Erzurum ilinin Olur ilçesine bağlı Ormanağzı (eski adıyla Karnavasi) köyünde yer alan Karnavasi Sarayı, Tao-Klarceti bölgesinin zengin geçmişini yansıtan en önemli sivil mimari yapılarından biriydi. Gürcü Himşiaşvili ailesine ait olan bu saray, Osmanlı döneminde Hüseyin Bey Himşiaşvili tarafından Hicri 1249 (Miladi 1833) yılında inşa edilmiştir. Bölge, Orta Çağ'da Gürcistan'ı oluşturan tarihi Tao bölgesinde bulunmaktaydı ve 16. yüzyılın ikinci yarısında Osmanlılar tarafından ele geçirilmişti. 1595 tarihli Osmanlı tahrir defterine göre 152 haneden oluşan Karnavasi, Penek livasının en büyük köyü konumundaydı.
Osmanlı-İran Tarzı Eşsiz Mimari
Karnavasi Kalesi'nin eteklerinde, Oltu Çayı'na sol taraftan katılan derenin kenarında ve yüksekçe bir konumda inşa edilen saray, mimari olarak Osmanlı-İran tarzının seçkin özelliklerini sergilemekteydi. Tamamen sağlam olduğu dönemde 27 odası bulunan saray, ahşap ve taşın iç içe geçtiği karma yapım tekniğiyle kurulmuşti. Alt katı tamamen taştan olan ana yapının üst katlarında ahşap çerçevelerin içi taşla doldurulmuş, hem içten hem de dıştan sıvanarak üzeri kiremit çatı ile örtülmüştü.
Göz Alıcı Duvar Resimleri ve Ahşap Oymacılığı
Saray, sadece yapısal formuyla değil, iç mekanlarındaki sanatsal detaylarıyla da göz kamaştırıcıydı. İç mekandaki ahşap tavanlar ince oymalarla süslenmiş ve yaldızlanmıştı. Kapı ve pencerelerinde ise camilerde görmeye alışık olduğumuz tarzda ince ahşap oymacılığı işlenmişti. Sarayın iç duvarları rengarenk doğa tasvirleriyle bezeliydi; özellikle asma dalları, çiçek demetleri, çalılar ve çeşitli meyve figürleri iç mekanın zengin estetiğini tamamlamaktaydı.
Günümüzdeki Durumu ve Kültürel Mirası
Karnavasi Sarayı maalesef günümüze ulaşamamıştır. Gürcü tarihçi ve arkeolog Ekvtime Takaişvili'nin 1907 yılındaki araştırma gezisi sırasında saray zaten büyük ölçüde harap olmuş durumdaydı ve yalnızca ahşap ana gövdesi ayakta kalabilmişti. Günümüzde bu muazzam yapıdan hiçbir iz kalmamış olsa da, tarihi kaynaklardaki detaylı betimlemeleri bölgenin geçmişteki kültürel çeşitliliğini ve mimari gelişimini belgeleyen en değerli vesikalardandır.