Tokat'ın Pazar ilçesine bağlı tarihi bir belde olan Üzümören, geçmişten günümüze taşıdığı zengin kültürel mirasla dikkat çekmektedir. Tarih boyunca farklı isimlerle anılan beldenin bilinen en eski adı Dimorta'dır. Bu ismin, Latince "duo mortui" yani "iki ölü" kelimelerinden türediği bilinmektedir. Kasabanın giriş ve çıkışında yer alan, bölgeyi fethetmek için gelen ilk Müslümanlara ait olduğu düşünülen iki tarihi mezar sebebiyle bu adı alan yerleşim, tarihinin resmi dili Latince olan Bizans İmparatorluğu (Doğu Roma İmparatorluğu) dönemine kadar uzandığını kanıtlamaktadır.
Tarihsel Dönüşüm ve Osmanlı Dönemi
Müslüman Türklerin eline geçişi sırasında bir süre "Dağ Kenarı" anlamına gelen "Nahiye-i Cebel" adıyla anılan bölge, Osmanlı İmparatorluğu döneminde Türklerin ve Rumların karşılıklı hoşgörü içerisinde bir arada yaşadığı bir merkez olmuştur. Dördüncü Murat döneminde ise burası, Şeyhülislamlığa kadar yükselen Muid Ahmet Efendi'nin unvanından mülhem "Kadı Şehri" anlamına gelen Kazabad ismiyle anılmıştır. Cumhuriyet dönemine gelindiğinde ise bölgedeki üzüm bağlarının zenginliği ve çokluğu sebebiyle yerleşimin adı resmi olarak Üzümören şeklinde değiştirilmiştir.
Görülmeye Değer Tarihi ve Doğal Zenginlikler
Üzümören sınırları içerisinde, Danışmentliler döneminden kalma ve Miladi 1326 yılına ait tarihi Ulu Cami en önemli tarihi yapı olarak ayakta durmaktadır. Bunun yanı sıra, günümüzde yok olmuş iki adet tekkenin varlığı bilinmekte ve halk arasında "Kilise Önü Bağları" olarak adlandırılan mevkide kilise ve manastır kalıntıları göze çarpmaktadır. Coğrafi olarak Kazova'nın ve doğal bir göl olan Kaz Gölü'nün güneyinde, 645 rakımda yer alan belde; Yeşilırmak'ın can verdiği verimli arazileriyle tarımsal açıdan da bölgenin en değerli noktalarından biridir.