Doğu Anadolu'nun Yüksek Yaylası ve Coğrafi Yapısı
Doğu Anadolu Bölgesi'nin kuzeydoğusundaki Erzurum-Kars Bölümü'nde konumlanan Kars, deniz seviyesinden yaklaşık 1.750 metre yükseklikte yer almaktadır. Kuzeyinde Ardahan, doğusunda Ermenistan, güneyinde Iğdır ve Ağrı, batısında ise Erzurum ile çevrili olan ilin topraklarının büyük bir bölümü yaylalardan meydana gelmektedir. Akarsu vadileriyle yer yer parçalanan dalgalı düzlükler halindeki bu yaylaların yanı sıra, şehir topraklarından geçerek Hazar Denizi'ne dökülen Aras Nehri ve Kura Nehri ile Allahuekber Dağları, Kısır Dağı, Akbaba, Aladağ ve Aşağıdağ gibi önemli yükseltiler Kars'ın benzersiz coğrafi karakterini oluşturmaktadır.
İki Milyon Yıllık Tarih ve Paleolitik İzler
Kars topraklarının tarihi, yapılan arkeolojik kazı çalışmaları ışığında yaklaşık iki milyon yıl öncesinde yaşanan Yontma Taş Devri (Paleolitik Dönem) dönemine kadar uzanmaktadır. Susuz ilçesindeki Cilavuz Deresi düzlüklerinde şölyen-aşölyen tipte işlenmiş el baltalarına rastlanmış; Ağzıaçık Suyu'nun batısındaki düzlüklerde ve Ani antik kentinde de el baltaları ile büyük yongalar bulunmuştur. Bölgedeki Yazılıkaya mağaralarında yer alan geyik, dağ keçisi ve eşek figürlerini barındıran duvar resimleri ise insanların yörede avcılık ve toplayıcılıkla uğraştıklarını kanıtlamaktadır. Tarih boyunca Urartu Krallığı, Kimmerler, İskitler, Medler, Persler, Ermeni Tigranlar, Roma İmparatorluğu, Partlar, Arşaklılar, Sasaniler, Bizanslılar ve Araplar gibi birçok farklı gücün egemenliğine giren Kars; Selçuklular ve Gürcüler arasında el değiştirdikten sonra Moğollar, İlhanlılar, Altın Orda, Karakoyunlu, Timur, Akkoyunlu ve Safevi yönetimlerinde kalmıştır.
Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Ulaşan Mücadele
Kars toprakları, 1534 yılında Kanuni Sultan Süleyman tarafından Osmanlı Devleti sınırlarına dahil edilmiştir. 19. yüzyıla kadar pek çok kez Rus ve İran saldırılarına maruz kalan yöre, 1877 yılında Ruslar tarafından ele geçirilmiştir. 1917 Bolşevik İhtilali'nin ardından Ermenilerin eline geçen şehir, 7 Nisan 1918'de kurtarılsa da Mondros Ateşkes Antlaşması'nın ardından İngiliz işgaline uğramış ve Güneybatı Kafkas Geçici Hükûmeti'nin merkezi olmuştur. İngilizlerin çekilmesinden sonra tekrar Ermenistan'ın kontrolüne geçen Kars, Türk Kurtuluş Savaşı esnasında 30 Ekim 1920'de Türklerin eline geçmiş, 1921 yılındaki Moskova ve Kars Antlaşmaları ile yeni sınırlarına kavuşarak cumhuriyetin ilanından sonra il yapılmıştır.
Sert İklim Şartları ve Sarıkamış Ormanları
İl genelinde sert bir karasal iklim hakimdir. Yazları kurak, kışları ise yağışlı geçen Kars'ta kış sıcaklıkları -39 °C'ye kadar düşebilmekte ve karla kaplı gün sayısı 120'yi aşmaktadır. Kars ikliminin diğer doğu illerinden en belirgin farkı, en çok yağışın yaz mevsiminde düşmesidir. Yaz aylarında Akyaka, Arpaçay, Digor ve Kağızman ilçeleri; Merkez, Sarıkamış, Selim ve Susuz ilçelerine kıyasla daha sıcak olmaktadır. Sert iklim koşulları sebebiyle genel bitki örtüsü bozkır olsa da, yüksek kesimlerde yer alan dünyaca ünlü Sarıkamış Ormanları ve çayırlarla kaplı geniş yaylalar hayvancılığa elverişli bir zemin sunmaktadır. Ayrıca yörede, dünyada başka hiçbir yerde yetişmeyen nadir bitki türleri de bulunmaktadır.
Geleneksel Üretim ve Ödüllü Kars Kaşarı
Kars ekonomisinin büyük bir kısmı tarım ve hayvancılığa dayanır. İl arazisinin %34,7'si tarım arazisi iken %39,2'si çayır ve meralardan oluşmaktadır. En çok üretilen tarım ürünü yıllık 234.631 tonu aşan üretimiyle buğdaydır; onu arpa ve şeker pancarı izlemektedir. Kağızman ve Digor'da kayısı, elma, ceviz ile beyaz lahana, soğan ve taze fasulye gibi meyve-sebzeler yetiştirilmektedir. Koyun, sığır, keçi, manda ve arıcılık faaliyetlerinin öne çıktığı ilde, en önemli hayvansal ürün Zavod adı verilen mandıralarda işlenen ünlü Kars Kaşarı'dır. Kars Kaşarı, 1937'den 1950 yılına kadar İzmir Enternasyonal Fuarı'nda gravyer ve beyaz peynir ile birlikte Türkiye Birincilik Ödülü'nü kazanarak kalitesini tescillemiştir.