Cumhuriyet döneminin önemli hukukçu ve siyasetçilerinden biri olan Ali Rifat Alabay, 1904 yılında Konya'nın Ereğli ilçesinde dünyaya gelmiş, 20 Haziran 1964 tarihinde hayatını kaybetmiştir. Ankara Hukuk Fakültesi bünyesindeki lisans eğitiminin ardından Roma Hukuk Fakültesi bünyesinde doktora derecesi alan Alabay, adliye zabıt kâtipliğinden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı makamına uzanan geniş bir yelpazede devletine hizmet etmiştir. Hem adli bürokraside hem de yasama organında üstlendiği kritik sorumluluklarla tanınan Alabay, ülkenin adalet sisteminin şekillenmesinde önemli roller üstlenen bir devlet adamı olmuştur. Hayatı boyunca adalet ilkelerine bağlı kalarak çalışmıştır.
Akademik Çalışmaları ve Meslek Hayatına Giriş
Eğitim hayatını başarıyla sürdürürken mesleğe en alt kademeden adım atan Ali Rifat Alabay, Konya Ereğli Bidayet Mahkemesi bünyesinde zabıt kâtipliği yaparak adli süreçleri yerinde gözlemleme fırsatı bulmuştur. Ardından kendi memleketinde Konya Ereğli Nüfus Kâtipliği vazifesini yürüten Alabay, daha sonra Karaman İstinaf Mahkemesi Zabıt Kâtipliği görevine geçiş yapmıştır. Ereğli Bidayet Hâkimliği Başkâtipliği görevine yükselen Alabay, adli işlemler konusundaki pratik tecrübesini bu süreçte pekiştirmiştir. Taşradaki başarılı hizmetlerin ardından Ankara'ya geçerek Adalet Bakanlığı ve Ankara adliyelerinde başkâtiplik ile yardımcılık görevleri üstlenmiştir. Bu yoğun çalışma döneminde yükseköğrenimini de ihmal etmeyerek Ankara Hukuk Fakültesini bitirmiş, sonrasında İtalya'ya giderek Roma Hukuk Fakültesinde doktora derecesi elde etmiştir. İtalya'da aldığı bu unvan ve eğitimler, kendisinin yargı dünyasındaki saygınlığını ve uzmanlığını daha da artırarak gelecekteki kariyer basamaklarına hazırlamıştır. Bu eğitimler gelişimine büyük katkı sunmuştur.
Kürsü Hâkimliği ve İdari Yükselişi
Doktora derecesini almasının ardından adalet bürokrasisinde hızla yükselen Ali Rifat Alabay, Adalet Bakanlığı bünyesinde Ceza İşleri Tetkik Memurluğu görevini üstlenmiştir. Ardından kürsüye geçiş yaparak Ankara Sulh Hâkimliği yapmış ve hukuk dağıtma vazifesine bizzat karar verici olarak devam etmiştir. Daha sonra Adalet Bakanlığı bünyesinde idari kademelere geçerek Zatişleri Genel Müdür Yardımcılığı gibi sorumluluk gerektiren makamlarda hizmet vermiştir. Ardından Adalet Bakanlığı bürokrasisinde üst düzey görevler almıştır. Ankara Hâkimliği unvanıyla yargılama görevini sürdürürken aynı zamanda Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdür Yardımcılığı ile bu müdürlüğe bağlı 1. Şube Müdürlüğü görevlerini yürütmüştür. Başarılı hâkimlik geçmişiyle Zonguldak Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı görevine atanan deneyimli hukukçu, buradaki çalışmalarının ardından Türk adalet sisteminin zirve noktalarından biri olan Yargıtay Üyeliği makamına seçilerek yüksek yargıda söz sahibi olmuştur. Tüm bu adli sorumluluklar mesleki birikimini zenginleştirmiştir. Deneyimli hukukçunun meslek yaşamı boyunca üstlendiği başlıca kritik görevler şu şekilde sıralanabilir:
- Konya Ereğli Bidayet Mahkemesi Zabıt Kâtipliği (mesleki kariyerinin ilk basamağı)
- Zonguldak Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı (kürsü hâkimliği dönemi)
- TBMM IX. Dönem Konya Milletvekilliği (siyasi ve yasama dönemi)
- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı (zirve adli makam görevi)
Siyasi Hayatı ve Cumhuriyet Başsavcılığı
Hukuk dünyasındaki birikimini siyaset sahasına aktarmak isteyen Ali Rifat Alabay, TBMM IX. Dönem genel seçimlerinde Konya Milletvekili olarak parlamentoya girmiştir. Bu görevin ardından asli mesleğine dönmüştür. Bu doğrultuda 30 Eylül 1954 tarihinde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı makamına atanan Alabay, bu yüksek görevi iki yıla yakın başarıyla sürdürmüştür. Başsavcılık makamında önemli kararlara imza atmıştır. 12 Haziran 1956 tarihinde kendi isteğiyle emekliye ayrılan tecrübeli devlet adamı, evli olup arkasında saygın bir mesleki miras bırakmıştır. Evlilik yaşantısı boyunca ailesinin de desteğini arkasında hisseden devlet adamı, emekli olduktan sonraki ömrünü dinlenerek geçirmiştir. Ömrünü adalet hizmetine adamış olan Alabay, 20 Haziran 1964 tarihinde hayata gözlerini yummuştur. Hukuk tarihimizde bıraktığı derin ve anlamlı izler, günümüzde de kendisinin saygıyla anılmasını sağlamaktadır. Ereğli'den başlayıp Roma'ya, oradan da başkent Ankara'nın en yüksek adli mercilerine uzanan bu hayat hikayesi, azim ve sadakat örnekleriyle bezelidir. Cumhuriyetimizin kurumsallaşma sürecinde görev alan tüm diğer hukukçular gibi, o da adalet sistemimizin temel taşlarından birini oluşturmuştur. Gerek siyasi mecliste gerekse en yüksek adli kurullarda sergilediği bu örnek ve kararlı duruş, Cumhuriyet döneminin hukuk alanındaki gelişimini anlamak açısından büyük bir öneme sahiptir.