Demirciler Köyü'nün Tarihsel Kökenleri ve Mamanati Dönemi
Antik çağda Kolheti Krallığı sınırları içerisinde yer alan Demirciler Köyü, tarihsel süreçte erken ve geç Orta Çağ boyunca Gürcü krallıkları ve prenslikleri idaresinde kalmıştır. Köyün bilinen en eski adı Mamanati (veya Mamaneti) olup, bu isim Osmanlı kayıtlarına Mamanat olarak geçmiştir. 1704 tarihli "Batum Livası Mufassal Defteri" kayıtlarında köyün, Batum livasına bağlı Arhave nahiyesinin bir parçası olduğu ve 35 haneden oluştuğu görülmektedir. Bu defterde hane reislerinin ispenç vergisiyle yükümlü kılınmış olması, o dönemde köy halkının Hristiyan olduğunu ortaya koymaktadır.
Rus Yönetimi ve Cumhuriyet Dönemi Nüfus Hareketleri
Köy, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı'nın ardından Çarlık Rusyası'nın egemenliğine girmiştir. Rus idaresi döneminde yapılan 1886 nüfus sayımında yerleşim; Yukarı Mamaneti (34 hane, 144 kişi) ve Aşağı Mamaneti (26 hane, 104 kişi) olmak üzere iki ayrı köy olarak kaydedilmiştir. Bu dönemde köy nüfusunun tamamı Laz olarak belgelenmiştir. 1918-1921 yılları arasında bağımsız Gürcistan sınırlarında kalan köy, 1921 yılında yeniden Türkiye topraklarına katılmıştır. 1925 yılında adı "Demirciler" olarak değiştirilen köy, zaman içinde büyük göçler yaşamış olsa da, daha sonra Pançureti gibi eski köylerin de buraya bağlanmasıyla nüfusunu korumuştur.
Coğrafi Konumu, Benzersiz Doğası ve Bitki Örtüsü
Artvin il merkezine 37 kilometre, Borçka ilçe merkezine ise 5 kilometre uzaklıkta bulunan Demirciler Köyü, Hopa-Borçka karayolunun kıyısında, Çhala Deresi vadisinde konumlanmıştır. Tarihi seyahatnamelerde vadinin çevresindeki dağların yoğun sarmaşıklarla, yamaçların ise mor çiçekli ormangülü (komar) çalılıklarıyla kaplı olduğu aktarılmaktadır. Bölgenin nemli ve killi toprak yapısında ev yapımında sıklıkla kullanılan kestane ağaçlarının yanı sıra kızılağaç ve meşe ağaçları doğal bitki örtüsünün baskın unsurlarını oluşturur.
Geleneksel Sosyal Yaşam, Ahşap Mimari ve Tarım Kültürü
Köyün tarihsel sosyo-ekonomik yapısı tarıma ve hayvancılığa dayanmaktadır. Tarih boyunca köyde mısır, tütün, buğday, arpa, keten, erzen, kapluca, darı ve kendir yetiştirilmiş, bağcılık, şarapçılık ve arıcılık yapılmıştır. Köy, özellikle "demir elma" adını taşıyan elmasıyla ün kazanmıştır. Geleneksel mimaride evlerin çoğu iki katlı ve ahşap olarak inşa edilmiş olup, bu yapılar birbirine tarlalar arasından geçen dar patikalarla bağlanmıştır. Pınarlarının suyunun duruluğu ve kalitesiyle bilinen köyde, yolcuların susuzluğunu giderebilmesi için her pınarın başına oluklar yapılmış ve ahşap maşrapalar yerleştirilmiştir.