Cvarishevi'nin Tarihsel Geçmişi ve Kökeni
Ardahan ilinin Hanak ilçesine bağlı Sulakçayır köyünün bilinen en eski adı Cvarishevi'dir. Gürcüce bir yer adı olan bu kelime, haç anlamına gelen "cvari" (ჯვარი) ile dere anlamına gelen "hevi" (ხеვი) sözcüklerinin birleşmesiyle oluşmuştur ve "haç dere" anlamına gelmektedir. 1917 yılında bölgeyi ziyaret eden Gürcü araştırmacı ve gazeteci Konstantine Martvileli, köyün haçı andıran bir vadide kurulduğunu ve ismini muhtemelen bu coğrafi yapıdan aldığını belirtmiştir. Cvarishevi'nin yer aldığı Eruşeti bölgesi, tarihsel Gürcistan'ı oluşturan kadim coğrafyalardan biri olup, aynı zamanda Gürcü Hristiyanlığının başta gelen merkezleri arasında kabul edilmekteydi.
Osmanlı ve Rus İmparatorluğu Dönemi Kayıtları
Bölge ve köy, 16. yüzyılın ortalarında Osmanlı İmparatorluğu tarafından Gürcülerden ele geçirilmiştir. 1595 tarihli Osmanlı mufassal defterine göre köy, Gürcistan Vilayeti içindeki Ardahan-i Büzürg livasının Meşe nahiyesine bağlıydı ve Cvarisğev-i Süfla (Aşağı Cvarisğev) adıyla kaydedilmişti. O dönemde köyde 10 Hristiyan Gürcü hane bulunmakla birlikte; buğday ve arpa tarımı, arıcılık, koyun ile domuz besiciliği yapılmaktaydı. Çıldır Eyaleti'nin 1694-1732 dönemine ait cebe defterinde ismi "Cvarishev" olarak geçen yerleşimin, 1706/1707 (Hicri 1118) tarihindeki hasılası 4.000 akçe olarak belirlenmiş ve Hasan adında bir kişiye tahsis edilmiştir. 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı'nın ardından imzalanan Berlin Antlaşması uyarınca Rusya'ya bırakılan köy, 1886 Rus nüfus sayımında Carishevi ismiyle kaydedilmiştir. Bu sayımda köyde yaşayan 266 kişinin (36 hane) 205'i Türk, 61'i ise Kürt olarak nüfusa işlenmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti Dönemi ve Coğrafi Konum
Birinci Dünya Savaşı sonrasında Rus ordusunun çekilmesiyle 1918-1921 yılları arasında bağımsız Gürcistan sınırlarında kalan Cvarishevi, 16 Mart 1921'de imzalanan Moskova Antlaşması ile Türkiye'ye bırakılmıştır. Cumhuriyet döneminde, 1928 yılında Kars vilayetinin Ardahan kazasına bağlı Damal nahiyesinde yer alan köyün adı, Türkçe olmadığı gerekçesiyle 1959 yılında Sulakçayır olarak değiştirilmiştir. Köy, günümüzde Ardahan il merkezine 40 kilometre, Hanak ilçe merkezine ise 14 kilometre uzaklıkta konumlanmaktadır.
Cvarishevi Kalesi (Koçoba)
Sulakçayır köyü sınırları içerisinde yer alan en önemli arkeolojik kalıntılardan biri Cvarishevi Kalesi'dir. Kale, köy merkezinin 1,2 kilometre kuzeybatısında, Kasreti Deresi'nin sağ tarafındaki bir sırtta yer almaktadır. Köylülerin yerel dilde Koçoba (კოჭობა) olarak adlandırdığı bu alanda bulunan kale, kuru duvar tekniğiyle kabaca yontulmuş kesme taşlar kullanılarak inşa edilmiştir. 14 x 10 metre ölçülerindeki megalit yapının günümüze ulaşan duvarlarının yüksekliği 1 ila 2 metre arasında değişmektedir; ancak yapının duvarlarının büyük bir kısmı bugün taş yığını haline gelmiştir.
Tarihi Cvarishevi Kilisesi ve Süslemeli Taş
Köyün geçmişteki Hristiyan nüfusunun ibadet yeri olan Cvarishevi Kilisesi, Osmanlı döneminden önce inşa edilmiştir. 1917 yılındaki incelemelerde yarı yıkık halde olduğu bildirilen bu kilise, sonraki yıllarda tamamen yıkılmış ve yerine köyün camisi inşa edilmiştir. Ancak kiliseye ait tarihi izler tamamen kaybolmamıştır; köy merkezindeki bir evde tespit edilen süslemeli taşın bu kiliseden günümüze kaldığı tahmin edilmektedir. Bahsi geçen bu taşın üzerinde yer alan üç adet kemerli oyuk içindeki kabartma haç motifleri ve silik figür, kilisenin sanatsal ve dini geçmişine ışık tutmaktadır.