Asıl adı Abdülkadir Demirkan olan ve mahkeme kararıyla Pirhasan soyadını alan Vedat Türkali, 13 Mayıs 1919'da Samsun'da doğmuş; Türk edebiyatında romanları, senaryoları ve şiirleriyle derin izler bırakmış bir ustadır. Usta yazar, 29 Ağustos 2016 tarihinde Yalova'da tedavi gördüğü hastanede 97 yaşında yaşama gözlerini yummuştur. Edebi üretkenliğiyle ve siyasi duruşuyla Türkiye'nin çalkantılı dönemlerine tanıklık eden yazar, kalemiyle toplumsal dönüşüme katkı sunmayı amaçlamıştır. Mezuniyetinin ardından Kuleli ve Maltepe askeri liselerinde edebiyat öğretmenliği yaparak başladığı kariyer çizgisi, siyasi düşünceleri yüzünden 1951 yılında tutuklanmasıyla kesintiye uğramıştır. Dokuz yıl hapis cezasına çarptırılan yazar, yedi yıllık tutukluluk sürecinin ardından şartlı tahliyeyle özgürlüğüne kavuşarak kültür ve sanat alanındaki asıl üretim dönemine adım atmıştır.
Öğretmenlikten Cezaevine Uzanan Zorlu Yıllar
Gençlik yıllarında Samsun Lisesinde eğitim gören yazar, yükseköğrenimini tamamlamak amacıyla İstanbul'a gelmiştir. 1942 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünden mezun olarak eğitim hayatını başarıyla sonlandırmıştır. Aynı yıl Merih Pirhasan ile evlenmiştir. Edebiyat diplomasını aldıktan sonra Maltepe Askerî Lisesi ve Kuleli Askerî Lisesi bünyesinde genç zihinlere edebiyat öğretmenliği yapmıştır. Ancak siyasi fikirleri bu görevi sürdürmesini engelledi. 1951 yılına gelindiğinde, siyasi düşünceleri gerekçe gösterilerek öğretmenlik görevine son verilmiş ve ardından tutuklanmasıyla sonuçlanmıştır. Mahkeme tarafından dokuz yıllık ağır bir hapis cezasına mahkûm edilen şair, cezaevinde yedi yıl boyunca kalmıştır. Şartlı tahliye yasasıyla serbest bırakılmıştır.
Yeşilçam Senaristliği ve Edebiyatta Zirve
Hapishane yıllarından sonra yayıncılık dünyasına yönelen yazar, yakın dostu Rıfat Ilgaz ile birlikte Gar Yayınları'nı kurmuştur. Bu girişimle yayıncılıkta adından söz ettiren sanatçı, 1960 yılına gelindiğinde sinema dünyasına adım atmaya karar vermiştir. Dolandırıcılar Şahı filmiyle senaristliğe başladı. Beyazperdeye kazandırdığı bu ilk senaryonun ardından sinema sektöründeki üretimlerine ara vermeden devam etmiştir. Yazar sinemada yönetmenliği de denemiştir. 1965 yılındaki bu denemenin ardından Türk edebiyatına yön veren büyük romanları yazmaya koyulmuştur. Kaleme aldığı Bir Gün Tek Başına ve Mavi Karanlık isimli başyapıtları, Türk edebiyat dünyasının en büyük ve en değerli eserleri arasına adını yazdırmıştır. Bu devasa edebi başarıyı, sonraki yıllarda yayımlanan Yeşilçam Dedikleri Türkiye ve Tek Kişilik Ölüm adlı popüler romanları izlemiştir. Eserlerinde toplumsal dinamikleri ve bireyin yalnızlığını derinlemesine inceleyen yazar, romancılıkta son derece özgün bir üslup yakalamıştır.
Yazarın edebiyat ve sinema dünyasına damga vuran başlıca eserleri şunlardır:
- Bir Gün Tek Başına (Roman)
- Mavi Karanlık (Roman)
- Yeşilçam Dedikleri Türkiye (Roman)
- Tek Kişilik Ölüm (Roman)
- Dolandırıcılar Şahı (Film Senaryosu)
Siyasi Mücadele ve Aile Hayatı
Edebi kimliğinin yanı sıra siyasi duruşuyla da adından söz ettiren yazar, Türkiye Komünist Partisi bünyesine ilk katılan üyelerden biri olmuştur. Yaşamı boyunca siyasi inançlarından ve mücadelesinden ödün vermeyen Türkali, Türkiye sol hareketinin simge isimlerinden Mihri Belli ile yakın bir dostluk kurmuştur. Sadece dostluklarıyla değil, Türk sinemasının usta yönetmenlerinden Atıf Yılmaz ile kurduğu yakın arkadaşlık ve akrabalık ilişkisiyle de bilinmektedir. Atıf Yılmaz'ın hem yakın dostu hem de kayınpederi olan sanatçı, sinema çevreleriyle bağını her zaman güçlü tutmuştur. Vedat Türkali ayrıca sanatsal yeteneğini çocuklarına da aktarmıştır. Kendisi gibi sanat dünyasında yer edinen oyuncu Deniz Türkali ile başarılı yönetmen Barış Pirhasan'ın babasıdır. Zeynep Casalini'nin ise dedesiydi. Aktif siyasetle bağını koparmayan usta kalem, 2002 yılında gerçekleştirilen genel seçimlerde Demokratik Halk Partisi bünyesinden milletvekili adayı olarak siyaset sahnesinde de aktif olarak yer almaya çalışmıştır.
Türk edebiyatının usta ve çınar isimlerinden Vedat Türkali, 29 Ağustos 2016 tarihinde Yalova'da tedavi görmekte olduğu hastanede 97 yaşında vefat etmiştir. Vefatının ardından cenazesi İstanbul'a getirilmiştir. Naaşı Zincirlikuyu Mezarlığı'na defnedilmiştir. Geride bıraktığı eserler ve yetiştirdiği sanatçılarla Türkiye'nin kültür belleğinde yaşamaya devam etmektedir.
