerinden biri olan ozan, toplumsal adaletsizliklere karşı öfkesini her zaman açıkça dile getirmiştir. Şarkılarındaki öfke; Leo Ferre, Georges Brassens, Ray Charles ya da Johnny Hallyday gibi dünya isimlerinin protest çığlıklarından daha sert ve açık sözlü bulunmuştur. Son yıllarını doğduğu şehirde geçiren sanatçı, 17 Nisan 2009'da evindeki belgesel çekimleri esnasında aşırı heyecanlanarak beyin kanaması geçirmiştir. Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde yoğun bakıma alınan ozan, 21 Nisan 2009 sabahı yaşamını yitirmiş ve Diyarbakır Şehitlik Mezarlığı'na defnedilmiştir. Geride bıraktığı onlarca eserle Türk halk müziğinin en cesur ve unutulmaz seslerinden biri olarak tarihe geçmiştir.
Kaynakça: Bu biyografi, Vikipedi'deki Âşık İhsanî maddesinden yararlanılarak hazırlanmıştır. Metin CC BY-SA 4.0 lisansı altındadır.
