İmerhev veya İmerhevi, günümüzde Artvin ilinin Şavşat ilçesi sınırları içinde kalan tarihi ve coğrafi bir bölgedir. Adı Gürcüce İmerhevi'den (იმერხევი; "imerh'evi") gelen bu bölge, tarihsel olarak Gürcistan'ın Şavşeti bölgesinin bir parçasıydı. 16. yüzyılda Osmanlıların egemenliğine geçen İmerhev, coğrafi şartlarının zorluğu nedeniyle Osmanlıların ilgi odağı olmaktan uzak kalmıştır. Bu durum halkın dilini korumasına imkan tanımış, bölge nüfusu ancak 1780'lerde Müslüman olmuştur. 1878'de Rusya İmparatorluğu'nun kontrolüne giren İmerhev, 1918-1921 yılları arasında Gürcistan Demokratik Cumhuriyeti sınırlarında yer aldıktan sonra 1921 yılında Türkiye topraklarına katılmıştır.
Tarihsel Nüfus Sayımları ve İdari Yapı
İmerhev, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde önemli bir idari birim olmuştur. II. Mahmud döneminde asker temini ve vergi yükümlülerinin belirlenmesi amacıyla yapılan nüfus sayımlarında bölgedeki yerleşim yerleri kayıt altına alınmıştır. 1835 yılında gerçekleştirilen bu nüfus sayımında İmerhev Sancağı'na bağlı 18'i köy 2'si mahalle olmak üzere 20 yerleşim yerinde sadece erkek nüfusu sayılmış olup, toplamda 765 hane ve 2.809 kişi tespit edilmiştir. Dönemin en kalabalık köyleri Balıklı (Zğalsmer), Ilıca (Cinal) ve Taşköprü (İphrevul) olarak belirlenmiştir. Cumhuriyet döneminde, Muvahhid Zeki'nin 1927'de yayımlanan kitabına göre Artvin merkez kazasının nahiyelerinden biri olan İmerhev; Sürevan (Dutlu), İphirevil (Taşköprü), İvet (Mısırlı), Oba, Zakiyet (Yağlı), Bazgiret (Madenköy), Çıksahov (Yayıklı), Zebte (Başkale), Ostaliz (Eski Kale), Çıkor (Çukur), Zetilet (Erikli), Zigalsmer (Balıklı), Diyoban (Meydancık), Daba (Demirci), Havzril (Çağlayan) ve Zeyos (Tepebaşı) olmak üzere 16 köyden oluşmaktaydı. Nahiyenin o tarihteki merkezi Sürevan köyüydü. Daha sonra bu nahiyenin adı Meydancık olarak değiştirilmiştir.
Toplumsal Yaşam ve Kültürel Gelenekler
20. yüzyılın başlarında İmerhevi nüfusunun tamamı Gürcüce konuşan Müslümanlardan oluşmaktaydı. Son derece çalışkan bir halka sahip olan bölgede hırsızlık ve soygun gibi suçlara rastlanmadığı bilinmektedir. Kadınların çarşaf ve peçe kullandığı ancak buna rağmen ev dışında da etkin olduğu, tarlada, ormanda ve değirmenlerde çalıştığı, yabancı erkeklerle de iletişim kurabildiği kaydedilmiştir. Her köyde okul ve caminin bulunduğu bölgede çocuklara Osmanlıca eğitimi verilmekteydi. Dönemin engebeli ve zorlu coğrafi yollarında en önemli ulaşım ve yük taşıma aracı olarak eşek yetiştiriciliğine büyük önem verilmiş, eşekler bölgede atın ve kağnının yerini tutmuştur. Ayrıca bölgede sıtma hastalığı da dönemin sıkça görülen sağlık sorunlarından biri olmuştur.
Tarım, Meyvecilik ve Tarihi Miras
İmerhevi'nin köyleri vadi içlerinde veya yüksek yerlerde yer almasına rağmen düzlük alanlarda ve mutlaka bir su kaynağına yakın şekilde kurulmuştur. Evlerin yakınındaki bahçelerde elma, armut ve dut ağaçları yetiştirilmekteydi. Özellikle ağustos ayında olgunlaşan dutlar ve diğer meyveler şehirlere götürülerek satılmakta veya Ardahan'dan gelen tüccarlar ve Kürtler ile buğday karşılığında takas edilmekteydi. Bölgede yer alan tarihi yapılar arasında Bara Kalesi, İphreuli köyündeki kale, Maden köyü yolu üzerinde bulunan Çağlıyan Kalesi ve Surevani köyündeki kilise kalıntıları ile eski çeşme gibi değerli tarihi kalıntılar yer almaktadır.