Türk doğubilim tarihinin en saygın simalarından biri olan Ahmet Ateş, Fars dili ve edebiyatı alanında gerçekleştirdiği ufuk açıcı çalışmalarla tanınmaktadır. Birecik topraklarında 1913 yılında dünyaya gelen bu değerli akademisyen, gençlik yıllarından itibaren doğu kültürlerine ve dillerine derin bir ilgi beslemiştir.
Doğu Dillerine Adanan Bir Ömür: Akademik İlk Adımlar
Eğitim hayatına Konya Lisesi sıralarında başlayan Ahmet Ateş, yükseköğrenimini tamamlamak amacıyla İstanbul'a yönelerek İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'ne kaydolmuş ve bu köklü kurumdan 1939 senesinde başarıyla mezun olmuştur. Aynı yıl mezun olduğu fakültede asistanlık görevine başlayarak akademik kariyerinin ilk resmi adımını atmıştır. Bu başlangıç, onun ömrünü adayacağı büyük bir ilmi yolculuğun da kapısını aralamıştır. Üniversitedeki asistanlık yıllarında, dönemin efsanevi şarkiyatçısı Profesör Hellmut Ritter'in dikkatini çeken genç araştırmacı, onunla birlikte çalışmaya başlamıştır. Ritter'in rehberliğinde yürüttüğü Arap-Fars filolojisi araştırmaları, Ahmet Ateş'in akademik vizyonunu genişletmiş ve onu alanında bir otorite haline getirmiştir. Bu yoğun çalışmaların meyvesi olarak 1953 yılında profesörlük unvanına layık görülmüştür.
Bilimsel Müesseseler ve İslam Ansiklopedisi
O, sadece bir araştırmacı değildi. Bilgiyi kurumsallaştırma arzusuyla doluydu. Türk doğubilim dünyasına kalıcı eserler bırakmak isteyen Ateş, kariyeri boyunca şu önemli girişimlere öncülük etmiştir:
- Şarkiyat Enstitüsü'nün resmi olarak kurulmasını sağlamak,
- Yabancı bilim insanlarıyla iş birliği içerisinde Şark Tetkikleri Cemiyeti'ni hayata geçirmek,
- İslam Ansiklopedisi projesinin yayın kurulunda görev üstlenmek.
Dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel'in öncülüğünde hayata geçirilen ansiklopedi projesinin yayın kurulunda yer alan değerli araştırmacı, bu süreçte Adnan Adıvar ile omuz omuza vererek Türk kültür hayatına yön verecek devasa bir eserin ortaya çıkmasını sağlamıştır. Fars dili ve İran edebiyatına yönelik gerçekleştirdiği olağanüstü incelemeler, sınırları aşan bir yankı uyandırmıştır. Bu başarılar, komşu ülke İran'ın da gözünden kaçmamıştır. İran devleti, Türk bilim insanının bu kıymetli emeklerini taçlandırmak adına kendisine Bilimsel Takdir Madalyası takdim etmiştir.
Özel Yaşamı ve Geride Bıraktığı Miras
Akademik başarılarla dolu yaşamının ardında huzurlu bir aile bulunmaktaydı. Edebiyat öğretmeni Fikret Ateş ile hayatını birleştiren saygın profesörün bu evlilikten iki%20erkek evladı dünyaya geldi. Çiftin ilk oğulları Ertunga Ateş 1941 yılında, ikinci oğulları Toktamış Ateş ise 1944 yılında aileye katılmıştır. Büyük doğubilimci, takvimler 1966 yılını gösterdiğinde İstanbul'da hayata gözlerini yummuştur. Geride bıraktığı zengin kütüphane ve kurucusu olduğu müesseseler, bugün de doğubilim öğrencilerine rehberlik etmeye devam etmektedir.