Artvin'in Coğrafi Konumu ve Genel Özellikleri
Artvin, Türkiye'nin Karadeniz Bölgesi'nin doğu ucunda yer alan ve Artvin ilinin idari merkezi olan tarihi bir şehirdir. Orta Çağ'da Gürcistan'ın Klarceti bölgesindeki yerleşimlerden biri olan şehir; Erzurum, Bayburt, Ardahan, Ardanuç, Batum ve Hopa gibi önemli merkezleri birbirine bağlayan stratejik bir kavşakta konumlanmıştır. Aynı zamanda Çoruh Havzası'nda Artvin ile Batum arasındaki su yolu taşımacılığının en önemli iskelelerinden biri olarak hizmet vermiştir. Şehir merkezinin yüzölçümü 1.141 km² olup, deniz seviyesinden yüksekliği (rakımı) 500 metredir.
Etimolojik Kökeni ve İsim Efsaneleri
Artvin adının, Ahameniş döneminde bölgede yayılmış olan Zerdüştilik inancıyla bağlantılı olarak ortaya çıktığı kabul edilmektedir. Eski Gürcüce kaynaklarda ve ünlü coğrafyacı Vahuşti'nin eserlerinde Artavani olarak geçen bu ismin kökenindeki "Arta", eski Farsçada Zerdüştilik inancındaki kutsal bir tanrı adını temsil eder. Gürcücede kelimeye "taşıyıcı" anlamı katan "-ovani" ekinin eklenmesiyle oluşan Arta-ovani ismi; tarihsel süreçte Artavani, Artvani ve en nihayetinde Artvin biçimine dönüşmüştür. "Arta'yı barındıran yer" anlamına gelen bu ismin, Çoruh Nehri kıyısında yer alan Artvin Kalesi'nin bulunduğu bölgede antik bir tapınağın varlığına işaret ettiği tahmin edilmektedir. Bölgenin çevresi tarih boyunca Nigali, Ligani ve Livani adlarıyla anılmış, Osmanlı döneminde ise bu adlar Livane veya Livana olarak kayıtlara geçmiştir. Ayrıca halk etimolojisinde, Arutin ve Livane adlı iki kardeşin Kardzveli Kilisesi çevresine yerleşmesi veya Dvin göçmenlerinin kurduğu "Yeni Dvin" (Ard-Dvin) isminden türediğine dair rivayetler de bulunmaktadır.
Antik Çağlardan Orta Çağ'a Tarihsel Süreç
Antik çağda Kolhis ve İberya krallıklarının sınırları içerisinde yer alan Artvin'in, Tunç Çağı'na kadar uzanan köklü bir yerleşim geçmişi bulunur. 1944 yılında gerçekleştirilen arkeolojik kazılarda, bölge çevresinde MÖ 3500-2200 yıllarına tarihlenen Kura-Aras (Erken Trans-Kafkasya Kültürü) yerleşim izleri keşfedilmiştir. Bölge, klasik tarih kronolojisine göre MÖ 8. yüzyılda Kimmerler, MÖ 7. yüzyılda ise İskitler tarafından istila edilmiştir. Daha sonra sırasıyla MÖ 200'de İberya Krallığı'nın, MÖ 119'da Pontus'un ve MÖ 65 yılında Roma'nın egemenliğine girmiştir. Erken Orta Çağ döneminde Gürcülerin önemli bir merkezi olan Tao-Klarceti bölgesinde yer alan şehir, 8. ve 9. yüzyıllarda kuropalatisler tarafından yönetilmiş ve ardından birleşik Gürcistan Krallığı'nın parçası olmuştur.
Osmanlı, Rus ve Cumhuriyet Dönemleri
Gürcistan Krallığı'nın parçalanması ve Moğol istilasının ardından Gürcü atabeglerin yönetimine giren Artvin, 16. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu sınırlarına dahil edilerek Çıldır Eyaleti'ne bağlı Livana (Nisf-i Livana) sancağının merkezi olmuştur. 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sonrasında Rusya'nın egemenliğine giren şehirde, 1874 yılı tespitlerine göre dağların dik yamaçlarına kurulu 2.000 ev, 5 cami, 4 Katolik ve 1 Gregoryen kilisesi bulunmaktaydı. Şehrin çevresi zeytin bahçeleri ve incir ağaçlarıyla kaplı olup; 1882 yılı kayıtlarında şehirde deri fabrikaları ve okulların faaliyet gösterdiği aktarılmaktadır. Rus yönetimi döneminde kurulan Artvin Okrugu'nda Türk, Gürcü ve Ermeni nüfus bir arada yaşamıştır. I. Dünya Savaşı'nın sonlarında Rus ordusunun çekilmesinin ardından 1918-1921 yılları arasında bağımsız Gürcistan sınırlarında kalan şehir, 23 Şubat 1921'de Ankara Hükûmeti'nin verdiği nota doğrultusunda Gürcü birliklerinin çekilmesiyle yeniden Türk topraklarına katılmıştır.