Niğde'de 1931 yılında dünyaya gelen Ali Ercan, küçük yaşta anne ve babasıyla birlikte kardeşini de kaybetmesine rağmen yılmayarak kırlarda çobanlık yaparken keşfettiği yeteneğiyle Türk halk müziğinde iz bırakmayı başarmıştır. Sanatçı, inanç temalarını ve doğa sevgisini yapıtlarına aktardı.
Zorluklarla Dolu Çocukluk ve İlk Saz
Henüz çok küçükken annesini, babasını ve kardeşini kaybeden Ali Ercan, yaşamının ilk yıllarında büyük bir yalnızlıkla sınandı. Bir süre babaannesinin yanında kalan küçük Ali, ailenin geçimini üstlenen tek erkek olunca okulunu yarıda bırakmak mecburiyetinde kaldı. Köyünde çobanlık yapmaya başlayan Ercan, kırlarda hayvan otlatırken içindeki müzik sevgisini ve kabiliyetini fark etti. İlk müzik aletini kendi imkanlarıyla üreten genç yetenek, daha sonra dayısının hediye ettiği sazla kendisini geliştirdi. Köyünde yaşayan İdris Dayı isimli halk ozanından saz çalmanın inceliklerini öğrenerek repertuarını genişletti. Bu dönemde icra ettiği bazı klasik türküler şunlardır:
- Göklerden çıktım derya yüzüne
- Eminem
- A gelin
Radyodan Gazinolara Uzanan Şöhret Basamakları
Müzik yolculuğuna devam ederken dönemin önemli saz üstatları Emin Aldemir ve Aliye Akkılıç ile yolları kesişti. Radyonun usta saz sanatkarlarından Emin Aldemir ile Aliye Akkılıç'ın yönlendirmesi doğrultusunda İstanbul Radyosu bünyesinde düzenlenen ses sınavlarına başvuran yetenekli isim, bu zorlu elemeleri geçerek mikrofon başına geçti. Henüz 18 yaşındayken kazandığı bu radyo programlarında çalma fırsatı bulsa da elde ettiği gelir yetersiz kaldı. Ekonomik sebeplerle radyodan ayrılarak Niğde'ye döndü. Vatani görevini yerine getirdiği dönemde sanatsal yeteneklerini daha da pekiştiren ozan, düğünlerde sahne almaya başladı. Aynı zamanda çevresindeki insanlara saz çalmayı öğreterek bu sanatın yayılmasına katkı sundu. Askerlik sonrasında, 1951 yılında dünya evine giren Ali Ercan'ın bu evliliğinden üç evladı dünyaya geldi. Geçim sıkıntısıyla önce Gaziantep'e, sonra ise Adana'ya taşındı. Farklı işlerde çalıştıktan sonra yeniden memleketi Niğde'ye dönme kararı aldı. Tarihler 1963 yılını gösterdiğinde, bir dostuyla birlikte bir gazino kiralayarak sanatını burada sergilemeye başladı. Gazinodaki performanslarıyla beğenisini kazanan sanatçı, kısa sürede ülke çapında tanınan bir isim oldu. Özellikle 1960 ve 1970'li yıllarda popülerlik kazanan meşhur eserleri arasında şunlar yer alır:
- Adana'ya Bir Kız Geçti Gördün mü?
- Karakaş Gözlerin Elmas
- Adaletin Bu mu Dünya?
- Kırat Gemini Almış Yol mu Dayanır?
Dini Temalar ve Beyaz Perde Deneyimi
Ali Ercan, doğadaki canlıları konu alan pek çok özgün yapıta imza atarak tabiata olan sevgisini dinleyicileriyle paylaştı. Eserlerini genellikle destan ve ağıt formunda kaleme alan ozan, halkın duygularına tercüman oldu. Sanatçının ortaya koyduğu eserlerde dini ve manevi konular her zaman ön planda yer almıştır. Müzikal kariyerinin yanı sıra farklı sanat dallarına da ilgi gösterdi. 2004 ile 2014 yılları arasında Kanal 7 televizyonunda yayınlanan çeşitli televizyon filmlerinde rol alarak oyunculuk yeteneğini sergiledi.