Cumhuriyet döneminin fikir dünyasını derinden etkileyen Türk din adamı, yazar ve mutasavvıf Abdülaziz Bekkine, 1895 yılında İstanbul Mercan'da dünyaya gözlerini açtı. 1952 yılındaki vefatına kadar geçen ömrünü ilme, hadis sohbetlerine ve gençlerin eğitimine adayan bu kıymetli düşünür, özellikle Gümüşhanevi Tekkesi bünyesinde yürüttüğü irşad faaliyetleriyle tanınmıştır.
İstanbul'dan Buhara'ya Uzanan İlim Yolculuğu
Tüccar Halis Efendi'nin oğlu olan Abdülaziz Bekkine, ilk eğitim adımlarını Kaptanpaşa Camii İmamı Halil Efendi'nin rahlesinde attı. Buradaki başlangıcın ardından eğitimini Dâr-üt Tedris okulunda sürdürdü. Bekkine ailesi, 1909 senesinde babasının memleketi olan Tataristan'ın Kazan şehrine taşınma kararı aldı. Genç Abdülaziz, yüksek din eğitimi almak amacıyla buradan ilim merkezi Buhara'ya geçiş yaptı. Buhara topraklarında beş yıl boyunca yoğun bir şekilde İslami ilimleri tahsil etti. Coğrafyayı sarsan 1917 Bolşevik İhtilali patlak verince, genç alim doğduğu topraklara, yani İstanbul'a geri dönmek zorunda kaldı. Payitahta ulaştıktan sonra eğitimine ara vermeyerek Bayezid Medresesi sıralarında dersleri takip etmeyi sürdü.
Tasavvuf Yolu ve Gümüşhanevi Postnişinliği
Medrese eğitimi sırasında yolu, meşhur mutasavvıf Mehmed Zahid Kotku ile kesişti. Kotku'nun rehberliğinde Gümüşhanevi Dergahı'na giden Bekkine, burada dönemin önemli mürşitlerinden Mustafa Feyzi et-Tekfurdağî'ye bağlandı. Dergah bünyesinde zorlu seyr-i sülûk eğitimini başarıyla tamamladı. Bu manevi eğitimin sonucunda, 1924 yılında hocasından tam irşad izni anlamına gelen Hilâfet-i Tamme belgesini aldı. Ayrıca tasavvuf çevrelerinde büyük değere sahip olan Râmuz el-Ehadis isimli eserden ders okutma icazetine kavuştu. Tekkedeki yakın dostu Abdullah Hasib Yardımcı'nın 15 Mayıs 1949 tarihindeki vefatı, cemaat içinde yeni bir dönemin kapısını araladı. Bu kaybın ardından dergahın sorumluluğunu üstlenen Bekkine, postnişin sıfatıyla cemaate önderlik etmeye başladı. Yaklaşık üç buçuk yıl boyunca başarıyla yürüttüğü bu ağır vazifeyi, gözlerini hayata kapadığı 2 Kasım 1952 tarihine kadar sürdürdü. Vefatından sonra ise dergahın manevi liderliğini eski dostu Mehmed Zahid Kotku devraldı.
Gençliğe Adanmış Bir Ömür ve Entelektüel Miras
Abdülaziz Bekkine, liderlik ettiği dönemde hem tasavvufi sohbetler düzenledi hem de Ramuz el-Ehadis üzerinden derinlikli hadis dersleri verdi. Onun bu derslerde yaptığı kıymetli konuşmalar, vefatının ardından sevenleri ve talebeleri tarafından titizlikle derlenerek kitaplaştırıldı. Yazı hayatında da aktif olan Bekkine, haftalık olarak çıkan Senirkent isimli yayında makaleler kaleme aldı. Onun irşad tarzının en belirgin yönü, üniversite gençliğine verdiği büyük önemde gizlidir. Talebelerinin mezuniyetten sonra ticarete veya özel sektöre yönelmesi yerine, akademide kalarak memlekete hizmet etmelerini ısrarla tavsiye etti. Bu kıymetli öğüt, yetiştirdiği öğrenciler tarafından büyük bir bağlılıkla hayata geçirildi. Bekkine'nin rahle-i tedrisinden geçen ve onun fikir dünyasından derinden etkilenen çok önemli isimler bulunmaktadır:
- Ünlü düşünür ve yazar Nurettin Topçu, Bekkine'den en çok etkilenen isimlerin başında gelir ve onun vefatı üzerine hissettiği acıyı Taşralı adlı kitabındaki Yıldırımın Huzurunda yazısıyla ölümsüzleştirmiştir.
- Eski Başbakanlardan Prof. Necmeddin Erbakan, Abdullah Hasib Yardımcı'nın ardından ikinci şeyhi olarak Bekkine'ye bağlanmıştır.
- Ahmed Ziyaüddin Gümüşhanevi'nin halifelerinden Çırpılarlı Ali Efendi'nin medresesinde yetişen Hâfız Halil Necati Coşan da onun yakın talebelerindendir.
- Lütfi Doğan, Prof. Cevat Akşit ve Prof. Osman Çataklı ise Bekkine'nin hadis sohbetlerini barındıran Ramuz el-Ehadis Tercümesi çalışmasını yayına hazırlayan isimlerdir.
Hayatını ilme ve talebe yetiştirmeye adayan bu büyük alim, 2 Kasım 1952 tarihinde vefat etti. Naaşı, dualarla İstanbul'daki Edirnekapı Sakızağaçı Şehitliği'ne defnedildi.