Züheyla Zeynep, ya da tarihteki bilinen adıyla Zeynep Kamil, Osmanlı İmparatorluğu'nun en varlıklı ve nüfuzlu hanımefendilerinden biri olarak yardımseverliğiyle İstanbul'un hafızasına kazınmış öncü bir şahsiyettir. 1828 yılında Mısır'ın başkenti Kahire'de dünyaya gelen bu asil kadın, Mısır Valisi Kavalalı Mehmed Ali Paşa'nın en küçük kızıydı. Saray terbiyesiyle yetişen Zeynep Hanım, annesi Şem'inur Hanım'ın ve seçkin ailesinin sağladığı büyük bir servetin de varisi konumundaydı. Onun yaşam yolculuğu, sadece Mısır saraylarında değil, aynı zamanda payitaht İstanbul'un kalbinde de derin izler bırakacaktı. Eşi Yusuf Kamil Paşa ile el ele vererek inşa ettirdikleri ve günümüzde de şifa dağıtmaya devam eden Zeynep Kamil Hastanesi, bu büyük vefanın en somut kanıtıdır.
Mısır Sarayından Payitahta Ulaşan Büyük Aşk ve Sürgün
Mısır Valisi Kavalalı Mehmed Ali Paşa, sarayında vazifelendirdiği genç bürokrat Yusuf Kamil Paşa'yı çok takdir ediyordu. Bu sevginin bir nişanesi olarak, en küçük kızı Zeynep Hanım ile Yusuf Kamil Paşa'yı 1845 senesinde evlendirdi. Ancak hanedan üyeleri bu izdivaca pek sıcak bakmıyordu. Nitekim 1849 yılında Mehmed Ali Paşa vefat edince, yeni vali Abbas Hilmi Paşa tahta geçti. Vali Abbas Hilmi Paşa, eniştesini Asvan'a sürerek hapsetti. Halası Zeynep Hanım'a ise eşinden boşanması için eşi benzeri görülmemiş baskılar uyguladı. Yusuf Kamil Paşa, zindandayken İstanbul'daki eski dostu Sadrazam Koca Mustafa Reşid Paşa'ya gizlice bir mektup ulaştırarak yardım talep etti. Bunu duyan Osmanlı Padişahı I. Abdülmecit derhal duruma el koydu. Padişahın çıkardığı özel ferman sayesinde üç ay sonra özgürlüğüne kavuşan Yusuf Kamil Paşa, İstanbul'a getirildi. Eşine olan sadakatinden asla vazgeçmeyen Zeynep Hanım da Hac bahanesiyle Mısır'dan ayrılarak gizlice İstanbul'a kaçtı. Kavuşan aşıklar, Koca Mustafa Reşid Paşa'nın Baltalimanı'ndaki zarif yalısında yeniden nikah masasında buluştular.
İstanbul'un Kültür ve Ekonomi Hayatına Yön Veren Bir Çift
İstanbul'a yerleşen çift, kısa sürede şehrin sosyal ve iktisadi hayatında parmakla gösterilen isimler haline geldi. Boğaziçi'nde deniz ulaşımını kolaylaştırmak amacıyla kurulan Şirket-i Hayriye'nin en büyük hissedarlarından biri olan Zeynep Hanım, padişah ve valide sultanın ardından üçüncü sıradaydı. O, öncü bir kadın girişimciydi. Çift, Vezneciler'de bulunan ve Mısır'daki pamuk çiftliklerinin gelirleriyle inşa edilen görkemli Zeynep Hanım Konağı'nda ikamet ediyordu. Halk arasında "Pamuk Saray" olarak anılan bu 79 odalı muazzam yapı, adeta bir kültür merkezine dönüşmüştü. Zeynep Hanım ile 1863 yılında sadrazamlık makamına yükselen eşi Yusuf Kamil Paşa, burada dönemin aydınlarını ağırlıyordu. Bebek'teki Pembe Yalı ve Yakacık'taki yazlık köşkleri de bu asil çiftin ihtişamlı yaşamının diğer duraklarıydı. Konakta düzenlenen dini ve edebi sohbetler, İstanbul entelektüellerinin en önemli buluşma noktası haline gelmişti. Namık Kemal gibi devrin en önemli şair ve yazarları bu toplantıların daimi misafirleri arasındaydı. Zeynep Hanım'ın sofrası herkese açıktı.
Namık Kemal'in Tavsiyesiyle Yükselen Şifa Kapısı
Hiç çocukları olmayan çiftin hayır işlerine yönelmesinde vatan şairi Namık Kemal'in sözleri etkili oldu. Namık Kemal, Zeynep Hanım'a servetinin ufak bir kısmıyla İstanbul'da kalıcı bir hayır eseri inşa etmesini önerdi. Bu tavsiye üzerine derhal harekete geçen çift, padişahtan gerekli izinleri alarak Nuhkuyusu mevkisinde geniş bir arazi satın aldı. Yaklaşık 10.200 metrekarelik bu alanda, 24 Haziran 1875 tarihinde geleceşin efsanevi hastanesinin temelleri atıldı. Ancak inşaat devam ederken Yusuf Kamil Paşa, 10 Ekim 1876 günü hayata gözlerini yumdu. Eşinin vefatıyla sarsılmasına rağmen pes etmeyen Zeynep Hanım, onun en büyük vasiyeti olarak gördüğü hastane inşaatını tamamlamak için bütün gücüyle çalışmaya devam etti. Tam yedi yıl süren zorlu yapım aşamasının ardından, 2 Mart 1882 Perşembe günü hastane muhteşem bir törenle açıldı. Açılış günü adeta bayram havası vardı. Zeynep Hanım, törende mimarlara ve çalışanlara gümüş köstekli cep saatleri ile kıymetli kumaşlar hediye ederek gönüllerini aldı. Üsküdar'da yükselen bu 40 yataklı ücretsiz kadın hastanesi, Osmanlı'nın ilk özel vakıf sağlık kurumu niteliğindeydi.
Nesiller Boyu Süren Bir Vefa Geleneği
Hastanenin ilk kadrolu hekimi bulunmuyordu; gayrimüslüm hekimler dışarıdan gelerek kadın hastalara hizmet sunuyordu. Hizmet veren hekimlerin başında ise şu isimler yer alıyordu:
- Emekli asker tabip Üsküdarlı Dr. Zıpçıyan
- Fransız hekim Jeremia
- Balıklı Rum Hastanesi cerrahı Dr. Dimitri Eftivuli Efendi
Zeynep Hanım, eşinin vefatından on yıl sonra, 1886 yılında hayata veda ederek onun yanındaki ebedi istirahatgahına defnedildi. Bugün ikisi de Zeynep Kamil Hastanesi'nin bahçesinde yer alan ve adlarını taşıyan türbede yan yana yatmaktadırlar. İstanbullular bu yüce gönüllü çifti asla unutmadı. Onların mirası bugün hâlâ yaşamaktadır. Hastanede dünyaya gözlerini açan her bebeğe Zeynep ya da Kamil isminin verilmesi, asırlardır süregelen harika bir vefa geleneğidir. Bu gelenek, kurucuların bir talebi olmasa da halkın onlara duyduğu sonsuz minnetin ve saygının en güzel tezahürüdür.
