Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerinden Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş yıllarına uzanan fırtınalı süreçte çok kritik görevler üstlenen Ahmet Şükrü Bayındır (Ahmet Şükrü Bey), 1875 yılında Kastamonu topraklarında dünyaya gözlerini açtı. Eğitim hayatındaki başarısını devlet idaresindeki üstün bürokratik becerileriyle birleştirdi. Bu başarısı sayesinde en kritik geçiş dönemlerinde nazırlık, valilik ve milletvekilliği gibi makamlara yükseldi. Kendisi hem Meclis-i Mebûsan'da hem de Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde halkı temsil etti. Cumhuriyet döneminin ilk muhalefet partisi olan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın kurucuları arasında yer alarak adını tarihe yazdı.
Eğitim Yıllarından Anadolu ve Rumeli Bürokrasisine
Geleceğin kudretli siyasetçisinin devlet hizmetine adanmış yaşam serüveni, o dönemin prestijli eğitim kurumu olan Darül Mualliminin Aliye bünyesinde başladı. Okulun Fen şubesini başarıyla tamamladı. Kazandığı teorik birikimi genç nesillere aktarmak amacıyla eğitim dünyasına adım attı. Bu doğrultuda Selanik İdadisi bünyesinde müdür muavinliği ve öğretmenlik vazifelerini üstlendi. Eğitim alanındaki bu ilk adımların ardından devletin idari kadrolarında da hızlıca yükseldi. Dönemin kritik coğrafyalarından olan İşkodra vilayetinde mühim kâtiplik görevinde bulundu.
Bürokrasideki titiz çalışmasıyla takdir toplayan Ahmet Şükrü Bey, Hicaz Demiryolu nazırlığı bünyesinde kâtiplik ve denetleyicilik (murakıplık) sorumluluklarını üstlendi. İstanbul'daki Darül Hayır kurumunun muhasebe biriminde memur yardımcılığı yaparak mali alanda deneyim kazandı. Eğitim yöneticiliğine geri dönerek Bursa İdadisi bünyesinde ikinci müdürlük görevini yürüttü. Daha sonra Rumeli'nin eğitim hayatında büyük rol oynayan Selanik Hukuk Mektebi ile Selanik Maarif Müdürlüğü makamlarında en üst düzey yönetici olarak bulundu. Bu idarecilik yılları ona mülki amirlik kapılarını araladı.
İdari Valilikler, Nazırlıklar ve Parlamento Dönemi
Tecrübesiyle öne çıkan Ahmet Şükrü Bey, Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinde Siroz ve Saruhan sancaklarında mutasarrıflık yaptı. Mülki idaredeki gücünü kanıtladıktan sonra başkente çağrıldı. İçişleri Bakanlığı bünyesindeki Muhaberat Umum Müdürlüğü görevine atandı. Siyasi nüfuzu sayesinde devlet yönetiminde önemli roller üstlendi ve sırasıyla şu nazırlık görevlerinde bulundu:
- Maarif Nazırlığı
- Posta, Telefon ve Telgraf Nazırlığı
- Ticaret ve Ziraat Nazırlığı
Aynı dönemde yasama organında da aktif rol alarak Meclis-i Mebûsan'ın üçüncü döneminde kendi memleketi olan Kastamonu mebusu olarak parlamentoda görev yaptı.
İmparatorluktan cumhuriyete geçiş süreçte de tecrübesine başvurulan Ahmet Şükrü Bey, yerel yönetimlerde aktif görevler aldı. İzmit Livası Genel Meclis üyeliği ile İl Daimi Komisyonu üyeliklerinde bulundu. Ülkenin en kritik liman kentlerinden biri olan Trabzon valiliği vazifesini başarıyla yerine getirdi. Millî Mücadele sonrasında şekillenen yeni Türkiye'de halkın iradesini meclise taşımak üzere TBMM 2. dönem Kocaeli milletvekili seçildi. Böylece siyasi birikimini yeni devletin inşası için seferber etti.
Muhalefet Hareketi ve İstiklal Mahkemesi Süreci
Yeni cumhuriyetin kuruluşunun ardından meclis içi dengelerde aktif rol oynadı. Demokratik çok sesliliğe inanarak parlamentonun ilk muhalefet partisi olan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın kurucu kadrosu içerisinde yer aldı. Bu adım, yeni yönetimle olan fikir ayrılıklarını açıkça gösterdi. Ancak partinin kuruluşuyla başlayan bu yeni muhalefet dönemi çok uzun sürmedi. 1926 yılında patlak veren ve genç cumhuriyetin en büyük krizlerinden biri olarak kabul edilen İzmir Suikastı girişimi tüm dengeleri değiştirdi. Bu suikast girişiminin arkasında, TBMM'deki tek muhalefet partisi olan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası içindeki bir grubun olduğu öne sürüldü.
İddiaların ardından Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası resmi kararla kapatıldı. Kurucu üyelerden Ahmet Şükrü Bey ve arkadaşları da hızlıca yargı sürecine dahil edildi. Ankara ve İzmir'de yetkilendirilen İstiklal Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda Ahmet Şükrü Bey idama mahkûm edildi. Tarihe geçen bu davanın ardından 13 Temmuz 1926 tarihinde infaz gerçekleştirildi. Ahmet Şükrü Bey; Ziya Hurşit, Laz İsmail, Gürcü Yusuf, Çopur Hilmi, Ayıcı Arif, İsmail Canbulat ve Cavit Bey gibi isimlerin de aralarında olduğu 13 kişilik bir grupla birlikte idam edilerek hayata gözlerini yumdu.
