Türk sinemasının ve edebiyatının en üretken zihinlerinden biri olan Hasan Barış Pirhasan, 15 Ağustos 1951 tarihinde İstanbul'da dünyaya gözlerini açtı. Babası Vedat Türkali'den devraldığı kültürel mirası kendi özgün sanat dışavurumuyla birleştiren sanatçı; yönetmen, senarist ve şair kimliğiyle tanınır. Eğitim hayatını İstanbul, Ankara ve Londra üçgeninde şekillendiren Pirhasan, sanat yolculuğuna şiirle başladı. Kendisi, Yeşilçam'ın dönüşüm yıllarında kaleme aldığı sıradışı senaryolarıyla sektörde derin izler bırakmayı başardı. Ayrıca yönetici dehası ve edebi duyarlılığıyla, toplumsal meseleleri beyaz perdeye şiirsel bir dille aktardı.
Şairlikten Sınırsız Düşlere: Barış Pirhasan'ın İlk Adımları
Gençlik yıllarında eğitimine İstanbul'da başlayan Barış Pirhasan, sırasıyla Aydın İlkokulu ve İngiliz Erkek Lisesi sıralarından geçti. Daha sonra üstün başarısıyla Ankara Fen Lisesi bölümünde okumaya hak kazandı. Burada fen bilimleriyle tanışan genç, tıp fakültesinde de iki yıl geçirdi. Ancak içindeki sanat aşkı ona başka bir yol çizdi. 1976 yılında Boğaziçi Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü'nden mezun oldu. Sanat eğitimini taçlandırmak amacıyla İngiltere'ye yönelerek, Londra'daki seçkin okul The National Film and TV School bünyesinde yüksek lisans derecesini tamamladı.
Pirhasan'ın sözcüklerle kurduğu bağ sadece sinemayla sınırlı kalmadı. Üniversite yıllarından itibaren, 1973 yılından başlayarak şiirlerini edebiyat dünyasıyla paylaştı. Yeni Dergi, Militan, Sanat Emeği ve Hürriyet Gösteri gibi ünlü dergilerde şiirleri yayımlandı. Edebi verimliliği yıllar içinde önemli kitaplar doğurdu. Şairin en tanınmış şiir kitapları arasında şunlar yer almaktadır:
- Tarih Kötüdür / İmzasız El Yazıları (1985)
- Babam Benden Hiçbir Şey Anlamıyor (1995)
- Hurrem (2011)
- Aşkla Kedi Arasındaki Yedi Benzerlik (2012)
Aynı zamanda, yazmış olduğu Hoşça Kal adlı lirik şiir, Karadeniz müzaliğinin efsane ismi Kazım Koyuncu tarafından bestelenerek geniş kitlelere ulaştı. Bu durum onun halk nezdinde daha da sevilmesini sağladı.
Atıf Yılmaz'dan Başlayan Sinema Yolculuğu
Edebiyatta gösterdiği duyarlılığı sinema dünyasına da taşıyan sanatçı, ilk senaryosunu bilimkurgu türündeki 1983 yapımı Badi filmiyle yazarak sinemaya adım attı. Genç senarist, bu yapımda aynı zamanda oyunculuk performansı da sergileyerek çok yönlülüğünü gösterdi. 1985 ile 1990 yılları arasında, Türk sinemasının usta yönetmeni Atıf Yılmaz ile önemli bir iş birliğine imza attı. Yılmaz'ın kadın temalı ve toplumsal eleştiri içeren en seçkin altı yapıtının senaryosunu kaleme alarak sektördeki rüştünü ispatladı. Bunlar arasında Adı Vasfiye, Aaahh Belinda, Değirmen, Asiye Nasıl Kurtulur, Kadının Adı Yok ve Bekle Dedim Gölgeye gibi sinema tarihimizin köşe taşı olan filmleri sayabiliriz. Bu başarılı filmler sayesinde Türk sinemasının yepyeni bir kadın anlatısı ve modernleşme süreci başladı.
Pirhasan, senaristlikte yakaladığı yükselişi yönetmenlik koltuğuna geçerek taçlandırmak istedi. 1989 yılında, ilk yönetmenlik deneyimi olan Küçük Balıklar Üzerine Bir Masal filminin hem senaryosunu yazdı hem de yapımcılığını üstlendi. 1996 yılında yönettiği ve yazdığı Usta Beni Öldürsene filmiyle büyük bir çıkış yakalayan yazar, 1997 yılında 34. Altın Portakal Film Festivali kapsamında En İyi Senaryo ödülüne layık görüldü. Başarısı bununla da kalmadı; 1998 yılında düzenlenen 10. Ankara Uluslararası Film Festivali'nde aynı filmle En İyi Senaryo, En İyi Yönetmen ve En İyi Film ödüllerinin tamamını toplayarak büyük bir sükse yaptı. Ayrıca bu ödüllü yapıt, Emden Uluslararası Film Festivali'nde prestijli Emden Film Ödülü'ne aday gösterildi.
Kültürel Bir Mirasın Taşıyıcıları: Edebi Aile Kökleri
Barış Pirhasan'ın sanatla iç içe olan öyküsü, doğup büyüdüğü aile ortamıyla da doğrudan ilişkilidir. Kendisi, Türk edebiyatının ve sinemasının efsanevi kalemi Vedat Türkali'nin oğludur. Ailenin diğer üyeleri de sanat dünyasının önde gelen isimleri arasında yer alır. Ablası değerli sinema oyuncusu Deniz Türkali iken, oğlu ise sektörde yönetmenlik yapan Yusuf Pirhasan'dır. Kızı Emine Pirhasan ise müzisyen kimliğiyle ailenin sanat geleneğini sürdürür. Sanatçı, bu köklü edebi çevrenin verdiği ilhamla eserlerinde derin toplumsal gözlemlere yer verir.
Yıllar boyunca çok sayıda sinema filmi ve televizyon dizisinde görev alan usta sanatçı, 2007 yılında yönettiği Adem'in Trenleri filmiyle İstanbul Film Festivali'nde Altın Lale ödülüne aday gösterildi. Son dönemde ise biyografik bir yapıt olan 2019 yılı yapımı Cep Herkülü: Naim Süleymanoğlu filminin senaryosunu kaleme alarak, sinemaseverlerin hafızalarındaki yerini perçinledi. Edebi birikimini görsel sanatlarla harmanlayan Pirhasan, hem Türkiye Yazarlar Sendikası hem de Film Yönetmenleri Derneği üyesi olarak sektöre yön vermeye devam etmektedir.
