Köklü Tarihi ve Mezopotamya'nın İncisi Kulp
Kuzey Mezopotamya'nın su kaynakları bakımından zengin coğrafyasında kurulan Kulp, insanlık tarihinin en eski yerleşim alanlarından biridir. Tarih boyunca Sümerler, Mitanniler (Huriler), Urartular, Kimmerler, Medler ve Büyük İskender gibi büyük güçlerin hâkimiyetine giren bölge, bir dönem Ermeni hâkimiyetinde kalmış ve MS 226 yılında Roma egemenliğine girmiştir. Miladi 637 yılında Halid bin Velid tarafından fethedilen Kulp; sırasıyla Şeyhoğulları, Büveyhoğulları ve Mervanoğulları idaresinde kalmış, nihayet 1515 yılında Osmanlı topraklarına katılmıştır. Halk arasında kırmızı toprağı (terra rosa) nedeniyle Pasûr (Peya Sor) olarak da anılan ilçenin "Kulp" ismini, yapılan arkeolojik kazılardan anlaşıldığı üzere bölge halkının kulp işçiliğindeki üstün yeteneğinden aldığı bilinmektedir.
Sarp Dağlar Arasında Benzersiz Bir Coğrafya
Diyarbakır il merkezine 135 kilometre uzaklıkta konumlanan Kulp, deniz seviyesinden ortalama 1.034 metre yükseklikte, sarp ve dağlık bir arazi üzerinde kurulmuştur. Birinci derece deprem kuşağında ve volkanik bir bölgede yer alan ilçe, özellikle kış aylarında uzun süre kar örtüsü altında kalmaktadır. İdari olarak bir belde (Ağaçlı), üç bucak (Ağaçlı, Hamzalı, Aygün), 52 köy ve 120 mezradan oluşan ilçenin sınırları, 20 Mart 2021 tarihli Cumhurbaşkanı Kararı ile yeniden düzenlenerek bazı bölümleri Muş iline bağlanmıştır.
İpek Böcekçiliği, Arıcılık ve Kulp Çayı'nın Eşsiz Lezzetleri
Coğrafi yapısının tarıma elverişli olmaması nedeniyle Kulp ekonomisi temel olarak hayvancılık, arıcılık ve ipek böcekçiliğine dayanmaktadır. İlçede dut ağaçlarının yoğun olarak bulunması, Türkiye genelinde 3. sırada yer alan önemli bir ipek böcekçiliği merkezinin oluşmasını sağlamıştır. Bunun yanı sıra, Kulp Çayı'nda yapılan tatlı su balıkçılığı bölgede oldukça popülerdir ve Kulp balığı lezzetiyle öne çıkmaktadır. Yöre halkının geçim kaynakları arasında dağlık coğrafyanın desteklediği büyükbaş hayvancılık ile ceviz, küçük tatlı soğan, elma, armut ve üzüm yetiştiriciliği de önemli yer tutmaktadır.
Keşfedilmeyi Bekleyen Tarihi ve Doğal Zenginlikler
Kulp ve çevresi, tarihi kalıntılar ile doğal şifa kaynakları açısından oldukça zengindir. Bölgede mutlaka görülmesi gereken yerlerin başında tarihi Kefrum Kalesi, Kanîkan Mağaraları ve Badikan mıntıkasında yer alan İmam-ı Gazali Türbesi gelmektedir. Ayrıca tarihi geçmişe ışık tutan Kale-i Ulya, Cikse Kalesi, Büyük Kaya ile Karpuzlu ve Konuklu mahallelerindeki tarihi kiliseler kültürel mirasın en değerli parçalarıdır. Ziyaretçilerin ilgisini çeken diğer önemli noktalar arasında Narlıca mahallesindeki şifalı su kaynağı, Karabulak mahallesindeki Telli Ağa Kasrı ve Düzce mahallesinde yer aldığı düşünülen İnkaya mahallesi ile Bahemdan mahallesi harabeleri bulunmaktadır.