11 Mart 1898 tarihinde Kırım topraklarında dünyaya gelen ve 2 Nisan 2008'de Eskişehir'deki evinde hayata gözlerini yuman Yakup Satar, Türk Kurtuluş Savaşı ve Birinci Dünya Savaşı'nın Irak Cephesi'nde sergilediği kahramanlıklarla tarihe geçen, kırmızı şeritli İstiklal Madalyası sahibi efsanevi bir gazidir. O, vatan toprağını müdafaa etmek adına düşmana karşı göğsünü cesurca siper etmiş bir yiğit olarak anılır. Yaşamı sürecinde büyük bir gururla taşıdığı gazi unvanıyla, Türk milletinin hafızasında silinmez izler bırakmayı başarmıştır.
Kırım'dan Eskişehir'e Uzanan Göç Yolu
Hızır Bey ile Bahtlı Hanım'ın evladı olan Yakup Satar, çocukluğunda büyük bir sürgünü tecrübe etti. Aynı zamanda Kırım'da o dönem hüküm süren Rus İmparatorluğu'nun Türk ahaliye yönelik baskıları artış göstermekteydi. Henüz beş yaşındayken ailesiyle yola çıkmak zorunda kalan küçük Yakup, yeni yurtları olacak Eskişehir'e yerleşti. Erken yaşta yaşanan bu büyük göç dalgası, onun ilerideki vatansever ve fedakar mücadelesinin de temellerini atmıştır. Eskişehir topraklarında büyüyen Satar, gençlik yıllarında büyük bir savaşın eşiğinde kendini buldu.
Birinci Dünya Savaşı ve Gizli Gaz Birliği
Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'na dahil olmasıyla birlikte, Yakup Satar için cephe yolları gözüktü. Silah altına alınan genç asker, kısa sürede dikkat çekerek seçkin bir sınıfa dahil edildi. Birlikte görev yapacakları Alman bir kumandan, kritik görevlerin icrası için seçkin 200 eri özenle belirledi. Bu seçkin askerler arasında yer alma başarısı gösteren Yakup Satar, düşmana karşı koz olarak kullanılması hedeflenen ve Gizli Gaz Birliği adıyla anılan son derece kritik bir ekibe dahil edilerek özel eğitimlerden geçirildi. Birlikte, dönemin kimyasal silahları olan zehirli gazların kullanımı ve bunlara karşı korunma yolları konusunda özel eğitimler aldılar. Bu seçkin kadronun esas amacı, edindikleri hayati bilgileri cephelerde savaşan diğer askerlere aktarmaktı. Zorlu eğitim sürecinin ardından dört gruba ayrılan birliğin üyeleri, farklı cephelere dağıtıldı. Yakup Satar, elli kişilik grubuyla on gün süren meşakatli bir yolculuğa çıkarak Bağdat cephesine ulaştı. Operasyonun tüm detayları gizli tutulduğundan dolayı, askeri yetkililer dışında hiç kimsenin bu plandan haberi olmadı. Bağdat'ta hayata geçirilmesi planlanan gizli operasyonların iptal edilmesi üzerine, diğer savaşçılarla normal taburlarda omuz omuza çarpışan kahraman asker, cephe hattında düşmana karşı zorlu şartlar altında direnmeyi sürdürdü.
Esaret, Kurtuluş ve Millî Mücadele Yılları
Bağdat'taki gizli planın iptal edilmesinin ardından Satar, vakit kaybetmeden normal tabura katılarak cephedeki mücadelesine devam etti. Aynı dönemde payitaht İstanbul işgal altında olduğu için Bağdat cephesine hiçbir askeri takviye gönderilemiyordu. Lojistik ve askeri destek kesilince, bağlı bulunduğu birlik İngiliz kuvvetlerine teslim olmak zorunda kaldı. Yakup Satar için böylece yıpratıcı ve uzun sürecek bir esaret süreci resmen başlamış oldu. Tedavi görmek amacıyla tam 65 gün hastanede kalan gazi, ardından iki yıl boyunca esir kampında zor şartlarda yaşadı. Nihayetinde gerçekleştirilen esir değişimi sonrasında serbest kalan Satar, özgürleğe kavuşan adımlarla yola koyuldu. Bağdat'tan İstanbul'a kadar uzanan meşakatli ve tehlikeli yolu tam 22 gün boyunca yürüyerek tamamladı. Esaretten kurtulup memleketi Eskişehir'e uğrayarak ailesiyle kısa bir süre hasret gideren kahraman gazi, hiç vakit kaybetmeden Anadolu'da düşman işgaline karşı başlatılan Millî Mücadele saflarına katılmak üzere tekrar yola çıktı.
Tarihe Geçen Son İstiklal Gazileri
Milli mücadelenin ardından sergilediği üstün çabalarla kırmızı şeritli İstiklal Madalyası ile taltif edilen Yakup Satar, Cumhuriyet döneminin en önemli canlı tanıklarından biri hâline geldi. Yıllar geçtikçe cephe arkadaşları birer birer ebediyete göçtü. Ömer Küyük'ün 12 Ocak 2006 tarihinde, Veysel Turan'ın ise 25 Mart 2007'de vefat etmesiyle birlikte, hayatta kalan son iki gazi unvanını aldılar. Ayrıca Kırımlı Yakup Satar'ın vefatının ardından hayatta kalan tek gazi olarak emekli albay Mustafa Şekip Birgöl kaldı. Birgöl de aynı yılın 11 Kasım tarihinde aramızdan ayrıldı.
Tarih yaprakları 2 Nisan 2008'i gösterdiğinde Eskişehir'deki evinde kızlarıyla yaşayan gazi Satar, saat 22.50 sularında son nefesini verdi. Onun vefatı, Türk milleti için büyük bir hüzün kaynağı oldu. Aziz hatırasına yaraşır şekilde 6 Nisan 2008 günü Eskişehir'de gerçekleştirilen ve halkın büyük katılım gösterdiği resmi bir törenle ebedi istirahatgahına tevdi edildi. Millî Mücadele'nin son yıldızları olan gazilerin vefat tarihleri şu şekildedir:
- Ömer Küyük: 12 Ocak 2006 tarihinde vefat ederek aramızdan ayrıldı.
- Veysel Turan: 25 Mart 2007 günü hayata gözlerini yumdu.
- Yakup Satar: 2 Nisan 2008'de ebedi aleme göç etti.
- Mustafa Şekip Birgöl: 11 Kasım 2008'de hayata veda eden son gazi oldu.
