Derinlik psikolojisinin Sigmund Freud ve Carl Jung ile birlikte üç büyük kurucusundan biri olan Avusturyalı ünlü psikanalist Alfred Adler, 7 Şubat 1870 tarihinde Viyana'nın banliyölerinden Rudolfsheim-Fünfhaus'ta dünyaya gözlerini açtı. Çocukluğunda yaşadığı ciddi fiziksel rahatsızlıklar ve kekemelik gibi engellerden ilham alarak bireyin çevreyle olan ilişkisini merkeze alan devrimsel bir psikoloji ekolü kurdu. 1895 yılında Viyana Üniversitesi Tıp Okulu'ndan mezuniyetinin ardından, pratisyen hekim olarak hastalarını sosyal çevreleriyle bütünleşik bir biçimde ele alan hümanist, organik ve bütüncül bir yaklaşım geliştirdi. İnsan ruhunun derinliklerine inerek aşağılık kompleksi ve üstünlük çabası kavramlarını bilim dünyasına kazandıran Adler, ömrünü çocuk gelişimine ve toplumsal uyuma adayarak 28 Mayıs 1937'de İskoçya'nın Aberdeen kentinde çıktığı bir konferans yolculuğunda hayata veda etti.
Zayıflıktan Zafere: Çocukluk Yılları ve Tıbba İlk Adım
Altı çocuklu geniş bir ailenin üçüncü evladı olarak büyüyen Adler'in ilk yılları, pek çok sağlık mücadelesiyle geçti. Küçük yaşlarda ses tellerindeki rahatsızlıklar yüzünden kekemelikle boğuşan Adler, aynı zamanda raşitizm hastalığından muzdaripti. Henüz beş yaşındayken yakalandığı ağır zatürre ise onun ölümle çok genç yaşta burun buruna gelmesine neden oldu. Bu kırılgan ve çekingen çocukluk dönemi, onun ileride geliştireceği organ yetersizliği teorisinin de en somut ilham kaynağı haline gelecekti. Büyük bir azim göstererek bu engelleri aşan Adler, 1895 yılında Viyana Üniversitesi Tıp Okulu'nu bitirerek hekimlik unvanını aldı. Göz alanında uzmanlaştıktan sonra genel tđp üzerinde çalıştı ve ardından psikiyatriye yöneldi. Pratisyen hekim olarak çalıştığı ilk yıllardan itibaren, hastayı çevresiyle ilişkileri içerisinde ele almak gerektiğini savundu.
Freud ile Yolların Ayrılışı ve Bireysel Psikolojinin Doğuşu
Alfred Adler'in bilimsel serüvenindeki en önemli dönüm noktalarından biri 1902 yılında gerçekleşti. Dönemin bir diğer dev ismi Sigmund Freud ile tanışan Adler, onun öğrencisi oldu. İkili, Adler'in başkanlığında Viyana Psikanaliz Topluluğu'nu kurdu. Ancak kısa süre sonra Freud ile fikir ayrılıkları ortaya çıktı. Adler ve Freud'un akıl hastalıklarının kaynağı konusundaki yaklaşımları çok farklıydđ. Adler, Freud'un akıl hastalıklarının kaynağını erken yaşlardaki seksüel travmatik deneyimlerle açıklamasına ve rüyaların yorumuna karşı çıktı. İkilinin arasındaki uyuşmazlık, Adler'in 1911 yılında yazdığı eseri sonrası tamamen uzlaşılmaz hale geldi. 1911 yılında grubundan ayrılan Adler, izleyicileriyle birlikte Bireysel Psikoloji sistemini geliştirmeye başladı. 1912'de ise Bireysel Psikoloji Topluluğu adını alacak olan Özgür Psikanalitik Araştırmalar Topluluğu'nu kurdu.
Aşağılık Kompleksi ve Sosyal İlgi
Adler'in yaklaşımında organ yetersizliklerinin kişilişin biçimlenmesindeki etkisi büyüktür. Bireyler, organlarındaki eksiklik nedeniyle kendilerini başkalarıyla kıyaslar ve bu da onlarda aşağılık duygusu oluşturur. Ancak bu duygu bir son değildir; üstün olma ya da kendini gerçekleştirme çabası, bireyin bu duygunun üstesinden gelmesini sağlar. Bu süreç tüm ruhsal yaşamı ve davranışları yöneten en temel güçtür. Birinci Dünya Savaşı yıllarında Avusturya ordusunda hekimlik yapan Adler, cephe dönüşü çocuklar için klinikler açtı. Bu kliniklerin sayısı kısa sürede otuzu buldu. Ne var ki, Avusturya'da yükselen Naziler, Yahudi kökenli olduğu gerekçesiyle 1934 yılında Adler'in kliniklerinin çoğunu kapattı. Bu gelişme üzerine 1935 yılında Amerika Birleşik Devletleri'ne yerleşen Adler, 1926 yılından itibaren Columbia Üniversitesi'nde ve Avrupa'da dersler veriyordu. 1934'te de Long Island Tıp Fakültesi'ne profesşör olarak atandı.
Adler'in görüşleri Freud'dan belirgin biçimde ayrılır. Freud kişilişin parçalara bölünmesine ve geçmişin etkisine odaklanırken, Adler kişilişin bütünlüğüne ve geleceğe yönelim üzerinde durur. Ayrıca Adler, kendi sistemini sosyal bir çizgiye yerleştirmiştir. İnsan davranışlarının biyolojik değil, sosyal güçlerce belirlendiğine inanan hekim, kişilişin yalnızca sosyal ilişkiler incelenerek anlaşılabileceğini savunur. Adler, 1897 yılında Raissa Timofejewna ile evlenmiş ve bu evlilikten dört çocuk sahibi olmuştur. Bireyin başkalarıyla işbirlişi yapma potansiyeli olan sosyal ilgi, çocuklukta gelişmektedir. Bir çocuğun yaşadığı ilk sosyal durum annesiyle olan ilişkisidir. Annenin eğitim becerileri sayesinde bu İlgi uyanır ve gelişir.
Başlıca Eserleri
Uzun ve üretken meslek hayatı boyunca psikoloji literatürüne yön veren pek çok kitap kaleme alan Adler'in önemli yapıtları şunlardır:
- Organların Yetersizliği Üzerine İnceleme (1911)
- Nevrotik Yapı Üzerine (1912)
- Tedavi ve Eğitim (1914)
- Bireysel Psikolojinin Uygulanması ve Kuramı (1917)
- İnsanı Tanımak (1927)
- Yaşamı Tanımak (1929)
- Çocuk Eğitimi (1930)
- Yaşamın Anlamı (1933)
