Köklü Tarihi ve Eşsiz Coğrafyasıyla İspir
Erzurum il merkezinin 143 kilometre kuzeyinde yer alan İspir, Doğu Anadolu Bölgesi'ni Karadeniz kıyılarına ve Kafkasya'ya bağlayan doğal ve tarihi yollar üzerinde konumlanmıştır. Deniz seviyesinden ortalama 1.197 metre yükseklikte bulunan ilçe, 2.129 kilometrekarelik yüzölçümü ve çevresini saran görkemli dağlarıyla dikkat çeker. Özellikle Serçeme Vadisi-İspir güzergahında bulunan çok sayıdaki kale ve garnizon, burasının eskiden beri askeri ve ticari amaçlarla kullanılan bir anayol olduğunu göstermektedir. Kaçkar, Mescit Dağı (3.240 m), Deve Dağı (3.363 m) ve Sandık Dağı (3.186 m) gibi çok sayıda yüksek zirveye ev sahipliği yapan bölge, dünyanın en hızlı akan nehirlerinden biri olan ve su sporları ile rafting için son derece uygun alanlar sunan Çoruh Nehri tarafından beslenmektedir. Ayrıca İspir, 2014 yılı verilerine göre sahip olduğu 76.865 hektarlık orman arazisiyle Erzurum'un en fazla orman alanına sahip ilçesi durumundadır.
Çağlar Aşan Zengin Bir Tarihçe
Türkçe İspir kelimesinin Speri adından dönüşüme uğradığı, bu ismin de Sasperi veya Sasperilerden türediği düşünülmektedir. Tarih boyunca Hurri, Urartu, Saka (İskit), Med, Pers, Roma, Bizans, Sasani, Emevi, Abbasi, Selçuklu, İlhanlı, Karakoyunlu, Timurlu, Akkoyunlu, Gürcü Krallığı ve Osmanlı egemenliklerini gören İspir, Urartulara ait çivi yazılı belgelerde Kulka (Qulha) adıyla anılmaktadır. Bizans egemenliğindeyken Sper adını taşıyan yerleşim, Bizans ve Gürcü güçlerinin çetin mücadelelerine sahne olmuştur. 1048'de Selçuklu kuvvetlerince ele geçirilen İspir, Malazgirt Meydan Muharebesi'ne kadar sık sık el değiştirmiş; Alp Arslan tarafından Ebû'l-Kasım Saltuk'a verilmesiyle 1072'de kurulan Saltuklu Beyliği'nin hakimiyetine girmiştir. 1202 yılında beyliğin yıkılmasının ardından II. Süleyman Şah tarafından Mugis ed-Din Tugrul Şah'a bırakılan bölge, Anadolu Selçuklu Devleti ve ardından 1242 yılında Moğol istilasına sahne olmuştur. 1499'da Osmanlı güçlerince İspir Kalesi ele geçirilse de kısa süre sonra Gürcü kuvvetlerince geri alınmıştır. Nihayet 1514 yılındaki Çaldıran Seferi sonrasında kesin olarak Osmanlı hakimiyetine giren İspir, 1515 yılında sancak yapılarak Diyarbekir eyaletine bağlanmış, 1535'te ise Erzurum eyaletinin sancağı olmuştur. İlçe, 1916-1918 yılları arasında Rus egemenliğinde kaldıktan sonra 25 Şubat 1918'de Kazım Karabekir komutasındaki 1. Kafkas Kolordusuna bağlı birliklerce geri alınmıştır.
Kültürel Geçiş Noktası ve Doğa Harikası Yaylalar
Doğu Karadeniz ve Doğu Anadolu bölgelerinin kesişiminde yer alan İspir, her iki coğrafyanın kültürel zenginliğini bünyesinde harmanlar. Yöre halkı Türk ve Hemşinli nüfustan oluşmakta olup, halk dansları arasında horon ve bar oyunları geleneksel yapı taşlarını oluşturur. Tulumun yörede ağırlıklı çalgı olarak kullanılmasının yanında, davul ve zurna eşliğindeki ritimler de bu kültürel çeşitliliğin bir parçasıdır. Coğrafyanın sunduğu en büyük doğal zenginliklerden biri olan yaylalar ise ilçenin vazgeçilmezlerindendir. Bölgede turizm ve hayvancılık açısından önem taşıyan Ahbilik, Apciris, Aşağıfındıklı, Başyurt, Coşurluk, Çayırözü, Derinler, Göçköy, Karakale Çıldır, Karakale, Kaskans, Mesurut, Numanpaşa, Özlüce, Sivrialtı, Subaşı, Yukarıfındıklı, Yumrulca ve Zalkate gibi çok sayıda yayla bulunmaktadır.
Yöresel Ekonomi ve İspir Fasulyesi
Tarıma elverişli alanların sınırlı ve dar olmasına rağmen İspir, zengin meyve ve sebze yetiştiriciliğiyle bilinir. Yörenin en önemli geçim kaynaklarından birisi dut ve dut mamulleri olan pestil, kuru dut, pekmez ve kömedir. Yurt genelinde büyük bir üne kavuşmuş olan ve sofraların vazgeçilmezi sayılan İspir fasulyesi, ilçedeki tarımsal üretimin en önemli simgesidir. Bölge halkının bir bölümü tarım alanlarının azlığı nedeniyle gurbet işçiliğine yönelmiş olup, genellikle fırıncılık mesleğini icra etmektedir. Son dönemlerde seracılık, arıcılık ve suni balıkçılık da ilçe ekonomisine girdi sağlamaya başlamıştır. Ayrıca İspir ve çevresinde işletilmeyi bekleyen değerli kömür, bakır ve altın madeni yatakları bulunmaktadır.